X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şampiyonun dopingi annesidir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şampiyonun dopingi annesidir

  • Giriş Tarihi: 8.5.2016
Şampiyonun dopingi annesidir
Şampiyonun dopingi annesidir

Göğsümüzü kabartan bir milli çi Taha Akgül. O, başarısının arkasındaki en önemli kişinin annesi olduğunu söylüyor. Rio Olimpiyatları’nda yarışacak olan Akgül’e annesi Hanım eşlik edecek

Taha Akgül milli gururumuz! Son beş yıldır üst üste dört Avrupa Şampiyonluğu, iki Dünya Şampiyonluğu ve birçok madalya kazanan Akgül, Rio Olimpiyat Oyunları'nda altın madalya alması en muhtemel isim. Amerikalılar tarafından anatomik yapısı incelenmek istenen biri. Aylardır olimpiyatlara hazırlanan Akgül'ün arkasındaki en önemli güç ise annesi Akgül. Çocukluğundan itibaren yemesi, içmesi, uykusu ve tüm düzeniyle ilgilenen anne Gülbahar Akgül onu bugünlere getiren bir gizli kahraman. Belki de bu yüzden Rio 2016 Olimpiyat Oyunları'nda dünya çapında birçok sporcu ve annesine sponsor olan P&G, Türkiye'den Milli çi Taha Akgül ile annesi Gülbahar Akgül'ün sponsoru olmayı tercih etti. Gülbahar Akgül, 5-21 Ağustos tarihleri arasında düzenlenecek Rio Olimpiyat Oyunları'nda ilk kez oğlunu canlı canlı izleyecek ve dünyanın dört bir yanından gelen annelerle P&G Aile Evi'nde kalacak. Spor yoluyla yaşamları iyileştirebilmek için 2010 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi ile geniş çaplı bir ortaklığa imza atan ve 'Teşekkürler Anne' kampanyasını başlatan marka, Olimpiyat Oyunları'nda sporcuları ve annelerini destekliyor. Teşekkürler Anne kampanyası, 2012 yılında çocuklarının hayallerine ulaşabilmesi için çabalayan annelerin özverisini anlatan Dünyanın En Zor Ama En Güzel İşi (Best Job) reklam filmi ile başladı. 2014 yılında annelerin zor anlarda çocuklarını destekledikleri ve onları düştüklerinde ayağa kaldırdıkları birçok anı gösteren Onları Ayağa Kaldır (Pick Them Back Up) filmi ile devam etti. Bu yıl ise annenin gücünün çocuğunun güçlüklerin üstesinden gelmesinde ne kadar etkili olduğunu anlatan Güçlü (Strong) filmi ile devam ediyor. Biz de Taha ve Gülbahar Akgül'ü bir kahvaltıda ağırladık ve birlikte çıktıkları bu uzun yolu ve yolculuğu konuştuk.
ŞAMPİYONUN DOPİNGİ ANNESİDİR

- Boy pos, epey heybetli bir oğul doğurmuşsunuz. Kaç kiloydu Taha doğduğunda?
- Gülbahar Akgül: Herkes kaç kilo doğduğunu merak eder Taha'nın (gülüyor)... 4 kilo 600 gram doğmuştu. "Doğuştan pehlivan" derdi görenler... Zaten amcası ve babası da güreşirdi. "Bu çocuğun sonu belli" diye konuşurlardı... Düzenli ve derslerine önem veren iyi kalpli bir çocuktu. Baba güreşçi olduğu için evde konuya uzak değildik. Çocukluğundan itibaren abisiyle evin ortasında güreşirdi. Kanepeleri kenara çeker, salonda hazırlıklar yaparlardı. Ve başlarlardı güreşmeye... Ben biraz korkardım birbirlerine zarar verecekler diye... Ama babası onların bu halinden çok keyif alırdı. Beşinci sınıftan itibaren güreş antrenmanlarına gitmeye başladı.

