Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Elveda şort, merhaba kravat

Giriş Tarihi: 22.11.2015
Elveda şort, merhaba kravat

Hidayet Türkoğlu 15 yıl Amerika'da yaşadı, NBA'de sayısız başarıya imza attı. Yakın zamanda basketbolu bırakan Hido, Türkiye Basketbol Federasyonu CEO'luğu teklif edilince valizini topladı, eşi ve çocuklarını Amerika'da bırakarak Bayrampaşa'ya döndü. 36 yaşında yepyeni bir kariyere soyunan spor adamı övgüye alışık, eleştirilere ise hazırlıklı. Sahalardan masa başına transfer milli gurur yeni görevi için gardırobunu tamamen yeniliyor

Mayısta Los Angeles'ta buluşmuştuk Hidayet Türkoğlu'yla. NBA'de az sayıda basketbolcuya nasip olan rekorları kıracaktı bir sezon daha oynasa. Ama bir yandan da hayali İstanbul'a dönmekti. Yaz geçti. Hidayet Türkoğlu basketbolu bıraktığını açıkladı. Türkiye Basketbol Federasyonu'nun CEO'luk görevine getirildi. "NBA'de bir yıl daha oynamak istedim ama fizik olarak yapamayacağımı fark ettim" diyen Türkoğlu yeni görevine her anlamda hazırlanıyor. İstanbul'a alışıyor en başta. Bir stilistle çalışmaya başlayan sporcu gardırobunu da yeniliyor. Yıllarca yurtdışında yaşayan Türkoğlu eşi ve kızları gelene kadar Bayrampaşa'da ailesiyle yaşamaya karar verdi. Basketbolla ilgili sayısız hayali olan Hido bundan sonra gelecek eleştirilere de sporcuyken olduğundan daha sert yanıtlar vermeye kararlı. Yoğun programının arasında Hidayet'le buluşup yeni hayatını ve CEO'luğun onu nasıl değiştirdiğini konuştuk.

- Neler değişti mayısta son görüştüğümüzden beri hayatınızda?
- Çok büyük değişiklikler oldu. Bir anda ülke değiştirdim en başta.

- Amerika'yı özlüyor musunuz?
- Valla ne yalan söyleyeyim özlüyorum. Ama bazen bir fırsat gelince onu geri tepmek olmuyor. Hayatta bazı şansları değerlendirmek gerekir.

- Nesini özlüyorsunuz?
- En çok havasını özlüyorum. Buraya gelmeden hemen önce denize giriyordum. Hava o derece sıcaktı. Arada bir arkadaşlarla şakalaşıyoruz. Güzelim havadan geldim soğuğun, trafiğin içine attım kendimi diye. Soğuktan nefret ediyorum. Alerjim var kötü havaya. Artık palto malto bir şeyler alacağım.

STİL DANIŞMANIM OLACAK

- Gardırobunuz da değişmek zorunda...
- Tamamen değişecek. Menajerim sağ olsun, birkaç kişiyle görüşüyoruz. Hem kış için hem de yeni pozisyonum için bir gardırop yenilemesi yapmam gerekiyor.

- Elveda şortlar, merhaba kravatlar diyebilir miyiz?
- Aynen öyle diyebiliriz. Merhaba kravatlar, ceketler... Ben zaten giyinmeyi çok seven bir insanım. Çok titizimdir o konuda. Çoraplarım da hep rengarenktir. Yaşadığınız kent giyim stilinizi etkiliyor. Orlando küçük bir şehir, iklimi de ılıman. Her zaman takım elbise giyilmiyor. Ancak maçlara giyebiliyordum. Şimdi konumum itibarıyla ceket, kravat kullanmak durumunda kalacağım. Önümüzdeki günlerde bir stil danışmanı ile çalışmaya başlayacağım. Bu konuya olan merakımı o profesyonel bir gözle yönlendirecek.

- Basketbol Federasyonu CEO'su oldunuz. Ne olacak göreviniz?
- Üç ana görevim olacak. Milli Takımlar, TBL (Türkiye Basketbol Ligi), Süper Lig. Ayrıca sponsorluklardan sorumlu olacağım. Üst düzey yönetici olarak beni buraya getirdiler. Amerika'da NBA'de oynarken edindiğim hem basketbola hem de basketbol dışındaki faaliyetlere dair deneyimlerimi buradaki sistemle bir şekilde kaynaştıracağım. Amacım Türk basketbolunu daha iyi yerlere getirmek. Bu yüzden böyle bir pozisyon açıldı benim için.

