X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İmkansızı istedi ve gerçekleştirdi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İmkansızı istedi ve gerçekleştirdi

  • Giriş Tarihi: 11.10.2015
İmkansızı istedi ve gerçekleştirdi
İmkansızı istedi ve gerçekleştirdi

15'inde annesiyle Los Angeles'a taşındığında yıl 2004'tü. 11 yılda Emma Stone Hollywood çarkının dişlileri arasından en az hasarla çıktı. Bugün yeni kuşak kadın oyuncular arasına adını yazdırmış durumda. Sevimli, enerjik, isterse seksi de olabilen Stone ne oyunculuğu ulvi görenlerden ne de şöhretin büyüsüne kapılanlardan...

15 yaşında bir kızsınız! Oyuncu olmak istiyorsunuz. Hollywood'un kalbi Los Angeles'a gider, kendinizi gösterirseniz hayalinizi gerçekleştireceğinizi düşünüyorsunuz. Ama bunun için ailenizi ikna etmeniz gerekiyor. Emma Stone'un o yaşta yaptığı tam da bu. 2004'te annesi ve babasını karşısına alıyor, Madonna'nın Hollywood şarkısından bir sunum hazırlıyor. Anne baba, küçüklüğünden beri tiyatroya düşkün kızları tarafından ikna ediliyor. Çılgınlık değil mi? Hem Stone için hem de aile için... Ama emin olun Emma Stone'nun hayatındaki tek çılgınlığı (açıkladığı kadarıyla) bu ve bu çılgınlık sayesinde bugün onunla ilgili yazı kaleme alıyoruz. Stone 2004 yılında annesiyle Los Angeles'a yerleşiyor ve bir rol kapıp kendini göstermenin peşine düşüyor. 11 yıl geçmiş aradan geldiği noktada tüm dünyanın tanıdığı bir Hollywood oyuncusu o. Yani hayallerini çoktan gerçekleştirmiş birisi var karşımızda. Kah sarışın kah kızıl olarak (genelde kızıl) filmlerde görünen Emma Stone, oyunculuğa öyle ulvi anlamlar yükleyenlerden değil. Hollywood'daki keskin çarkın içinden sağlam çıkan Stone (ilk yıllarında yaşadığı hayal kırıklıkları var elbet ama annesinin de desteğiyle üstesinden gelmiş) kendisini yıldız kategorisine de sokmuyor. Çok basit bir denklem içinde yaşıyor hayatını. Rol teklifi geliyor, kabul ederse oynuyor, ki bu esnada çok fazla titizlenerek çalışıyor, sonrasında kalan boş vakitlerini de birçoğumuz gibi ailesi ve sevdikleriyle geçiriyor.

ACIKLI HİKAYEM YOK
"Benim öyle acıklı bir hikayem yok" diyecek kadar dürüst. Ama sezgilerinin kuvvetli olduğu da bir gerçek. Diğer bir gerçekse kameranın onu çok sevdiği. Hatta sarışın olmasına rağmen kızıl halini daha çok seviyor kamera. 2007 yapımı Çok Fena/Superbad filmiyle dikkatimizi çeken Emma Stone, sarışınlar da akıllıdır demeye getiren komedi filmi Tavşan Kız/The House Bunny, defalarca izlenmeyi hak eden korku komedi Zombieland, çok da hatırlamak istemediğimiz Hayalet Sevgililerim/ Ghosts of Girlfriends Past gibi filmlerin ardından 2010'da Easy A'de gerçekten önemli bir performans sergiledi. Zaten bu performansıyla da Altın Küre'de adaylık kaptı ve bu adaylık Hollywood dünyasında onun bir üst kategoriye geçmesini sağladı. Komedi ağırlıklı giden filmografisinde dramatik rollerde de kendini göstermeye başlaması da bu döneme denk düşer. Mesela 2012 yapımı dört dalda Oscar'a aday gösterilen 1960'lardaki ABD'deki ırkçılığa eleştirel bakan Duyguların Rengi/ The Help'de rol aldı. Rolün altından kalkmasını da bildi. 2012 şanslı yılı Emma Stone'nun. Çünkü bir yandan Duyguların Rengi diğer yandan İnanılmaz Örümcek Adam filmindeki çıkışı. Açıkçası bu film kendisi için tarihi bir fırsattı. O da değerlendirdi. Peter Parker'ın sevgilisi Gwen Stacy'i oynadı. Artık birinci sınıf stüdyo filmlerinde rol alabiliyordu. Hollywood'a gelmesinin üzerinden ise sadece sekiz yıl geçmişti. Sonrasında Suç Çetesi ve birkaç film daha... Hangi filmiyle Woody Allen'ın dikkatini çekti bilemiyoruz. Ama usta yönetmen Sihirli Ay Işığı/Magic in the Moonlight'ta ona başrolü verdi. Colin Firth ile kamera karşısına geçen Stone, daha çok sezgilerinin yardımıyla iyi bir performans sergiledi. Artık eleştirmen cenahı da ona sıcak bakmaya başlamıştı. Çünkü gençlik komedi filmlerinin aranan oyuncusu olmanın ötesine geçmişti. Woody Allen sonrası ise Inarritu'nun Birdman veya (Cahilliğin Umulmayan Erdemi) filmi vardı sırada. Kabul edelim Emma Stone bu filmle kariyerinin zirvesine çıktı. Oscar alan filmdeki performansı ona Altın Küre ve Oscar dahil pek çok ödülde adaylık getirdi. Bu başarı artık yeni kuşak kadın oyuncular arasındaki yerini aldığının ispatıydı.

İNSANIN ZAAFLARI VARDIR
Stone Türkiye'de bu hafta vizyona giren Mantıksız Adam/Irrational Man filminde ikinci kez Woody Allen ile buluşuyor. Orta yaş krizine giren ve küçük bir üniversitede ders veren bir felsefe profesörüyle onun öğrencisi arasındaki ilişkiyi anlatan filmde Stone, hayatı anlamaya çalışan ve kendini bulmaya çalışan genç kız rolünde. Joaquin Phoenix'le karşılıklı oynayan Stone'nun filmde iyi olduğu pek söylenemez. Hatta Sihirli Ay Işığı'na göre daha vasat bir performans sergiliyor. Ama nihayetinde bir Woody Allen filminde oynuyor. Giyim kuşam konusundaki serbest tavrı, bol sıfırlı kazancı (gözümüz yok elbet) ve İnanılmaz Örümcek Adam'daki rol arkadaşı Andrew Garfield ile yaşadığı aşk (Ha bir de Jim Carrey'in ona ilanı aşk etmesi var tabii) sayesinde magazinel haberlerin öznesi olsa da o kendini biliyor. 'Abarmayın her şeyi, insan dediğin mükemmel değildir' tavrıyla yaşıyor! 11 yaşına kadar parmağını emdiğini, oynadığı filmleri izleyemediğini açıklıkla söyleyebiliyor. Boş zamanlarında örgü örmeye bayıldığını itiraf edebiliyor! Söylediğine göre ABD'de insanlar sanki aynı liseyi okumuşlar gibi yaklaşıyormuş kendisine. Bize verdiği his ise hem enerji hem de oyunculuk açısında Demet Evgar ile Ezgi Mola'nın bir bedende ortaya çıkmış hali gibi. Sevimli, enerjik, isterse de seksi. Ama tüm kariyeri düşünülürse inatçı, çok çalışkan ve şanslı...