KAMPA GİTMEK BİR HAYALDİ

- Kendiniz mi istediniz güreşe başlamayı?
- Taha Akgül: Güreş Eğitim Merkezleri vardır illerde, güreşin alt yapısını oluşturur. Üç müsabakadan geçip, yazılı sınavı da kazanınca devlet sporcuyu buralara yatılı alır ve lise sona kadar okutur. Bu arada hem güreşir hem de eğitimine devam edebilirsin. Abimle Sivas'ta böyle bir merkeze katılma hakkı elde ettik. 365 gün antrenman yapıyorduk, devlet tarafından okutuluyorduk, tüm masraflarımız devlet tarafından karşılanıyordu. Ama o yıllarda güreşte pek başarılı olamadım. Derslerim daha iyiydi. Güreşte hayal ettiklerim olmayınca b planını devreye sokmam gerekti.
- Gülbahar Hanım siz bu arada oğlunuzun güreşçi olmasını istiyor muydunuz?
- G.A: Aslında ben eğitimine devam etmesini istiyordum, okuyup parasını kazansın istiyordum. Ama eşim, Taha'nın güreşçi olup, şampiyon olmasını çok istiyordu. Güreşte başarılı olamayınca okul hayatına devam etti zaten.
- Ne yaptınız b planı olarak?
- Taha Akgül: Kulüp falan bulamamıştım. Sivas'tan dışarı çıkmam gerekiyordu başarılı olmak için ama çıkamamıştım. Ben de üniversite sınavlarına hazırlandım. Dokuz Eylül Üniversitesi Türkçe öğretmenliği bölümünü kazandım. İzmir'e gittim. Orada anneannemin evinde kalmaya başladım. Okula gidiyordum ama aklım güreşteydi. İzmir Büyükşehir Belediyespor Kulübü'ne girdim.
- Neden vazgeçemediniz güreşten?
- T.A: Aslında vazgeçmiştim. İki sene ara vermiştim. Güreş gibi bir sporda iki sene ara vermek büyük bir şey. İki sene ara verip madalya almak neredeyse imkansız. Ama Allah- ü Teala bana nasip etti. Sivas'ta 365 gün antrenman yaptım, madalya alamadım ama İzmir'de iki hafta antrenmanla gençlerde Türkiye üçüncüsü oldum. Bu dereceyi elde edince kulüp de bana maaş bağladı. Gençleri milli takım kampına davet ediyorlardı, beni de çağırdılar. Orada büyük bir atılım gösterdim. Çünkü kampa gitmek benim için hayaldi. Haliyle okul geri plana atıldı. Çünkü derslere giremiyordum, sonuçta beden eğitimi bölümünde okumuyordum, hocalar da pek yardımcı olmadılar.
- Aaa niye?
- T.A: Sonuçta Türkçe öğretmenliğinde okuyordum. Avrupa Şampiyonu olup döndüğüm gün hocamın karşısına geçtim, neden okula gelemediğimi anlatmaya başladım. "Sonuçta Türkçe olimpiyatlarına gitmedin, ben ne yapabilirim ki" dedi. Haklıydı kendine göre. Kaydımı sildirdim, beden öğretmenliği bölümüne yazıldım. Yüksek lisansa başlayacağım yakında. İki şampiyonluktan dolayı bakanlık müsteşarlığı kadrom var, eğitim olarak da kendimi geliştirmek istiyorum.

KAZANDIĞIM İLK PARAMLA KREDİ BORCUMUZU ÖDEDİM

- İlk kazandığınız parayla ne aldınız?
- Gençlerde dünya ikincisi oldum. 60 milyar almıştım o zamanın parasıyla. İzmir'de bir ev yaptırmıştık ve kredi borcumuz vardı. Borcumuzu kapattım. - Sonrasında her şampiyonlukta kazanıyorsunuz sanırım...
- Tabii tabii. Allah'a şükür maddi anlamda iyiyiz. Dünyalığımızı kazandık, Allah olmayanlara versin. Ben Ankara Belediyesi Askispor'a bağlıyım. Her şampiyonluk sonrası başkanımız bana Ankara'nın en güzel yerinden daire veriyor. Meclis kararıyla bu. Şu an oturduğum yer de, Dünya Şampiyonu olduğumda bana verilen ev. Bileğimin hakkıyla kazandım, onun hazzı başka.
- Erkeklere maaşı sorulmaz biliyorum ama bunları gençlere örnek olması açısından soruyorum...
- Bir futbolcu kadar kazanmasak da, iyi durumdayız.
- Giyimi kuşamı sever misiniz?
- Severim. kendim seçerim kıyafatlerimi. Aslında giyim konusunda sıkıntı yaşıyorum. Normal mağazalarda bedenime uygun kıyafet bulamıyorum.
- Amerikalılar vücudunuzu analiz etmek istemişler. Nedir bunun aslı?
- 2015'te Las Vegas'ta Dünya Şampiyonası yapıldı. Amerika'da dünya şampiyonu olunca başarım büyük ses getirdi. Özellikle kafes dövüşçüleri tarafında... Amerika'da kafes dövüşü çok profesyonelce yapılır biliyorsunuz ve büyük paralar döner. Oradaki güreş otoriteleri, "Bu adam bu kadar kısa sürede nasıl böyle bir galibiyet alır?" diye heyecanlanmışlar. Bana teklifte bulundular, kafes dövüşü için. Bunun yanısıra anatomik yapımın incelemek için teklif getirdiler. Ama ikisini de kabul etmedim. Kendime özgü stilim var ve Amerika'ya güvenip de bunu inceletmem.
- Amerika'ya gitmeyi düşünmüyor musunuz?
- Olimpiyatlar sporcular için çok özeldir. Tek eksik madalyam olimpiyat. Şampiyon olayım sonra bakarız. Her şey para demek değil. Para olayını geçtim ben, ülkemizi temsil ediyoruz. Ülkemizin gerçekten bu başarıya ihtiyacı var. 70 milyonluk ülke olarak 100 sporcuyla katılmak bir başarı değil. 500-600 sporcu olması lazım. ABD öyle geliyor. Bir de güreş bizim ata sporumuz. Spor çok büyük bir reklam. Görevimiz büyük!
- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da sizi yakından takip ediyor anladığım kadarıyla...
- Sağolsun. Sayın Cumhubaşkanıyla ilk karşılaşmamızda boyumu sordu, ilgisini çekmişti. Sonra sık sık görüştük. Kaybettiğim Avrupa Şampiyonası'ndan geldiğimde karşılaştık. Biraz kızdı bana, "Niye gittin oraya sakat sakat" dedi. Rio'da başarılı olmamı çok istiyor.