- Daha önceden var olan bir pozisyon değildi bu. Sizin için mi açıldı?
- Evet. Böyle bir pozisyon yoktu. Benim için yaratıldı. Kimse benim basketbolu bırakacağımı düşünmüyordu. Sanırım onlar da beni bu şekilde değerlendirmek istediler. Ben de seve seve bu güzel teklifi kabul ettim. Reddetmek istemedim.

- En son röportajımızda "Yazın etraflıca düşünüp ne yapacağıma karar vereceğim" demiştiniz. Ne yaşandı bu süreçte?
- Bu karar öyle pat diye verilmedi. Dün bıraktım, bugün federasyonda çalışmaya başladım diye bir durum yok. Tabii bunun bir geçmişi var. Yazdan beri Harun Başkan'la benim basketbol sonrası planlarımla ilgili konuşuyorduk. Bir sene daha oynayıp oynamama konusunda kafam karışıktı. Yazın Amerika'ya giderken Harun Başkan'dan izin istemiştim. "Bir sene daha oynayabilir miyim? Kendimi orada denemek istiyorum" demiştim. Kırabileceğim birkaç rekor vardı. "Acaba onları gerçekleştirebilir miyim?" diye düşünüyordum. Amerika'ya döndüm ama belli bir noktadan sonra fizik olarak yapamayacağımı fark ettim. Bir sporcu olarak ne zaman bırakacağımızı az çok tahmin edebiliyoruz. Bu sene olmasa seneye olacaktı... O yüzden böyle bir fırsat doğunca "Neden olmasın?" dedim.

- İnsanlardan nasıl tepkiler geldi?
- Gayet olumlu tepkiler aldım. Gerçekten çok mutlu oldum. Şaşırdım diyebilirim. Ne kadar teşekkür etsem az. Tepkiler olumlu mu olumsuz mu olacak merak ediyordum. Her gittiğim yerde, her gören "Hayırlı olsun, yakışır, hak ediyorsun" gibi güzel şeyler söylüyor.

- Eleştiren yok mu peki?
- Arada ufak tefek çürük üzümler oluyor tabii. Doğal olarak. Onlara da gülüp geçiyorum. Dinlemiyorum bile.

- Sayısız başarı kazandınız, çok alkışlandınız sporcu kariyerinizde. Eleştirilere nasıl yanıt vereceksiniz bundan sonra?
- Şöhretini kaybeden sanatçıların yaşadığı gibi bunalımlar yaşar mıyım diye mi soruyorsunuz? (Gülüyor) Ben Türk spor tarihinin belki de en çok eleştirilen insanı olabilirim. Eleştirinin tarzı önemli. Yapıcı olanı vardır, bir de yıkıcı olanı. Yıpratıcı ve aşağıya çeken eleştiri gelirse sporcuyken veremediğim yanıtları veririm. Konumumdan dolayı artık sert yanıtlar verebilirim. Sporcuyken işime konsantre oluyordum. İşim basketbol oynamaktı. Artık işim basketbolun daha iyi yerlere gelmesini sağlamak. Olumsuz yorumları düzeltmek de görevlerimden. Bundan sonra benden farklı sözler duymaya hazır olun. Sanki içimde birikmiş gibi oldu böyle söyleyince de... (Gülüyor)

ÇOCUKLARIMIN ÖNÜNE HİÇBİR ŞEY GEÇEMEZ

- "Çocuklardan dolayı bir ayağımız hep Amerika'da olacak" demiştiniz. Okul sebebiyle mi hâlâ Amerika'da aileniz?
- Belli bir süre Amerika-Türkiye arasında mekik dokuyacağız. Burada okullarla görüşüyoruz. İkinci dönem itibariyle onları buraya nakledebilirsek benim için de daha iyi olur. Özellikle büyük kızın okulunu takip edebilirim. Yanımda olurlar ve işime konsantre olabilirim.

- Yalnız olamıyor musunuz?
- Sağolsun yalnız olduğumu bilen eşim dostum beni davet ediyor. Eşim gelene kadar onları da organize etmeye çalışıyorum. Ama ailenin yerini hiçbir şey dolduramıyor. Banu'nun ve çocukların burada olması beni her zaman daha mutlu bir adam yapar. Çok düşkünüm aileme. Çocuklarımın önüne hiçbir şey geçemez. Bunu babam söylerdi. "Bir gün baba olunca anlarsın" derdi. Onun sözlerini hatırladıkça hak veriyorum. Bu süreçte annemlerle birlikteyim. Şu an onlarla Bayrampaşa'dayım. 15 yılın hasretini gidermeye, özlemi kapatmaya çalışıyorum. Bizimkiler gelene kadar ailemle kalacağım.

