X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Hepsi ayrı bir dünya
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hepsi ayrı bir dünya

  • Giriş Tarihi: 7.2.2016
Hepsi ayrı bir dünya
Hepsi ayrı bir dünya

Ahmet, Esma, Zeynep, Zehra, Adem, Rana... Onlar Temiz ailesinin altızları, iki kardeşleri daha var; Meryem ve Malik Musa... Dile kolay sekiz çocuk... Tek sıra halinde okuldan gelip, tek tek banyoya gidip, topluca yemek yiyor, sokağa çıktıklarında ise ilgi odağı oluyorlar. Berlin'de yaşayan Şeyma ve Hikmet Temiz, sekiz çocuklu hayatlarını anlattı

Roksana Şeyma Temiz (32) Almanya'da yaşayan bir Polonyalı. Henüz küçük bir kızken, ailesi Polonya'da yaşanan ekonomik sıkıntıdan dolayı Almanya'ya yerleşmiş. Berlin'de büyümüş Roksana. Lise eğitimini erken bitirmiş. 16 yaşında çalışmaya başlamış. Çalışmaya başladığı lokantada hayatının aşkıyla tanışmış. Almanya'ya göç eden Samsunlu bir ailenin mensubu Hikmet Temiz (42) Roksana'ya ilk görüşte âşık olmuş. Ama ne aşk! Hep peşindeymiş Roksana'nın. Sonunda işten eve giderken yolda karşısına çıkmış 16 yaşındaki kızın. Açmış ona tüm yüreğini. Aşkını ilan etmiş. Roksana'da boş değilmiş, kaptırmış kalbini Hikmet'e. Hikmet, iki yılın ardından evlenmek istediği kadını ailesiyle tanıştırınca zorluklar da baş göstermiş. Roksana, Polonyalı, Hıristiyan ya, Hikmet'in ailesi Samsunlu, Müslüman ya...


ADINI DEĞİŞTİRDİ
Bu nedenle evlilik fikrini kabullenememiş aileler. "Kültür farklı, inanç farklı olmaz!" demişler. Roksana'nın ailesi de önyargılı, "Nasıl olur?" demiş. Ama her ikisi de dimdik durmuş ailelerine karşı. "Seviyoruz, evleneceğiz" demişler. Roksana kısa süre sonra Müslüman da olmuş. O günleri şöyle anlatıyor: "Görümceme 'Neden namaz kılıyorsunuz, neden örtünüyorsunuz?' diye sorular soruyordum. Uzun süre İslam'ı araştırdım. Araştırdıkça tam olarak inandım, doğru yolun İslam olduğunu anladım. 'Tam bir Müslüman gibi yaşamalıyım' dedim kendi kendime. Örtünmeye karar verdim." Müslüman olunca da Şeyma adını almış. İmam nikâhı kıymışlar ilk. Sonrası düğün dernek...



ALTIZLARI DUYUNCA ŞOK OLDUK
İki yıllık evlilikten sonra çocuk yapmak istemişler: "Evlendikten sonra hamile kalmak isteyince kalamadım. Ne olduğunu bilmiyorduk, doktora gittik. Hormon eksikliğinden dolayı hamile kalamadığımı söylediler. Hormon terapisi yapıldı. Vücuduma hormon verdiler. Tedavi bir sene sürdü. Sonunda hamile kalabildim. İlk çocuğum Meryem 2004'te doğdu" diye anlatıyor süreci Şeyma Temiz. Ardından Meryem üç yaşına basınca bir kardeşi olsun istemiş Şeyma ve Hikmet çifti. Çünkü Meryem ile kardeşinin arasında yaş farkı olsun istememişler. Yine doktorun yolu görünmüş. Tekrar hormon tedavisine başlanmış. Tedavinin dördüncü ayında hamile olduğunu öğrenmiş Şeyma Hanım. Fakat doktor: "Dört bebek görüyorum" dediğinde büyük bir şok yaşamış çift, iki hafta sonra altız sahibi olacaklarını öğrenmiş. Asıl panik o zaman başlamış. Şeyma Hanım "İmkânsız" diye düşünmüş, araştırmaya başlamış. İnternetten araştırdığında Amerika'da 12 ailenin altız çocukları olduğunu öğrendikten sonra inanabilmiş bu duruma. Ama bu seferde korku ve endişe çiftin yakasını bırakmamış. "Ya altızlar ölürse, ya engelli doğarlarsa" düşüncesi zihinlerini kemirmiş aylarca. Tam teşekküllü bir hastaneye gitmişler, tüm çalışanlar hayretler içerisinde bakıyormuş aileye. Onlar da ne yapacaklarının şaşkınlığını yaşamış uzun süre.