OĞLUMU HİÇ CANLI İZLEMEDİM

- Son olarak Avrupa Şampiyonası'nda yenildiniz... Ringteki üzüntünüz de epey haber oldu... Neden yenildiniz?
- T.A: Benim hatam oldu. Sakattım, 10 cm yırtıkla gittim. Dört Avrupa şampiyonluğum vardı üst üste. Beşinciyi de almak istedim. Zorladım kendimi sakat sakat. Olmadı. Rio'da inşallah.
- Oğlunuz güreşirken izlediğinizde ne hissediyorsunuz?
- G.A: Hiç canlı canlı izlemedik. Hep ekranda izledim. Televizyondan izlerken bile çok zor oluyor. Çok heyecanlanıyoruz.
- Aaa ilk kez Rio'da canlı canlı izleyeceksiniz oğlunuzu yani...
- T.A: Annem babam ekran başında izlerken çok heyecanlanıyorlarmış. Bu nedenle yurtdışına çok da götürmek istemiyordum. Şimdi ilk kez Rio'ya gelecek annem ve babam. İnşallah uğurlu gelir. Başka arkadaşlarımdan ailesini maça götüren çok oluyordu ama ben müsabaka sırasında aklım onlarda kalmasın diye götürmezdim. Bu ilk olacak.
- Sporcu annesi olmak zor mu?
- G.A: Ben ev hanımı olduğum için alıştım. Yaşamım bu deyip, idare ediyorum. Zor değil. Onun sayesinde şehir şehir geziyoruz. Sivas'taydık, İzmir'e taşındık, şimdi Ankara'dayız. Oğluma destek olmak için, onun eksiklerini tamamlamak için yanındayım. Bundan da büyük gurur duyuyorum. Onun milli bir görevi var. Benim görevim de ona bakmak.
- Maçlara nasıl uğurlarsınız oğlunuzu?
-G.A: Hep dua eder gönderirim. Maç gününden önce başlar üstelik dualarımız. Babamız daha stresli olur o dönemde.
- Rio'ya dair ümidiniz ne?
- T.A: Güreş bizim atasporumuz. Olimpiyatlarda en çok madalya getirmiş sporumuz güreş. Londra Olimpiyatları'na da gitmiştim. O zamanlar 21 yaşımdaydım. Tecrübesizdim ve kiloyu dolduramıyordum. Başarılı olamadım orada. Ama şimdi tecrübelendim, aradan dört sene geçti. İnşallah Rio Olimpiyatları'nda güreş adına takım arkadaşlarımla üzerimize düşeni yapacağız. Altın madalyaya Türkiye adına en yakın isimlerden biri benim.
- Sporcu anneleriyle ilgili ne diyeceksiniz?
- T.A: Anneler sporcuların her şeyidir. Tüm emeği onlar verir ama hep geri plandadırlar. Hep hocalar öndedir, kulüpler, kulüp başkanları ön plana çıkar. Ama asıl emekçiler annelerdir. Gizli kahramanlardır. Benim annem de bir gizli kahraman. Üzerimde emeği çoktur. Küçüklüğümden beri hep arkamdadır. Aslında annem eğitim alanında ilerlememi istemişti, "Derslerine önem ver, paranı kazan" derdi. Babamsa güreşçi olalım, şampiyon olalım isterdi. Bu ikilemi çok yaşadım. Güreş mi, eğitim mi? Üniversiteyi kazandığımda annemi çok sevindirmiştim.
- Güreş atasporu ama çok da el üstünde tuttuğumuz söylenemez. Bu durum sizi üzüyor mu?
- T.A: Eski maçları izliyoruz arada bir, tribünler tıklım tıklım. Güreşin kurallarıyla çok oynadılar, bu nedenle insanlar tribünlerden kaçtı. Sadece Türkiye'de değil, diğer ülkelerde de durum böyle. Sadece bizim ülkemizde seyirci anlamında değerini kaybetti. Tekrar eski kurallara dönüldüğü için, seyir zevki geldi. Tribünler yavaş yavaş dolmaya başladı. Futbolda Arda Turan neyse, güreşte de ben oyum.