- Onca yıl sonra Bayrampaşa'ya geri dönmek nasıl bir his?
- Mutluyum. Annem de çok mutlu. Bol bol yediriyor. Kilo aldım zaten. Bir an önce eşim gelsin de normal beslenme düzenimize dönelim diyorum. (Gülüyor) Yoksa her şeyimi etkileyecek bu benim. Sağlığım, görünüşüm... Babam, annem, abim ve çocukları hep birlikteyiz şimdi. Onlarla bol bol vakit geçiriyorum. 15 sene sonra ilk defa kış aylarında İstanbul'dayım.

- Nasıl geçiyor İstanbul'da günleriniz?
- Burada günler organizasyon yapmaya çalışarak geçiyor. Trafik sorunu inanılmaz. Yaşadıkça öğreniyorum. O bile görüşmelerinizi etkiliyor.

HERKESLE YÜZLEŞMEYE HAZIRIM

- Basketbolu sevdiren bir nesilsiniz. Şimdi yöneten bir nesil mi oluyorsunuz?
- İnşallah! Bu gerçekten Türk basketbolunun yararına olur. Edindiğimiz tecrübeleri bizden sonra gelecek nesillere anlatabilmemiz için bir fırsat olur bu. Sporu bırakıp bu işe el atan kişi sayısı ne kadar artarsa spor o kadar gelişir. Basketbolu basketbol oynamış kişiler yönetmeli. Oynarken konuştuğum şeyler çok farklıydı, bu pozisyona geldikten sonra konuşacağım şeyler çok farklı olacak. Öğütleyeceğim şeyler başka olacak. Doğal olarak bu insanların bilgilenmesini sağlayacak. Bu dönüp dolaşıp Türk basketboluna bir fayda olarak yansıyacaktır.

- Akıl hocanız var mıdır hayatta?
- Çok büyük sevgi beslediğim abilerim var. Sağ olsunlar herkes yardımcı olmaya çalışıyor. Ben kendine çok güvenen bir insanım maalesef... Öyleyim yani. Megolomanlık değil bu. Hep yürekten konuşan bir insan oldum. Bunun arkasına sığınmak da istemiyorum ama... Yürekten geliyor diye ağzıma ne gelirse söylüyorum diye bir şey yok. Dilim de yanmadı mı bundan? Çok yandı. Açık sözlülüğümden dolayı... Danıştığım büyükler vardır. Ama ben sonra oturup düşünürüm. Kendi fikirlerimi de önemli bulurum. Bazen istemeden de olsa bir şeyler çıkmıştır ağzımdan. Daha da çıkacaktır. Beni hiç kimse yönlendirmemiştir. Ne söylediysem şu ana kadar hep arkasında durdum.

- Basketbolcuyken açık sözlü olmak kolay olabilir. Şimdi federasyondaki görevinizde daha politik olmanız gerekmiyor mu?
- Fevri davranmayacağım. Ama kendimi de geride tutmayacağım. Artık olaylara daha objektif bakmam gerekeceği doğru. Her zaman doğallıktan yana oldum. Politik sözleri farklı yere çeken insanlar oluyor. Konuşarak çoğu şeyi halledeceğimize inanıyorum. Bu süreçte herkesle yüzleşmeye hazırım. Her konuda... Kapım da açık herkese.

CEO'LUK DA BİR TÜR KAPTANLIK

- Basketbolcuydunuz, şimdi bir CEO'sunuz. Alışabildiniz mi bu titre?
- Ben de daha alışamadım. Hâlâ herkes Kaptan diyor bana. O da bir tür kaptanlık aslında.

- Bir hazırlık yaptınız mı bu görev için?
- Yıllardır kendimi kafa olarak hazırlıyordum. Zaten amacım hep basketbolun yöneticilik kısmında yer almaktı. Ona göre gözlemlerim oluyordu. Bu yüzden geçiş kolay oldu diyebilirim. Antrenörlük basketbola konsantre olduğun bir iş. Ama NBA'deki süreçte saha içi ve saha dışı olayları takip etme fırsatı buldum. Zaten burada yapacağım şeyler de hemen hemen aynı şeyler olacak. Saha içinde basketbolun daha iyi bir şekilde oynanması, Türk sporcuların gelişimi için yapacağımız küçük değişiklikler, basketbolun Türkiye çapında izlenme oranının artırılması, taraftar sayısının yükselmesi, sponsorların basketbola yaptıkları yatırımların çoğalması gibi konular üzerinde çalışacağız. Amacımız basketbolun değerinin artmasını sağlamak.

- Yaptığınız ilk faaliyet ne olacak peki?
- Şu an ilk projem hanımı ve çocukları İstanbul'a getirmek. (Gülüyor) Onları getirirsem sanırım en büyük başarıma imza atmış olacağım.

