X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çöpten çıkan umut dolu bir hayat
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çöpten çıkan umut dolu bir hayat

  • Giriş Tarihi: 6.11.2016
Çöpten çıkan umut dolu bir hayat
Çöpten çıkan umut dolu bir hayat

Kim Milyoner Olmak İster yarışmasında gösterdiği başarıyla dikkat çekti. 20 yaşındaki Ahmet şu anda üniversiteye hazırlanıyor. Hikayesi filmlere konu olacak türden. Çöp onun hayatının mucizesi aslında. Çöpten topladığı kitapları okuyarak kendini yetiştiren, ev kuran Ahmet Seyda Varlı çöpten hayatını da kazanıyor... İşte onun umut dolu, başarı hikayesi

İki hafta önce Kim Milyoner Olmak İster yarışmasından 20 yaşındaki Ahmet Seyda Varlı, hayatı ve gülümsemesiyle geçti... Ahmet yarışmadan 30 bin TL ile ayrıldı. Rakam belki bazıları için yüksek olmayabilir ama Ahmet için dünyalara bedeldi... "30 bin lira benim banka borcumu kapatacak miktardı yani bana yeterdi" diye hayat dersi niteliğinde bir cümleyle anlatıyor durumunu... Ahmet, çöpten topladığı kitapları okuyan, hayatı zorluklarla geçmiş bir genç. O çöpten topladığı kitaplar sayesinde bu parayı kazandığını söylüyor. Ahmet'in çöple ilişkisi bu kadar değil. Çöp onun zor hayatının mucizesi aslında...
O şimdi lüks bir sitenin temizlik görevlisi. Bir blogun temizliği ondan soruluyor, siliyor temizliyor ve dairelerin çöplerini topluyor. Yine topladığı çöplere sahip çıkıyor... Sitede bulunan küçük odasını çöpten çıkardıklarıyla döşemiş. Ahmet Seyda Varlı, Tokat Zile Narlıkışla Köyü'nde doğdu. Beş çocuklu bir ailenin en büyüğü. Fakirlik, yokluk, zorluk onların aile hikayesinin özeti... Ama Ahmet bir başarı hikayesi yazmayı başardı:
- Çocukluğunuz kolay geçmemiş. Sizce hayatınızdaki zorluklar nerede başlıyor?
- Bilmem doğumumla galiba... Beni annem evde doğurmuş. Çünkü köyümüzden hastaneye ulaşmak kolay değilmiş, bir de fakirlik... Ebe yardım etmiş anneme. Fakat ev koşullarında doğum yapan annemin benim yüzümden kasları yırtılmış. Sonra dört kız kardeşim daha oldu... Onların da yükü benim omuzumda. Köyde yaşıyorduk ama babam İstanbul'daydı... Pek çalışmıyordu.
- Neden sizden uzaktı ve çalışmıyordu?
- Aslında babam son 11 senedir ailesine doğru düzgün sahip çıkan bir adam oldu. Önceden alkol alırdı, annemi döverdi.
- Annenizi dövdüğü günleri hatırlıyor musunuz?
- Hepsini hatırlıyorum. Kötü şeyleri unutmam. Kötü bir çocukluk geçirdim. El bebek, gül bebek değildimMesela okula başladığım zamanı hiç unutmam! Önlüksüz gittim çünkü. Şimdi yırtık paça pantolon giyiyoruz, moda diyoruz ya... O zaman moda değildi ama benim okula giderken bile giydiğim pantolonlarım yırtıktı. Okula başladığımda okuma- yazmayı biliyordum, annem evde öğretmişti. Önlüğüm olmadığı için her gün eve gidip ağlıyordum. Okul açıldıktan bir hafta sonra babam İstanbul'dan geldi. Elinde önlük. O sevincimi hiç unutmam, önlükle uyumuştum o gece. Birkaç sene sonra İstanbul'a taşındık?
- Niye geçinemiyor muydunuz?
- Hayır. Bir tavuğumuz, bir de ineğimiz vardı. Annemle tezek toplar satardık, komşulardan ekmek isterdik. Babam İstanbul'dan 100 lira gönderirdi, onunla geçinirdik. İstanbul'a geldik şansımızı denemeye. Zeytinburnu'nda bir gecekonduya yerleştik. Kardeşlerimle bir arada yattığımız, bir göz oda bir yer. Dokuz yaşımdayım o sıralar... Çöpten bira kutuları toplayıp, para kazanıyordum. Babam kumar oynuyor, az buçuk para kazanıyor ama yetmiyor. Annemle çöpten kutu toplamaya başladık. Okula giderken ve dönüşte çöpten kutuları toplayıp, anneme veriyordum, o da satıyordu. Üç kuruş para kazanıyorduk. Annem bir gün çok sinirlendi ve kahveye gidip babamın karşısına oturdu.
- Eeee. Ne dedi ona?
- "Oğlun çöpten kutu topluyor, sen kumar oynuyorsun" dedi. Babam o gün, kumarı ve alkolü bıraktı! Bir anda sildi. Artık sıra ondaydı. Her gece sırtında çuvalıyla çöpten kutu toplamaya başladı. İstanbul'un çöpleri hayatımızı düzene soktu. Çöpten oyuncak, ev eşyaları, kitap çıkıyor. Evimizi düzmüştük. O zamanki mutluluğumu anlatamam. Bir gecede hayatım babamın değişimiyle, değişmişti. Mucize gibiydi. Sonra çöp işi geçim kaynağımız oldu. Babam para kazandıkça şartlarımız iyileşiyordu.
- Okul hayatınız nasıldı bu arada?
- Çok çalışmadan sınavlarda başarılı olurdum ama köyden geldiğim için konuşmaya utanırdım çünkü şivem vardı. Sekizinci sınıfa geldiğimde ipler koptu. Dersleri boşladım. Biraz bocaladıktan sonra Kur'an kursuna yazıldım. Orası iyi geldi bana, bir yandan da liseyi bitirdim orada. Sonra başka bir okula geçtim, kitap okumayı orada sevdim. Her gün kitap okuyordum. Kitapları not alarak okumayı seviyorum. Her kitaptan bir ders çıkarıyorum.

Ne zormuş sokak müzisyeni olmak!
- Bundan sonraki hayaliniz ne?

- Ailem küçüklüğümden beri beni iyi bir insan olmam için yüreklendirdi. Maddi olarak bir şey verememiş olabilirler ama ahlaki açıdan iyi yetiştirdiler. Ben de iyi bir ailem olsun, işim olsun, insanlara faydam olsun, düzgün bir hayatım olsun istiyorum. Okuyup çalışmak öncelikli hedefim.
- Müzik merakınız nereden geliyor?
- Sünnetimde başıma bir radyo koydular. O günden beri merakım var. Elime ne geçse onu müzik aleti gibi kullanıp çalardım. Sonra def çalmaya başladım. Sesi, bana hissettirdikleri çok hoşuma gitti. Ben de sokak müzisyeni olmak istedim ama İstanbul'da sokak müzisyeni olmak çok zor. Normal işlerden daha zor.
- Niye?
- Çünkü metroda çalanları gördüm, ben de bu yolla para kazanayım dedim, hop güvenlik geldi. İstiklal Caddesi'ne gittim, sokakta çalayım dedim, zabıta geldi... Ne zormuş sokak müzisyeni olmak.

Ahmet'in günlüğünden:
Çok ama çok çalışacağım. Kitap okuyacağım.
Çevremde ne olup bittiğine dikkat edeceğim.
Her şeyimin planlı olması gerek! Hedefime odaklanacağım.
Kurallara uyacağım. Darda da olsam, bolda da hep dua edeceğim.
Konuşmayı öğrenmeliyim.
İnsanların beynimi ve düşüncelerimi nasıl etkileyebileceğini öğrenmeliyim!
Asla kim olduğumu ve nereden geldiğimi unutmayacağım.
Her zaman adil ve doğru bir adam olacağım.
Ne olursa olsun, kim olursa olsun bana yanlışı öğretenlerden uzak duracağım.
Hayat her zaman istediğiniz gibi olmaz, insanlar size iyi davranmayabilir. Bunu sadece siz düzeltebilirsiniz.
Hayat size istediğinizi vermez, siz çalışıp onu almalısınız.
Aşk bir gemidir, hangi denize açılırsan o denizin lodoslarına ve dalgalarına kapılırsın. Belki de aşk denizinde yok olur, kaybolursun!

Küçük bir kütüphanem var
- Şu anda lüks bir sitede temizlik işçisi olarak çalışıyorsunuz... Kitaplarla ilişkiniz burada da devam etmiş...

- Bu sitenin inşaatında çalışmaya başladım ilk önce... Ama o işte çok zorlanıyordum. Sonra temizlikçi kadrosuna girdim. Şimdi bir bloğun sorumlusuyum. Burayı temiz tutmak, çöpleri toplamak benim işim. Çöpten çıkanlar da benim. Eski alışkanlık nedeniyle buradaki dinlenme odamı dairelerin çöp diye attıklarıyla kurdum. Güle oynaya çalışıyorum. Burada çok güzel anılarım var
- Topladığın ve okuduğun kitapları ne yapıyorsun?
- 20 yaşımdayım, bu zamana kadar topladığım kitaplardan oluşan küçük bir kütüphanem var evde. Bir kitabım var mesela, 1960 basımı, ilk baskı.
- Çok pozitif ve mutlu birisiniz. Bunun sırrı ne?
- Dua ediyorum ve güvendiğim bir yer var; o da Allah! "Çok zordayım, bunun altından nasıl çıkacağım?" demeden şükretmek gerekiyor. O zaman kapılar açılıyor. Bunu kendi hayatımda çok yaşadım. Her şeyden umudumu kestiğim anlarda, hep bir kapı açılıyor.

Aza kanaat etmezsen çoğu bulamazsın
- Yarışmaya nasıl katıldınız?

- 12 senedir İstanbul'dayız... O zamandan beri Kim Milyoner Olmak İster'i izliyorum. Eskiden beri hedefimdi bu yarışmada olmak. Zaten maddi gelir sağlayan tüm programlar hedefimdeydi. Başvurdum, elemeleri geçtim, sonra bir baktım Selçuk Yöntem'in karşısındayım.
- En zorlandığınız soru hangisiydi?
- Sorular orta zorlukta geldi. Zorluktan ziyade bana koyan bir soru oldu, o da Bruce Lee ile ilgili olandı. Adamın aktörlüğüne ve dövüşçülüğüne odaklanmışız hep... Orada yaptığı dans soruluyordu. Uydurmak zorundaydım ya da bırakacaktım, bıraktım. Annem, "Aza kanaat etmezsen çoğu bulamazsın" diye göndermişti beni yarışmaya... 30 bin lira banka borcumu kapatacak miktardı yani bana yeterdi...