Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Efendiler, bu şanlı bir tarihin tasfiyesidir

Giriş Tarihi: 9.10.2016
Efendiler, bu şanlı bir tarihin tasfiyesidir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Lozan’ı zafer diye yutturmaya çalıştılar” çıkışıyla başlayan tartışma devam ediyor. Ancak bu tartışma bugünün mevzusu değil. Lozan’la ilgili en sert tartışmalar 1. Meclis’te yaşanmıştı. SABAH, tarihin derinliklerine dalarak 1. Meclis’te Lozan konusundaki tartışmaları bugüne taşıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Beştepe'de muhtarlara hitap ederken yaptığı konuşma tarihin tozlu bir sayfasını yeniden gündeme taşıdı. Peki Erdoğan ne demişti? "1920'de bize Sevr'i gösterdiler, 1923'te Lozan'a bizi razı ettiler. Birileri de Lozan'ı zafer diye yutturmaya çalıştı. Her şey ortada. Bağırsan sesinin duyulacağı adaları biz Lozan'da verdik. Zafer bu mu? Oralar bizimdi. Oralarda bizim camilerimiz, mabetlerimiz var ama şu anda hala Ege'de kıta sahanlığı ne olacak, havada, denizde ne olacak bunları konuşuyoruz, hala bunun mücadelesini veriyoruz. Niye? İşte o anlaşmada masaya oturanlar sebebiyle. O masaya oturanlar, o anlaşmanın hakkını vermediler."

SERT MUHALEFET
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın işte bu sözleri günümüz Türkiye'sinin sınırlarının çizildiği 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'nın bir zafer mi yoksa bir hezimet mi olduğu tartışmasını alevledi. Büyük Türkiye haritasının küçülmesine yol açan Lozan Antlaşması etrafında basında ve siyasette başlayan bu yoğun ve sert tartışmalar elbette bugüne özgü değil. Zira görüşmeler sürerken 1. Meclis'te de çok ateşli konuşmalar yapılmış ve Lozan deyim yerindeyse yerden yere vurulmuştu. Milletvekilleri tarafından getirilen sert eleştiriler bu meclisin Mustafa Kemal tarafından sonlandırılmasına kadar gidecekti. Tarihçi-yazar Ahmet Anapalı 1. Meclis'te Lozan'a karşı çıkmanın faturasının ağır olduğunu ve o dönem Lozan'ı konuşmanın kelleyi koltuğunun altına almakla eş değer olduğu görüşünün herkesçe kabul edildiğini belirtiyor.

MİLLETVEKİLİ AVI
Anapalı, koordinasyon eksikliği ve heyet üyelerinin birbirinden habersiz giriştikleri başarısız hamleler sonucu ortaya çıkan hezimetler zincirine karşı çıkışları susturmak için bir tırpanlama harekatı başlatıldığını kaydederek şunları söylüyor: "Mustafa Kemal Paşa tarafından kurulan Halk partisinin içinde de tıpkı Meclis içinde yapıldığı gibi bir muhalif milletvekili avına çıkılmış ve partide ne kadar muhalif görüşlü milletvekili varsa hepsi parti dışına itilmiştir. Bu dışlanma hareketinde o derece ileri gidilmiştir ki, parti içinde Atatürk iradesine ima yoluyla dahi olsa en ufak bir eleştiri cümlesi kuranlardan hiç kimse 2. Meclis'e seçilememiştir."

İTİRAZLAR YÜKSELDİ
Devlet Arşivleri Eski Genel Müdürü Doç. Dr. Mustafa Budak da, Anapalı'nın bu görüşünü destekliyor: "Lozan'a ara verildiği dönemde ciddi itirazlar var, bunun bu Meclis'le kabul edilemeyeceği anlaşılıyor. 2. Lozan görüşmeleri başlamadan Meclis kendini yenileme karar alıyor. 2. Meclis'te tepki gösterenlerin yer almadığı çok net görülüyor. Bunları tek seçenin de Mustafa Kemal olduğu aşikar."