- Mesleki olarak ilk hedefiniz ne?
- Görüşmeler yapıyorum. Fikir alışverişinde bulunuyorum henüz. İlk hedefimiz olimpiyatlar. Biliyorsunuz milli takım olarak aday ülke olduk. Olimpiyatları alırsak yoğun bir hazırlık süreci yaşayacağız. Ben hiçbir olimpiyata katılma şansı yakalayamadım. Türkiye Milli Takımı'nı her şekilde sahiplenen bir ülke. Eğer olimpiyatlara ev sahipliği yaparsak bu Türk spor tarihinin en büyük başarılarından biri olacak. İlk hedef o olur. Sonrasında da bu başarılar zincirin halkası gibi... Birbirine eklenerek büyür diye düşünüyorum. Hepsini planlayacağız ve birer birer hayata geçireceğiz.

SİNİRLİ BİR ADAMIM

- Antrenör olmayı neden hiç düşünmediniz?
- Ben sinirli bir adamım. Antrenör olsam sporcularla zıtlaşırdım. Hiçbir şeye asla demem. Anlık yaşıyorum. Bir anda basketbolu bırakma kararı aldım. Yarın öbür gün yöneticiliği de bırakabilirim. Tekrar basketbol sahasına da inmek isteyebilirim. Birikimlerimle yöneticilikte daha faydalı olabilirim diye düşündüm. Basketbolun her alanında bilgi edindim. NBA'de sporcu da olsanız bir şeyi yaşıyorsunuz. Başka tür bir profesyonellik anlayışı var orada. Seyircisi, sponsorları, televizyonu ile bir bütün bu sistem. Türkiye'ye bu sistemi tamamıyla uygulamak çok zor olabilir. Ben bile yapabilir miyim bilmiyorum? Ama yavaş yavaş uygulanabilir.

- Amerika'ya gidecek misiniz arada?
- Kalan eşyalarımın bir kısmını toplamaya gideceğim. 18 Aralık'ta Orlando'da adıma çok özel bir tören düzenleniyor. Seyirci önünde onore edileceğim bir gece olacak. Portland maçının devresinde. Belki son bir kez daha birilerini uykusuz bırakacağım. En başarılı sezonumu Orlando Magic'te oynadım. Eminim duygulanırım.

İYİ Kİ BASKETBOLU BIRAKMA KARARI ALMIŞIM

- Basketbol topu olmayan bir hayat nasıl geçecek sizin için?
- İnanın çok mutluyum. Yaz sonunda Amerika'ya döndüğümde kısa bir süre "Acaba yeniden oynasam mı?" dedim. O gün bugündür topa dokunmadım.

- Özlem yok mu içinizde?
- Şimdilik özlem yok. Hayatıma yepyeni bir heyecan kattım. Şu an daha sıcağı sıcağına. Bundan birkaç ay sonra mutlaka düşecektir aklıma. Kendimi basketbola, spora dahil edecek bazı şeyler yapacağım mutlaka. Oyunculuk anlamında 15 sene benim için iyi bir süre. Bundan sonra basketbol oynamanın beni ve ailemi mutlu etmeyeceğini fark ettim. Keyif almayacağım bir işi de daha fazla yapmak istemedim. Türk halkının gözünde belli bir yer edindiğimi düşünüyorum. Onlar da beni o süreçte mutsuz bir şekilde görmek istemeyeceklerdi. Bu kararı iyi ki almışım. Canım tekrar oynamak isterse tüm basket sahaları da elimin altında zaten. (Gülüyor) Sanırım sıkıntı yaratmazlar. Bir tanesi kapıyı açar. Gider oynarım.

- Takım elbiseyle kenarda otururken ne hissedeceksiniz acaba?
- Ben de onu merak ediyorum. Biz sporcular kenarda maç izlerken ister istemez yorum yapıyoruz.

BASKETBOLLA İLGİLİ BÜYÜK HAYALLERİM VAR

- Türk basketbolunun bugün bulunduğu yerle ilgili ne düşünüyorsunuz?
- Türk basketboluyla ilgili büyük hayallerim var. Öncelikle Türk oyunculara çok önem veriyorum. Onların gelişimini, daha iyi yerlere gelmesini sağlayacak bir şeyler yapmak istiyorum. NBA'de oynayan altı sporcuyduk. Şu an üç kişiye düştük. Yeni oyuncuların NBA'e dahil olması gerekli. Türk oyuncuların Avrupa takımlarında şans bulmaları önemli. Kuvvetli bir nesil geliyor. Onlara yol açmak gerekiyor.

BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Elveda şort, merhaba kravat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz