X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Türünün son temsilcisi: Heinz Mack
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Türünün son temsilcisi: Heinz Mack

  • Giriş Tarihi: 7.2.2016
Türünün son temsilcisi: Heinz Mack
Türünün son temsilcisi: Heinz Mack

Heinz Mack 85 yaşında, ömrünün 60 yılını sanata adamış, dünyaca ünlü bir Alman modernist sanatçı. 18 Şubat'ta Sabancı Müzesi'nde açılacak 'MACK. Sadece Işık ve Renk' adlı sergi öncesi usta ismi Düsseldorf yakınlarındaki evinde ziyaret edip atölyesini keşfettik

Almanya'da yağmurlu bir sabah. Kalabalık bir gazeteci grubu olarak Düsseldorf'a yaklaşık yarım saat mesafedeki Mönchengladbach'a doğru yoldayız. Hedefimiz Ueddinger Caddesi, 232 Numara. Burada Alman modernist sanatının belki de yaşayan en önemli ismi, ZERO akımının kurucularından Heinz Mack'ı ziyaret edeceğiz. Amacımız 18 Şubat'ta Sabancı Müzesi'nde açılacak 'MACK. Sadece Işık ve Renk' adlı sergi öncesi üstadın evini ve atölyesini görüp onunla sohbet etmek. Heyecanımız büyük. Ömrünün 60 yılını sanata adamış, 85 yaşındaki usta bizi kapıda eşi Ute ile karşılıyor. "New York, Paris ve Tokyo'da açtığımız sergiler sayesinde eserlerimi 700 binden fazla insan gördü. Fakat evimi ve depolarımı hiç kimse görmedi. Ayrıcalıklı insanlarsınız. Hoş geldiniz!" diyerek bizi buyur ediyor, yüzünde kocaman bir gülümsemeyle eserlerini ürettiği atölyesini, onları barındıran depoları, yeşiller içindeki evini gezdiriyor. Çok üretken bir sanatçı Mack. Eserlerini devasa tabir edilebilecek dört depoda saklıyor. Bu depoların sıcaklık ve nem kontrolleri büyük dikkatle yapılıyor. Öylesine çok iş var ki depolarda Mack espirili bir dille "Çuvaldaki patatesler gibi" diye tanımladığı eserler arasında gezinirken sürekli dikkatli olmamız için bizi uyarıyor. Depolarının bulunduğu bahçede dev bir söğüt ağacı var. Eserler arasında hızlı adımlarla bizi gezdiren üstad bir anda duruyor ve ağacı ne kadar sevdiğini anlatmaya başlıyor: "Öyle büyük, kudretli ve etkileyici ki. Bakmaya doyamıyor insan. Şiirsel bir güzellik..." Disiplinli yapısı ve sert görünüşü altında nasıl hassas bir sanatçı olduğunu ele veriyor bu cümleler. Mack'ın doğadaki renk ve formların izini nasıl sürdüğü o anda biraz daha netleşiyor kafamda.

AHŞAP BİR ATÖLYE

Heinz Mack üç ayrı yapıyı barındıran evinin eskiden çiftlik olarak kullanıldığını anlatıyor. Mack burayı 1961'de satın aldığında üç yapı da metruk haldeymiş. 2000 yılına kadar çiftliğin her köşesini elleriyle tamir ederek ayağa kaldırmış. Bunu özgürce yaratabilmek için yaptığını anlatıyor: "Bir sanatçı olarak üretmek için alana ihtiyacım var. Bu evde çalışabilmem için gerekli mekan ve zamana sahibim. Ibiza'da da bir evim var. Özellikle orada üretirken kimse dokunmaz bana." Yaşına rağmen üretkenliğinden ödün vermeyen Mack her gün çalışıyor. Başarının disiplinden geçtiğini düşünüyor. Sabancı Müzesi'nden sonra Paris'te açılacak sergiye hazırlanıyor. Mack eski usül bir sanatçı. Kocaman elleri var. Sadece ahşap ve kireç kullanılarak yapılmış yüksek tavanlı bir atölyede çalışıyor. Fabrikasyon üretim yapan bazı sanatçıların aksine tüm eserlerini baştan sona o
şekillendiriyor. Sadece dev heykeller yaptığında yardım alıyor.

DEV HEYKELLER, IŞIKLI SÜTUNLAR

18 Şubat-17 Temmuz arasında Sabancı Müzesi'nde gezilebilecek olan 'MACK. Sadece Işık ve Renk' adlı sergi sanatçının farklı dönemlerinden işler barındırması sebebiyle bir tür retrospektif. Küratörlüğünü S.Ü. Sakıp Sabancı Müzesi Müdürü Dr. Nazan Ölçer ile Royal Academy of Arts Londra eski Sergiler Direktörü ve sanat tarihçisi Sir Norman Rosenthal'in üstlendiği sergide açık alanlar için üretilen yerleştirme çalışmaları, farklı malzemeler kullanılarak yapılan heykeller, ışıklı sütunlar, rölyefler, büyük boyutlu tablolar, çizimler, pasteller ve özgün baskılar bulunuyor. Bu sergide 100'den fazla eserini göreceğimiz Mack kötülüğe sanatla karşı çıkılabileceği düşüncesinde: "Umarım benim estetik olarak güzel eserlerim dünyadaki kötülüklere bir karşı çıkış olur, insanlara ilham verir. Güzelliğin insanlar üzerindeki etkisi yadsınamaz. Auranızı etkisi altına alır. Size trajedileri unutturur."