1. Meclis karşıydı
Vekili Niyazi Bey: "...Efendiler tarihi bir gün yaşıyoruz. Ben isterim ki millet olarak bugün bir dönüm noktasında olduğumuzu hissedelim. Önümüzde imzalanmış bir antlaşması vardır. Lozan antlaşması, şanlı bir tarihin hesabının tasfiyesidir. Bu antlaşmanın hükümleri ile Mısır, Sudan, Kıbrıs, Adalar, Trablusgarp ve bütün üzerindeki hukukumuzdan, unvanlarımızdan, şan ve şerefimizden feragat ettik. Sade edep açılmış garip bir adam gibi ortada kaldık. Efendiler, biz milletler cemiyetinin manda ile hükümünü kabul ediyor muyuz?" (Hayır etmiyoruz sesleri)
Mardin Vekili Necip Bey: "Beş yüz bin Türk nüfus dışarıda kalmıştır..."
Muğla Vekili Şükrü Kaya: "Efendiler, dini, tarihi, ekseriyet nüfusu ırkı, eserleri, gelenekleri, yani maddi ve manevi bütün varlığı ile bize bağlı ve bizim olan Batı Trakya, sınırlarımız dışında bırakılmıştır. Balkan savaşlarında buralar Bulgarlara verilmiştir. İkinci hata Lozan'da işlenmiş, şimdi de 'a verilmiştir! Ne için efendiler, ne için! Ortada aklın ve mantığın, tarihin ve hakkın hakimiyeti varsa, Batı Trakya Türk'tür. Türk'ün olması lazımdır. Ben bu anlaşma metnini tasdik ve tasvip edemem. Efendiler bir barış anlaşması bize tam emniyet ve huzur getirmezse ona oy vermek elbette mümkün değildir. Ben bu anlaşmayı reddetmek meburiyetindeyim..." (Alkışlar)
Tekirdağ Vekili Faik Bey: "...Efendiler, elimizdeki bu barış antlaşmasının maddeleri arasında esas hukumuzu yaşama ve var olma hakkımızı, meşru haklarımızı bir kısım ırkdaşlarımızın hayat ve huzurunu tehdir ve ihlal eden bir çok maddeler vardır. Çok isterdim ki Mondros Mütarekesi o meşhur beyannamelerle, nutuklarla vaad edilen milliyet, istiklal, beka ve bağımsızlık gibi hukuk kuralları ve mukaddes kavramları ibaret olan vaadlerden başka ayrıca bu kıymetli mücadelenin hissini de beraber getirsin. Fakat çok ilginç bir tesadüftür ki bizim elimizde bulunan bu anlaşma bunlardan mahrumdur... Fakat efendiler onlara bırakılan bu topraklarda ki bizim muazzez şehitlerimizin hatıralarına ne dersiniz? Biz, bu mücadele topraklarında karşımızdakilere vatanımızı istilaya gelmiş olanlara bu imtiyazları vererek şehitlerimizin aziz hatırasını nasıl rencide edebiliriz?..."

Lozan'da saplanan hançer
Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa'nın "Yunan işgali devam etseydi, bu millet birkaç yıl gecikmeyle de olsa istiklâlini yine kazanırdı. Ancak Lozan'da milletin kalbine öyle bir hançer saplandı ki, bu hançerin çıkarılması yüz senede zor gerçekleşir!.." dediği Lozan'ı eleştiren, doğuda yaşayan Türk ve Kürtlerin sınırların dışında bırakılmasına itiraz edenlerden birisi de Yahya Kemal'di. Lozan'a oy vermeyen milletvekilleri arasında Hoca Esad Ef. (Menteşe), Kılıç Ali B. (Gaziantep), Zamir B. (Adana), Mustafa Necati B. (İzmir), Ali Cenani B. (Gaziantep), Vâsıf B. (Saruhan), Necib B. (Mardin), Niyazi B. (Mersin), Faik B. (Edirne), Şeyh Saffet Ef. (Urfa), Şükrü Kaya B. (Menteşe), Besim B. (Mersin), Faik B. (Tekirdağ) vardı.

Şükrü Bey'in garip ölümü
Trabzon Milletvekili Ali Şükrü Bey, Lozan konusunda en sert eleştirileri getiren isimlerdendi. Meclis'te "Efendiler, soruyorum, düşmanların altı ay sonra iade etmiş olduğu bir toprak var mıdır? Yoktur efendiler. Hangi toprak bir daha iade edilmiştir? Musul'u bir sene sonraya bırakmak neticede kaybetmek demektir. "Mehmetçiğin süngüsüyle kazanılan muazzam zafer, Lozan'da heba edildi... Misak-ı Milli'den taviz veriliyor..." diyerek sert eleştiriler getiriyor ve defalarca kürsüye çıkarak hükümeti ve başmurahhas İsmet Paşa'yı suçluyordu. Öyle çok kürsüye çıkmıştı ki konuşmaları en çok Mustafa Kemal Paşa'yı sinirlendirmiş, tekrar söz istemesi karşısında Mustafa Kemal "Bir haftadır söylüyorsunuz, memleketi zarardide ediyorsunuz, maksadınız nedir?" diyerek tabancasını çekerek üzerine yürümüştü. Bu olaydan yirmi gün kadar sonra, Ali Şükrü Bey aniden ortadan kaybolmuştu. Birkaç gün sonra Şükrü Bey'in cesedi bulundu. İple boğularak öldürülmüş, Çankaya sırtlarında toprağa gömülmüştü. Suç, Giresunlu hemşehrisi Topal Osman Ağa'nın üzerine yıkıldı. Evet sonuç olarak Lozan tartışması bugünün meselesi değil. Döneminde de tartışılan ve büyük gürültüler çıkaran bu antlaşmanın hezimet mi zafer mi olduğu anlaşılan o ki daha çok tartışılacak. Ancak ortada kocaman bir gerçek var: İnönü başkanlığındaki heyetin, savaştan galip ayrılmamıza rağmen verdiği tavizler ve gösterdiği diplomasi zaafları nedeniyle kaybettiğimiz çok önemli topraklar... Misak-ı Milli sınırları içindeki Musul, Kerkük ve Süleymaniye İngilizlere, Hatay Fransızlara bırakıldı. 12 ada İtalyanlara, İmroz, Bozcaada ve Tavşanlı adaları dışındaki Ege adaları Yunanistan'a, Kıbrıs ise İngiltere'ye verildi.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Efendiler, bu şanlı bir tarihin tasfiyesidir
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz