Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Oğullarımın ablası oldu

Giriş Tarihi: 14.5.2017
Oğullarımın ablası oldu

Sadece doğururak anne olunmuyor! Bazı kadınlar, öyle güzel anne oluyorlar ki inanamazsınız. Nihal Üstündeniz onlardan biri. İki erkek çocuğu olan Üstündeniz, Çocuk Esirgeme Kurumu’na başvurdu. Dokuz ay sonra müjdeli haber geldi. Nihal Hanım, şimdi dokuz yaşında bir kız çocuğunun da annesi

İki oğlu vardı, şimdi bir de kızı oldu. Nihal Üstündeniz koruyucu aile olmayı anlattı

Toplumda sanki sadece çocuğu olmayanlar evlat edinebilir, koruyucu aile olabilir gibi bir genel eğilim var.
Oysa isteyen herkes koruyucu aile olabilir. Rakamlar, yurtlardaki binlerce çocuğun sıcak bir aile ortamına ihtiyaç duyduğunu kanıtlar nitelikte.
2016 yılı itibariyle 13 bin civarında çocuk, çocuk yuvalarında ve yetiştirme yurtlarında devlet bakımında. İstanbul'da 386 aile yanında 417 çocuk bulunuyor. Büyükşehirler için şaşartıcı derecede az değil mi bu rakamlar? Oysa çocuk dediğiniz şeyin, saf sevgiden başka hiçbir şeye ihtiyacı yok. Onu da bir aile ortamından daha iyi ne sağlabilir ki?
İstanbul'daki 386 kahraman aileden biri de, Üstündenizler... Ama onların hikayesinde asıl kahraman anne Nihal Üstündeniz. Onun çocukluk hayali bir çocuğu evlat edinmekmiş. O büyüyüp, kendi ailesini kurunca, iki oğul sahibi olunca, bu hayalini unutmamış. Ve peşinden gitmiş. Şimdi bir de kızı var. Nihal hanımla Emirgan Korusu'nda buluştuk. Yanında iki oğlu ve aylar önce Üstündeniz ailesiyle yaşamaya başlayan kızları vardı. Pembe uçuşan eteği, içi gülen gözleriyle bu güzel kız, yeni evi ve ailesine alışmıştı.

- Koruyucu aile olmaya karar verdiniz ve aylar sonra size uygun bir kız çocuğunun olduğu haber verildi. Onunla ilk karşılaştığınız ana dönmenizi istesem...
- İlk karşılaşmamız benim için çok duygusaldı. Kızım odaya girdiğinde fiziksel olarak bir insan ne kadar bükülebilirse, o şekilde boynu büküktü. İlk kez bu kadar mahcup bir çocuk görmüştüm hayatımda. Bizi merak ediyor ama kafasını kaldırmadan, gözlerini oynatarak bakmaya çalışıyordu. Orada eğer güçlü olmaya çalışmasaydım, saatlerce hüngür hüngür ağlayabilirdim.

- Hikayenin başına dönelim, iki yavrunuz var. Üçüncü bir çocuğun annesi oldunuz. Neden?
- Bu içimden gelen, sürekli istediğim bir şeydi. Öyle birden "Bir çocuğumuz daha olsun, bir çocuğun koruyucu ailesi olalım" diye düşünmedim...
Yaşım epey küçükken, "Evlat edineceğim" derdim. Sonra evlendim, bu arada hep konuyu araştırıyorum... Bir çocuğumuz oldu, sonra bir tane daha oldu. Hayat gelip geçiyor bu arada... Bir anda "Daha ne kadar bekleyeceğim" dedim ve harekete geçtim.

- Nasıl bir yol izlediniz?
- İstanbul Koruyucu Aile Derneği'yle görüştüm. Onlar beni iki çocuklu olup, koruyucu aile olan insanlarla konuşturdular. Yani küçük yaştan itibaren içimde olan isteğin altını doldurduk. Bir gün eşime, "Ne zaman başvuracağız, içimde bir boşluk var, bu işi yapalım artık" dedim. "Hadi yapılım" dedi. Başvurduk. Evraklarımızı doldurduk. Evimizi hazırladık. Çocukları hazırladık.

