Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Param yokken de çok mutluydum

Giriş Tarihi: 3.1.2016
Param yokken de çok mutluydum

Esra Erol yıllardır ekranda insanları evlendiriyor, eğlendiriyor... Son zamanlarda herkes onun başarısından sözederken ne kadar şanslı olduğuna vurgu yapıyor. Oysa Esra Erol, 10 yıldır ilmek ilmek işlediği kariyerinin ilk yıllarında büyük zorluklar çekmiş, yılma noktasına gelmiş bir isim. Ama pes etmemiş ve kendinden bir başarı hikayesi yaratmış. Ekranda büyüyen Erol artık olgun ve iki çocuklu bir anne

atv'nin Yenibosna'daki stüdyolarındayız... İnsan kalabalığının arasından sıyrılıp küçük şirin bir odaya giriyoruz. Küçük bir evin çatı katı gibi burası. Esra Erol, hatfanın beş gününü geçirdiği soyunma odasını ev gibi döşemiş. Duvarda aile fotoğrafları, masada kurabiyeler, geleni gideni... Sanki ev oturmasına gitmişim gibi bir rahatlık kapladı içimi. Zaten insanın içini rahatlatan bir kadın Esra Erol. Hani bir laf vardır ya; evinizin kızı... Aynen öyle. Ama evin kızı bu kez biraz duygusal... Yeni doğum yaptığı için hormonlar tepede. Kah gülüp, kah ağlayarak uzun uzun sohbet ettik... 10 yıldır hep çıkışta olan kariyerini, eşi Ali'yi, oğulları İdris Ali ve Ömer'i, hayatını, korkularını, kaygılarını, mutluluklarını konuştuk... Sohbet bitince anladım ki, onun ki 2016'da hepimize ilham olabilecek bir başarı hikayesi... Buyrun;

- Hayatında geriye dönüp baktığında ilk aklına gelen kare hangisi?
- (Uzaklara dalıyor) Anadolu Yakası'nda kız kardeşim Bihter'le yaşıyordum. O, üniversiteye hazırlık kursuna gidiyor, sözde ben de ona bakıyordum. Ama işsizim, parasızım, kiramı ödeyemiyordum. Bunu itiraf etmekten utanıyorum ama faturamı ödeyemediğim için elektriğimi kesmişlerdi ve ben iş aramaya çıkarken kabloları birbirinden ayırıp, akşam birbirine bağlıyordum. O kadar sıkıntılı bir dönemdi ki; kirayı denkleştireyim derken su faturasını ödeyemiyordum, suyu ödemeye çalışırken elektrik faturası kalıyordu. Babamlar Kütahya'daydı o dönem. Onlardan para istemeye de utanıyordum. Zaten o da memur olduğu için bir noktaya kadar destek olabiliyordu. Babam bana "Geri dön, bu mücadeleden vazgeç Esra" diyecek bir adam da değildi.

- Neyin mücadelesi içindesin o dönem?
- Televizyoncu olmanın.... 2003 yılında oluyor bunlar... Belli bir maaşla televizyonda çalışıyordum aslında ama bir kariyerim falan yoktu. O dönem düzenli maaş alıyorum diye kız kardeşimi de yanıma almıştım. Ama işler tepetaklak gitti, işsiz kaldım. Bihter'le o süreçte çok ciddi sıkıntılar yaşadık ama çok mutluydum (ağlıyor)... Çünkü iş görüşmesine gidiyordum, görüşme kötü geçiyordu ama Bihter'e diyordum ki, "Bir salçalı makarna yapsak, yanına da yoğurt koysak yesek." İçimde garip bir coşku yaşıyordum. Oturup izlediğim bir dizi film ya da okuduğum bir kitap beni mutlu ediyordu. Basit şeyler... Varlık ve yokluk anlayışım yok benim. Ruhen ayakta duran güçlü bir karakterim var. Ruhen mutluysam hayatta her şeyi yapabilirim. Ardı ardına sıkıntılar geliyordu ama tek hatırladığım salçalı makarnayı yanında yoğurtla yediğim mutluluk anları... Bir de çok dua ederdim.

- Ne diye dua ederdin?
- Para için hiç dua etmedim. "Allah'ım bana hayırlı kapılar aç, hayırlı insanlarla karşılaştır" diye dua ediyordum. Bir iş görüşmesine giderken de "Hakkımda hayırlısıysa, nasip ettiysen olsun" derdim.

BENİ HEP KENARA İTTİLER

- Ne kadar sürdü bu zorluk dönemi?
- İki-üç yıl sürdü. Çok reddedildim. Şimdi diyorlar ya; "Ayyy ne kadar başarılı bir televizyoncusun, ne kadar başarılı bir ekran yüzüsün..." Bir de o zamanlar sor. Sunuculuk için gittiğim tüm görüşmelerde reddedildim. Demo çekimleri yapıldı, hep beni ötelediler, kenara ittiler. Bu beni hırslandırmadı... "Başka bir iş yapayım, bende o ışık yok" diye çok düşündüm.

- Kimse sendeki ışığı görememiş...
- Çünkü orada canlı yayın şansım yoktu. Oysa ben canlı yayında, olduğum gibiyken başarılıyım. Sanallık beni yapaylaştırıyor. Görüşmeye gidiyorum "Daha sarışın, daha farklı birini arıyoruz" diyorlar... Başka yere gidiyorum, çok güzel kızlar var sırada bekleyen. Ben askeri pantolon, örgülü saçlarla fazla sönüğüm. Çünkü "Dışımın bir önemi yok. Ruhumun, enerjimin önemi var" diye düşünüyordum. Meğer her şey görsellikmiş (gülüyor). Şu dokuz senede yeni yeni kendimi buldum. Saçım, makyajım, tarzım ancak oturuyor. Ama bunları yıllar içinde hiç önemsemedim. Bana göre önemli olan ekranda yaydığım enerjiydi. Meğer tüm bunların hepsinin tam olması gerekiyormuş... Oysa o yıllarda derdim ekran önünde olmak değil, bir iş bulup kiramı ödemekti.

ARKADAŞINA GÖNDER
Param yokken de çok mutluydum
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz