X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Mutluluk bulaştıran palyaçolar
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Mutluluk bulaştıran palyaçolar

  • Giriş Tarihi: 28.2.2016
Mutluluk bulaştıran palyaçolar
Mutluluk bulaştıran palyaçolar

Slava Polunin, dünyanın en başarılı palyaçosu. Yazdığı şov Slava's SnowShow 23 yıldır dünyanın birçok şehrinde sahnelendi. Biz de nihayet şovu izleme fırsatı bulduk. Nedir bu şovun sırrı derseniz, Polunin'in mutluluğu size de bulaştırması...

Bir masal kahramanı düşünün. İnsanları yetişkin olmaktan koruyan... The Times gazetesi tarafından dünyanın en başarılı palyaçosu olarak tanımlanan Slava Polunin, bir cümleyle işte böyle özetlenebilir. 66 yaşındaki Rus sanatçı, palyaçoların fantastik ve absürt hayatını 40 yılı aşkın bir süredir sahneye taşıyor. Sanatın başka dallarında da performanslar sergiliyor ama palyaçoluk onun için bir yaşam şekli. Sahneye çıktığında palyaço rolü yapmıyor, o zaten bir palyaço. Sanatçının bir de palyaço arkadaşları var. Dışarı çıkmak için kapı yerine pencereyi kullanan palyaçolar onlar. Zaten Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde sahnelenmeye başlanan Slava's SnowShow'u da 23 yıl önce arkadaşları ile doyasıya seyahat edebilmek için yazıyor Polunin. 600 kez sahnelenen şov sayesinde gerçekten de farklı ülkelere seyahat etme fırsatı buluyor. Polunin artık sahneye çıkmıyor. Ama öğrencileri ve arkadaşları efsanevi palyaçonun ruhuna sadık kalarak şovu devam ettiriyor.

PALYAÇO FELSEFESİ


Bugüne kadar 80 şehirde sahnelenen Slava's Snowshow'un İstanbul'daki ilk gösterisi öncesi kuliste tecrübeli oyunculardan Robert Saralp'la konuşma fırsatı buluyoruz. Saralp'a "Palyaçoluk bakış açısı doğuştan mıdır yoksa öğretilebilir mi?" diye sorduğumuzda şu yanıtı alıyoruz: "Buna kesin bir yanıt veremem. Bazıları temizlikçidir, profesördür, palyaçolukla alakası yoktur. Fakat hayat felsefesi palyaço felsefesidir. Hayatlarında ironi vardır. Sinema ve tiyatroda ise birçok oyuncu palyaço olmak ister ama beceremez. Çünkü ruhlarının frekansı farklıdır." Saralp günlük hayatta gözlem yaptığından da bahsediyor. Bazen bir çocuğu, bir taksiciyi izlediğini anlatıyor: "İstanbul'a geldiğimizde bizi havalimanından otele götüren taksici bir yandan telefonda konuşuyor, bir yandan trafikten çıkmaya çalışıyor, sinirleniyordu. Fakat bunu komik ve sevimli bir şekilde yapıyordu.

KOMİKTİ VE MUTLUYDU


Almanya'dan gelirken de Türk Hava Yolları'nda bir görevli gördüm. Aşçı kostümü giymişti. (Uçan şeflerden bahsediyor.) Çok komikti ve çok mutluydu. Herkesi mutlu etmeye hazırdı. İşte tam bir palyaço durumu..." Aslında Saralp kendisini bir palyaço olarak değil, drama oyuncusu, şovu da bir palyaço gösterisi değil, bir drama gösterisi olarak nitelendiriyor. Hiçbir zaman eskimeyecek, güncel bir konusu olan ve duygulara hitap eden bir gösteri. Gösteri sonrası makyajını silip kostümünü çıkardıktan sonra yaşadıklarını ise "Gösteri bittiğinde seyirciler ağlıyor, gülüyor ya da öpüşüyorlar. Bunları gördükten sonra bir kahve ya da bir bira alıp oturuyor ve mutluluğun içime doğduğunu hissediyorum" sözleriyle dile getiriyor. Son olarak şovda konuşma olmadığına dikkat çekerek "Biz çok yüksek sesle susuyoruz" diyor. Saralp'a akşamki şovu aklımızla değil, kalbimizle izleyeceğimiz sözünü vererek yanından ayrılıyoruz.

KAR FIRTINASI

Akşam deli profesör saçlı, kırmızı burunlu melankolik palyaçomuz kırmızı pofuduk ayakkabıları ve sarı tulumuyla sahnede göründüğünde boynundaki halattan kendini asmaya hazırlandığını tahmin ediyoruz. Ne kadar trajik bir sahne değil mi? Oysa ki incelikli el, kol ve baş hareketleri ve mimikleri salondaki küçük bir izleyiciyi kahkahalarla güldürmeyi başarıyor. Hipnotize olmuş bir şekilde sahneyi izleyen yetişkinlerden biri olarak o anda tam da Polunin'in dediği gibi yetişkinliğin hapishanesinden çıkıp unuttuğumuz çocukluğumuza dönmemizin zamanı geldiğini fark ediyoruz. Bembeyaz konfetilerin havada uçuştuğu şov boyunca palyaçolar şiirsel karakterler olarak sahnede arz-ı endam ederken bizi bir masalın içine sürüklüyorlar. Bu masalda acı da var, aşk da, hüzün de, mutluluk da... Bu yüzden kendimizi bir kahkaha atarken buluyoruz, bir gözlerimizden yaşlar akarken... Gösterinin sonunda çıkan kar fırtınası ise tüm salonu etkisi altına alıyor. Seyirciler salonu işgal eden rengarenk dev toplarla oynamaya başlıyor. Artık herkes çocuk. Aklımıza uzun zamandır bu kadar çok insanı aynı anda bu kadar mutlu görmediğimiz geliyor. Polunin'e teşekkür edip evlerimizin yolunu tutuyoruz.