X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Selçuk Yöntem: Herkes ünlü olabilir ama aktör olamaz
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Selçuk Yöntem: Herkes ünlü olabilir ama aktör olamaz

  • Giriş Tarihi: 27.9.2015
Selçuk Yöntem: Herkes ünlü olabilir ama aktör olamaz
Selçuk Yöntem: Herkes ünlü olabilir ama aktör olamaz

Selçuk Yöntem setlerdeki çalışma koşullarından dolayı kendisini çok heyecanlandıran bir proje gelene kadar dizi çekmeyecek. "Bir oyuncunun 14 saatlik bir çalışma içinde nasıl bir performans sergilemesi beklenebilir" diyen Yöntem'in aktörlükle ilgili sözleri ise dikkat çekici: Bir diziyle meşhur olursunuz ama aktör olamazsınız

Hep merak edilen adamlardan o... Konuştukça, tanıdıkça "Keşke daha çok vakit geçirme şansımız olsa" diye düşündüren insanlardan... Keyifli, yaşamı bir lütufmuş gibi yaşayanlardan... Belki de bu yüzden her yaştan kadını kendine hayran bırakabiliyor. Ama bu ara Selçuk Yöntem, hayran kitlesini oyunculuğuna hasret bıraktı. Kim Milyoner Olmak İster? yarışmasını sunmanın dışında, onu ekranda görmek mümkün değil. Birçok dizi için adı telaffuz ediliyor ama hiçbirinin gerçeklik payı yok. Yöntem, ekranlara bir süreliğine veda etmiş durumda... Kendine göre nedenleri de var... Hepsini konuştuk... Ama öncesinde biraz Selçuk Yöntem'in geçmişinde dolanalım... İstanbul Eyüp'te doğan Yöntem, Şişli Terakki Lisesi'nde okudu. Ardından konservatuvar macerası başladı. İlk yıl okuldan atıldı ama yılmadı. Danıştay kararıyla okula döndü. İlk evliliğini üniversite yıllarında tanıştığı Zuhal Olcay'la yaptı... Bir yıl süren evlilikten geriye, bugünlere uzanan bir dostluk kaldı... 32 yıldır Cihan Yöntem ile evli... Onlar eşiyle her şeyin ötesinde iyi arkadaşlar... Kızları Iraz da, tıpkı Selçuk Yöntem gibi tiyatro sanatçısı... Bundan sonrasını Selçuk Yöntem anlatıyor;

- Konservatuvardan mezun olduktan sonra tiyatro ile yürümek varken, siz sadece dizilerde de çalıştınız. Bir tercih miydi bu?
- Bizim dönemimizi ele alırsak, bizler daha idealist bir yapıya sahiptik. Kimse kusura bakmasın; okulumuzu okurken mesleğimize karar verdiğimizde daha bilinçli hareket eden bir jenerasyonuz biz. Bunu yaptığımız için yan işler kendiliğinden gelmeye başladı. Çünkü eğer mesleğinizde iyi olmaya çabalarsanız, onun kolları var; film yapmak, dizi yapmak, sunuculuk yapmak gibi... Devlet tiyatrosu ailesine katıldıktan bir yıl sonra ilk dizimi yaptım. Atlı Karınca diye bir diziydi. Sonra kendi idealist yapımızda karar verdik; 10 yıl dizi yapmayacağız diye...

- Biz diye sözünü ettiğiniz kişiler kimler?
- Kendi jenerasyonum, arkadaşlarım... Zuhal Olcay, Levent Öktem, Rüçhan Çalışkur, Derya Baykal, Melek Baykal... Gerçekten çok idealist bir tavırla bakıyorduk her şeye... Yüzümüzü eskitmeyelim, tiyatronun evrenselliğiyle, insanla daha iç içe olalım istedik. Toplumla daha çok birlikte olalım ve kaynaşalım dedik. Aradan yedi yıl geçti ve ben hiç dizi yapmadım. O zamanlar dizi yapmak, sinema filminde oynamak çok büyük bir olaydı. Çok ünlü bir dizi yaptım, Ahmet'in Günlüğü isimli... Atlı Karınca'yı yaptığımız zaman, her bölümde bir tiyatro yazarının kısaltılmış oyunlarını oynuyorduk. Tüm bu yıllar boyunca tiyatro aynı hızı ve heyecanıyla devam etti, çok güzel prodüksiyolar içinde yer aldım. 90'lı yılların ortalarına geldiğimizde kanallar çoğaldı ve iş üretimi arttı. Devridaim başladı. Dizi olayları gelişmeye başladı. Yani 90'larda vardiya başladı! O dönemde ilk serüvenim Süper Baba'ydı. Ve diziler 45 dakikaydı. Ben sete çağrılmayı bekliyordum, "Keşke daha çok çağırsalar" diye bekliyordum. O zaman da dizilere reklam arası dizi deniyordu. O kadar çok reklam yayınlanıyordu ki. Sonra RTÜK kuruldu ve buna çare bulundu ve reklamlar dakikalara bölündü. O zaman iş çığrından çıktı, diziler uzadıkça reklam artıyordu. İş bu noktaya geldi yani 120 dakika dizi çekilir hale gelindi.

