X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gezegenimiz ona emanet
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gezegenimiz ona emanet

  • Giriş Tarihi: 30.10.2016
Gezegenimiz ona emanet
Gezegenimiz ona emanet

Dünyaya çarpma tehlikesi olan binlerce astroit yakından takip ediliyor. Ancak 65 milyon yıl önce dinozorları yok eden bir astroitin benzerinin yeniden düşmesini engellemek için hala somut bir adım atılamadı. Megan Bruck Syal ise gezegenimizi korumanın yolunu bulmuş olabilir

Günümüzden 65 milyon yıl önce Dünya'ya düşen dev bir astroitin, etkileri hala süren bir felakete neden olduğu düşünülüyor. Yaklaşık 10 kilometre çapındaki astroit, Dünya'daki bitki ve hayvan türlerinin dörtte üçünden fazlasını yok etti. Deniz kıyılarında 10 büyüklüğünde depreme neden olan ve Meksika Körfezi'nde 300 metreyi bulan tsunami dalgaları oluşturan astroit yüzünden dinozorlar tarihe karıştı. Ayrıca Dünya, uzun bir soğuk ve karanlık döneme girdi. İşte böylesi bir felaketin bir daha yaşanmaması için uzay yakından takip ediliyor. Ancak Rusya'nın Chelyabinsk bölgesine 3 yıl önce düşen bir asroit bütün algıları değiştirdi. Yapılan bütün gözlemlere rağmen, 1400 kişinin yaralanmasına neden olan bu küçük çaptaki göktaşının ne Dünya'ya düşeceği öngörülmüştü ne de düşmesinin engellenmesi için yeterli bir önlem alınmıştı.

ASTROİDİN YÖNÜ DEĞİŞTİRİLİR Mİ?
ABD'nin Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA), göktaşlarının Dünya'ya düşmesini engellemek için bu yılın başında Gezegen Savunma Koordinasyon Ofisi'ni kurdu. Bilim kadını Megan Bruck Syal ve ekibi de Astroit Çarpması ve Yönünün Değiştirilmesi (Aida) isimli bir çatının altında toplandı. Amaçları NASA ve Avrupa Uzay Ajansı (ESA) ile işbirliği yaparak göktaşlarının Dünya'ya ulaşmasını engellemek. Lawrence Livermore Labaratuvarları'ndan Doktor Megan Bruck Syal ile dünya basınında büyük ilgi gören "Göktaşlarının yönünü kinetik enerji ile değiştirme" çalışması hakkında konuştum. "Dünya'ya yaklaşan göktaşlarının engellenmesi için; uzay araçları çarptırılarak yönünün değiştirilmesi, lazer ışınlarının kullanılması veya nükleer bombaya başvurulması gibi seçenekler konuşuluyor. Sizin projeniz neden bu kadar ilgi gördü ve diğerlerinden farkı ne?" şeklindeki soruma şöyle yanıt verdi:

"FACİA UCUZ ATLATILDI"
"Gezegenimizi korumamız gerektiği fikri, Dünya'ya yakın geçen çok sayıda astroit keşfedildikçe büyük önem kazandı. 2013'te Rusya'ya düşen göktaşı ise adeta uyanmamıza neden oldu. Kimse ne olduğunu anlamamıştı. 30 Hiroşima gücündeydi. Ama yerden 30 km yüksekte parçalandığı için facia ucuz atlatıldı. Ben, astroitin kinetik ve nükleer enerji ile yönünün nasıl değiştirilebileceğini gösteren bir simülasyon hazırladım. Böyle bir çalışma ilk kez görsel olarak sunulduğu için ilgi gördü." Bir sorum daha oldu: "NASA ve ESA'nın sizin çalışmanıza destekleri neler oluyor? Çalışmanızı biraz daha detaylandırır mısınız?" "Dünya'ya yakın noktalarda bulunan göktaşlarını takip edebilmemiz için NASA ve ESA'nın uydularına ihtiyacımız var. Daha da önemlisi benim hazırladığım simülasyonda astroitin yörüngede yönünü değiştirmek için göndereceğimiz kinetik ya da nükleer enerjiyi taşıyacak ve astroite çarpacak uzay aracına ihtiyacımız var. Şimdilik 150 metre çapındaki bir göktaşını nasıl engelleyebiliriz ona baktık. Avrupa ülkelerinin yakında ESA'nın bizimle işbirliği yapmasının önünü açacak izni vermesini bekliyoruz." "Peki, halihazırda gezegenimizi bekleyen büyük bir tehlike var mı?" dediğimde de "NASA, yakınımızdaki binlerce astroiti çok yakından takip ediyor. Şimdilik bunlardan hiçbiri bizim için büyük bir tehdit oluşturmuyor. Ancak, Dünya'ya yakın yerlerde onlarca ya da yüzlerce metre çapında, binlerce henüz keşfedilmemiş astroit var. Ve gelecekte bunlar Dünya'yı etkileyebilir. Olası bir felaketin ne zaman olacağını kesinlikle bilmiyoruz. Tek yapabileceğimiz gözlemlemek ve hazırlanmak. Amacımız zaten, gelecek nesillere neler yapabileceklerini, gezegeni nasıl koruyacaklarını göstermek" diyen Syal, " Ölümcül astroit etkilerinden korunmak için ülkeler, bizi desteklemeli" diye ekliyor.