ALDIRIN DEDİLER

Doktor: "Altızların nasıl doğacağı meçhul, birkaçını aldırmalısın!" dediğinde Şeyma Hanım yıkılmış: "Hep ağlıyordum. Çünkü ölmeleri için tek tek bebeklerin kalbine iğne vuruluyor, ben böyle bir şeyi nasıl yapabilirdim? Eğer aldırırsam diğerleri doğduğunda hep aldırdığım diğer bebeklerimi düşünecektim. Aldırma teklifini reddettim." Hamileliğinin 20. haftasından itibaren doğum yapana kadar sürekli hastanede kalmış. 27. haftada sezeryan ile 2008'de doğum gerçekleşmiş. Dördü kız, iki erkek bebeği olmuş ailenin. Çocukların isimlerini de Ahmet, Esma, Zeynep, Zehra, Adem, Rana koymuşlar. Ve macera başlamış... Risk olduğu için üç ay hastanede kontrol altında tutulmuş bebekler. Şeyma ve Hikmet çifti, bebeklerini yoğun bakımdan çıktıktan sonra bir arada görebilmiş ancak. Şeyma Hanım, "Bebeklerim ayrı ayrı odalarda olduğu için hastanede tek tek görüyordum. Toplu halde görüce altızın ne olduğunu anca o zaman anladım. Altısını bir arada görünce dünyalar bizim oldu. Sonra şaşırdım, ne kadar çokmuş altız bebek" diyor.



BEBEKLERİMİZİ GİZLEDİK

Almanya'da da merak konusu olmuş altızlar. Aile uzun süre kimliğini medyadan gizlemiş: "Medyaya çıkmak istemedik. Doktorumuza 'Altızların doğduğunu söyleyin ama kim olduğumuzu söylemeyin!' dedik. Uzun süre gizlendik ama gazeteler 'Altızlar doğdu' diye haberleştirince Almanya medyası peşimize düştü. Bir anda ünlendik. Sonra Bild gazetesinin çocuklarla ilgili yardım kampanyası olduğu için onlarla görüştük" diyor. Altızlar kontrolde tutuldukları hastaneden eve gönderilme aşamasına gelince bir telaş kaplamış aileyi.

NASIL BAKACAĞIZ?

Nüfus birden artınca üç odalı evleri küçük olduğu için ev aramaya koyulmuş aile. Ama Berlin'de çok nüfuslu bir aileye kimse ev vermek istememiş. "Altı çocuk eve gelecekti, nasıl yaşayacağız, nasıl bakacağız bebeklere, bilmiyorduk" diyor Şeyma Hanım. Bild gazetesindeki haberden sonra ise yardımlar yağmış aileye; yataklar, mamalar, bezler, bebek arabaları ve gece yanlarında duracak bir bakıcı... Ama sadece sekiz aylık bir yardım almışlar. Sonra büyük bir eve taşınabilmişler: "Eşim işe girecekti ama altızlara bakmada yardımcı olmak için işe başlamadı. Sonra bebeklere ikimiz baktık. Çok zorlu günler yaşadık. Çünkü bir süre yardım geldi, sonra kesildi. Ne oturmaya vakit vardı, ne uyumaya. Hep bebekleri yediriyordum. Altı tane süt şişesi bir anda bitiyor, yeni süt şişeleri hazırlıyordum. Ama uslulardı, hiç ağlamazlardı. Her şeyi onlara göre planlıyorduk" diyor.



SIRALI HAREKET EDİYORLAR

Bir yılın ardından bir çocukları daha olmuş çiftin. İstem dışı gelişen hamilelik aileyi de çok şaşırtmış. "Altızdan sonra bir çocuğumuz daha olmasın diye korunmuştuk ama istem dışı sekizinci çocuğumuz da oldu. Allah takdir edince istemesen bile oluyor. Sekizinci çocuğun şokunu da uzun süre üzerimizden atamadık. İsmini Malik Musa olarak koyduk" diyor Şeyma Hanım. İki buçuk yaşından sonra iki yıl anaokuluna gitmeye başlamış çocuklar, şimdi yedi yaşındalar. Geçen yıl okula başlamışlar. "Hepsi aynı okulda ama dört ayrı sınıfta. Hepsi aynı sınıfta olunca zor oluyor. Sabah erkenden çocukları okula göndermek için kalkıyorum. Altızlarım yuvaya giderken iki saat önce kalkıp çocukları giydirir, hazırlardım. Çok uzun sürüyordu. Hep 'Bir an önce büyüsünler de kendileri tüm işlerini halletsinler' istedim. Yedi yaşındalar ama artık kendileri kıyafetlerini giyiniyor, banyoya kendileri gidiyor, dişlerini kendileri fırçalıyor, hepsini sıralı bir şekilde yapıyorlar. Yoksa karmaşa çıkıyor evde. Hepsini öğrettim ki karmaşa yaşanmasın" diyor.



TEK TEK KONUŞUYORLAR

Düzene alışmış çocuklar artık. Temiz ailesinin evi bir yuva gibi. Diğer iki çocuk da altızlar gibi çok düzenli. Tüm çocuklar alışmış bu duruma. Şeyma Hanım, "Zaten küçüklükten beri evimiz yuva gibi. İnsanlar da buna çok şaşırıyor. Hep grup olarak hareket ettiler, 'Şu an yemek yiyoruz, şu an dişleri fırçalamaya gidiyoruz, oyun oynuyoruz' deyip hep birlikte hareket ediyorlar" diyor. Okula giderken ise düzen kurmak zorlayıcı olmuş Şeyma Hanım için. Ama düzeni kurmuş. "Okulun ilk zamanlarında 'Biri kalkıyor, öğretmenim şu ödevi verdi, biri dosya verdi, şunu getirdim, ben okulda şunları yaptım anneeee' diye toplu konuşmaya başlayınca benim kafam karışmaya başladı. Hemen kurallar koydum. Artık ilk eve girdiklerinde çantalarını çıkarıyorlar, ardından banyoya tek tek girip sırayla düzenli bir şekilde ellerini, yüzlerini yıkıyorlar. Sonra da sofraya gelip tek tek yaşadıklarını diğerinin sözlerini kesmeden anlatıyorlar. Sonrada usluca yemeklerini yiyorlar. Bu yeni duruma artık hepsi alıştı, sıralı ve düzgün dolaşıyorlar. Herkes okula giderken de gelirken de düzenli hareket ediyor" diyor.

HER GÜN ÇAMAŞIR VAR
Alışveriş için zaman bulmakta zorlanıyorum. Çok çocuk olunca internetten online alışveriş yapmak daha pratik oluyor. Dükkâna gittiğimde hem zaman kaybı oluyor hem de maddi anlamda zorlayıcı oluyor. Bu yüzden indirim zamanlarını bekliyorum. Örneğin ceket aldıysam aynı modelin farklı renklerini tercih ediyorum. Kızlar aynı erkekler aynı giyiniyor bazen. Ama bir sembol varsa örneğin prenses gibi kız çocuklarım birbirini kıskanabiliyor. 'Neden ben de aynısından yok?' kavgası oluyor. Çamaşır makinesi ise her gün çalışıyor, kirli kıyafetleri yıkayıp yetiştirmek zor.

BANYOLARI UZUN SÜRÜYOR

En çok banyoları uzun sürüyor, kızları yıkıyorum sonra erkekleri. Bazen ayrı günlere yaymaya çalışıyorum. Eşimde bu konuda bana yardımcı oluyor. İki saati alıyor hepsini yıkamak. Altızların dördü kız, onlar ayrı odada, erkekler ayrı odada yatıyor. Büyük ablalarının kendi odası var.

YEMEK AYIRT ETMİYORLAR
Yemek hazırlığı bir saat sürüyor. Çocuklar yemek yemeyi çok seviyor. Yemek ayırt etmiyorlar, her şeyi yiyorlar. Her yemekte mutlaka çorba olmasına dikkat ediyorum, çünkü doymuyorlar. Çorba tok tutuyor. Sadece yemek değil, giyim de pahalı. Örneğin 100 euro'dan altı ceket alınca 600 euro oluyor, çok ciddi masraf.

ÇOCUKLARIN HEPSİ NEŞELİ
Küçükken Zeynep ve Rana birbirine benziyordu. Büyünce Rana ve Esma birbirine daha çok benzedi. Altızların ikisi benzemiyor sadece.



AHMET TEMKİNLİ
Oyun parkına gittik diyelim. Ahmet oyun bahçesinde daha temkinli hareket eder, oyun parkındaki aletlerde yüksekte olanlardan korkar, Adem ise tam tersi çok hareketli ve çok meraklı. Dışarıdan bakanlara çocuklarımın fiziki özellikleri çok benzer geliyor ama bana öyle gelmiyor, hepsi çok farklı bence. Sokağa çıktığımızda kıyafetleri nedeniyle farklı isimlerle selendiğim oluyor. Hepsinin huyu birbirinden farklı. Genelde neşeli çocuklar. Ama apayrı kişiliklere sahipler, huyları da benzemez. Uyumlular ama ev küçük olduğu için arada kavga etmiyorlar değil.

EN SİNİRLİSİ ZEHRA

Özellikle oyuncakları birbirleriyle paylaşsalar dahi illa tartışma çıkıyor. Örneğin Zehra içlerinde en sinirli olanı, bağıranı. Ama altız olmaları ve büyük bir aile olmamız onların daha sosyal olmasını sağlıyor. Okulda başkalarına hep yardımcı oluyorlar.

İNSANLAR ŞAŞKINLIKLA BAKIYOR
Dışarı çıktıklarında meraklı bakışlardan uzak kalamamış Şeyma ve Hikmet çifti. "İki tane üçüz arabamız vardı, dışarı çıktığımızda gören şaşırıyordu, bu nedenle üçüz iki arabayla dışarı çıkmamaya başladık. Çünkü bizi rahat bırakmıyorlardı. Hemen etrafımıza doluşuyorlardı. Şimdi de okuldaki arkadaşları altız olduklarını öğrenince çok şaşırıyor. Bazen şapkası, montu, ayakkabısı, ceketi aynı giyip dışarı çıkartıyorum. Şimdi bizi görenler bir okul grubunun gezisindeyiz sanıyor. Beni de bakıcıları olarak görüyorlar. Ama neden aynı şapka, aynı kıyafet var, anlam veremiyorlar. Ama Türkiye'ye aileye bebekleri göstermek için geldiğimizde Almanya'daki ilgiden daha fazlasına maruz kaldık. Sokaklarda, parklarda herkes etrafımızı sarıyor, meraklı bakışlarla ayrıntıları soruyordu: 'Tüp bebek mi, normal doğum mu, nasıl oldu da altız oldu?' Hiçkimse bizi rahat bırakmadı. Meraklı bir şekilde çevremizi sardılar hep" deyip gülüyor.



DOKTOR OLSUNLAR
Kızların el becerileri daha fazla. Ablaları Meryem de öyle. Yaratıcılar, kreatif özellikleri var. Özellikle boyayla oynamayı, resim yapmayı çok seviyorlar, el becerileri iyi çünkü. Erkekler ise her erkek çocuğu gibi futbol oynamayı seviyor. Benim tek isteğim, çocuklarımın sağ sağlim büyümeleri. Ama gelecekte meslek olarak doktorluğu seçmelerini, insanlara faydalı olmalarını isterim.

ÇOCUKLARIM BENİM İŞİM
Şeyma Hanım kendine vakit de ayırabiliyor artık. Çocuklar okuldayken hem güzellik kursuna gidiyor, hem kendine bakıyor, hem de yapılacak ev işlerini bitiriyor. "Eğer ertelersem çamaşırı, bulaşığı, ev işlerini, birikir işim, işin içinden çıkamam sonra. O yüzden asla yarına iş bırakmıyorum. Artık alıştım da. Bu benim işim. İnsanların nasıl ki işleri var, her gün işe gidiyorlar, saatlerce çalışıyorlar, ben de sekiz çocuğumu kendime iş edindim. Okula gönderdikten sonra yemek hazırlıyorum. 'Bugün hiçbir şey yapmayacağım!' dersem o zaman işim büyüyecek. O yüzden hep çalışıyorum. Kendimi çocuklarıma adadım" diyor.

HAYATIMIZI ÇOCUKLARIMIZA GÖRE PLANLIYORUZ
Baba Hikmet Temiz (42): "Sekiz çocuk var toplamda. Altızlar, onun ufak kardeşi, bir de büyük ablaları. Dünyada çok nadir oluyor altızlar. Çok büyük sevinç de, korku da yaşadım. İnanılmaz bir olaydı. Açıkçası çok zor geçti yıllar ve geçiyor. Dışarı adımımızı attığımızda Türkiye'de ya da Almanya'da hep altızların hikâyesini sorarlar bize. Her seferinde anlatmak durumunda kalıyoruz. Ama güzel bir duygu, geç baba oldum. Allah kaybettiğim seneleri bir anda bana verdi. Çocuklar hayatımız oldu. Her çocuğun bir sorunu var, bebeklik çağının zorluğu bambaşkaydı. Okul dönemi başladı, zorluğu apayrı. Artık çocukların istekleri daha çoğaldı. Bir baba olarak yaşamım sekiz çocuğa odaklı gelişiyor. Her ayrıntıyı düşünmemiz gerekiyor. Her şey çocuklara göre belirleniyor. Sırf çocuklar var hayatımızda. Başka bir şey yok hayatımızda. Sonra ergenlik çağı gelecek onun ayrı bir zorluğu olacak. Okul dönemi benim için şu an daha zor. Bir baba olarak yetişemeyince okuldan geri kalıyorlar, baba ve anne olarak çok kafa yoruyoruz. Onları çok seviyoruz, her şeyin en iyisini vermeye çalışıyoruz. Hayatımızı onlara göre planlıyoruz."