HANGİ YÜZÜ SATACAĞIM?
- Bu yorgunluğun ötesinde bir oyuncuyu nasıl etkiler?
- 1990'lı yılların sonunda üç sinema filmi yaptım ve bunların her birini 14 günde çektik. Şimdi dizi için aynısını beş günde çekiyoruz. Bu giderek kaliteyi de yok ediyor, oyuncu performansını da etkiliyor. Suratlar düşüyor. Ve bugünlere gelindi. Bir de baktım ki tüm bunları yaparken bir yarışma programı sunmaya başladım, Büyük Risk. Sonra o bitti, kaderin bir cilvesi Kim Milyoner Olmak İster'i sunmaya başladım. Bu bir sunuculuk işi değil, aktörlüğün yan kolu... Orada da bir oyun var, rol var. Ama bir yarışma programı sunarken bir dizi yapmak çok çok yorucu.

DİZİ ÇEKMEYİ ÖZLÜYORUM AMA...
- Bir ara yarışmayı sunduğunuz dönemde Bugünün Saraylısı'nda oynuyordunuz...
- Bu saatten sonra dizi çektiğimde onun tadına varmak istiyorum. Çünkü yüzünüzü, sesinizi satıyorsunuz. 14 saat çalışarak hangi yüzü, sesi satacağım?

- Günde 14 saat çalışınca ne oluyordu size?
- Bir kere gerginlik, stres, sinir... Bu bireysel değil tüm ekip için geçerli. Set ekibi dehşet biçimde yoruluyor ve mucize yaratıyor. Bu gerginlik yayıldığı zaman o işin sağlıklı olması mümkün mü? Siz komedi oynuyorsunuz, gece saat 04:00'te uyandırıldığınızda, kimi güldürebilirsiniz? Gece yarısı, o suratla nasıl bir enerji yansıtacaksınız?

- Ama yıllarca yaptınız...
- Evet. Yaptım, yaptık... Bir zaman geldikten sonra, artık 120 dakikalık bir dizi çekim sürecini kaldırmam mümkün değil. Artık beş gün çalışma temposunu kaldırabileceğimi sanmıyorum. Beni heyecanlandıracak bir senaryo olmadığı sürece yapmış olmak için dizi yapmayacağım.

- Özlemiyor musunuz?
- Özlemez olur muyum! Özlüyorum. Set atmosferini yaşayıp, sonuca ulaşıp, onu ekranda görmek ve seyirci reaksiyonunu almak kadar mutluluk verici bir şey yok. Ama bu işi üretirken iki saat mutlu, dokuz saat mutsuz olursan tadı kaçıyor. İnsanın hayatından çalıyor.

- Her gün yeni bir yüz, yeni bir star... Nereye kadar gider bu böyle?
- Kalıcı olmak gerekiyor, aranan yüz olmak gerekiyor. Bunu genç jenerasyon için söylüyorum. Türkiye'de herkes bir gecede şöhret olabiliyor. Bir diziyle meşhur olmak mümkün. Ondan sonra bir dizi daha oynuyor ama o tutmayabiliyor ve yeni insanlar aranıyor. Üretilen nitelikli olmuyor çünkü tüketim çok çabuk. O zaman kalıcı olmuyorsunuz, aranan yüz olamıyorsunuz. Bu işin sırrı, aranan yüz olmak, kalıcı olmak... Herkes ünlü olabilir ama aktör olamaz.