- Onları nasıl hazırladınız?
- Evimiz zaten, kedi, köpek vs. kalabalık bir ev. Dışarıdan hayatımıza dahil olmalara alışıklar. Zaten daha biyolojik çocuklarım dünyaya gelmeden bu istekte olduğum için, onları küçük yaştan itibaren alıştırdım bu fikre. Bazı çocukların ailelerinin olmadığından, olamadığından bahsettim. Hikayeler anlattım. Tabii ki onları üzmeden, durumu acındırmadan... Küçük masallar yoluyla...

- Nasıl masallar bunlar?
- Bir kuş varmış, ormanda kaybolmuş, martılar oradan geçiyormuş, onlar hadi bizim yanımıza gel demişler, gibi... Kedimiz köpeğimizden örnek verdim. Çünkü onları da almadık, bulduk hep. Bize ihtiyaçları vardı. Erkek çocukları daha az sorguluyor sanırım. Hiç sormadılar, "Ablamızın annesi babası nerede?" diye... Geldiği gibi kaynaştılar.

- Sizin başvurunuzun ardından geçen süreç ne kadardı?
- Dokuz ay kadar. Tıpkı bir hamilelik gibi... Psikolojik olarak da insan hazırlanıyor bu yolla. Hamilelikte biliyorsunuz, içinizde bir bebek gelişiyor ve büyüyor. Diğerinde her an aranabilirsiniz ve her an bir çocuğunuz olabilir. O çok heyecan verici bir şey. Seyahate giderken bile tetikteydim. İl müdürlüğünü arayıp "Bakın beni arayacaksanız gitmeyeyim" diyordum. 15 günlük bir tatile çıkacaktım, "Gidin henüz belli değil" dediler ve üç gün sonra aradılar, "Bir kızımız var" diye... Apar topar odayı hazırladık. Kızımız dokuz yaşındaydı.

GELDİĞİ GÜNDEN BERİ BANA ANNE DİYOR
- O yaşa kadar yuvada mıymış?
- Değil. Sekiz yaşına kadar ailesiyleymiş. Hikayesinin bir kısmını biliyorum. Bize geldi kızımız ve artık bizimle yaşıyor. Benim kızım, oğullarımın ablası oldu. Geldiği günden beri bana "Anne" diyor.

- Siz mi dokuz yaşında bir çocuk tercih ettiniz?
- Biraz yönlendirdiler. İki oğlumun arasında bir yaşta kız çocuğu olsa ne güzel olur diye düşünüyordum. Bana, "Daha büyük yaş kız çocuğu size daha uygun, oğullarınız da kıskanmaz ve abla gibi görürler, daha kolay atlatırsınız" dediler. Araştırdığımda altı yaşından sonra çocukların çok da tercih edilmediğini öğrendim. Bu da çok üzdü beni. O yüzden dokuz yaşında bir kız daha iyi oldu.

- Küçük bir bebeğin koruyucu ailesi olmakla arasında epey fark olmalı. Sonuçta dokuz yaşında bir çocuk her şeyin farkındadır. O durumu nasıl idare ettiniz?
- Kocaman bir çocuğun "Anne" demesi de ilginçti. Yuvada herkese anne dedikleri için alışılmış bir anne onun için. Eve gelmeden önce, çocuklarla birlikte kaldığı yuvaya giderek kaynaşma zamanı geçirdik. Onu aldık, bir yerlere götürdük. Bir parkta üçü oynuyorlardı, uzaktan onları seyrettim ve bağırarak "İyi ki yaptım" dedim. O kadar heyecan vericiydi. Hiçbir şey sormadan, kardeş oluverdiler. Ki kızımın biyolojik kardeşleri de var. İnsanın kızı olması çok güzelmiş. İki erkekten sonra harika geldi. O alışma sürecinde bir hafta sonu bizde kaldı. O sırada yatağını alamamıştım. "Anneciğim yatağını alamadım, vaktimiz olmadı" dedim. "Yatak önemli değil, yerde de yatarım, önemli olan ailem olması" dedi. Gözlerim doldu. Çocukların sevgi dışında beklentileri yok.

- Yaşananların farkında bir çocuk olarak duygusallığı var mı?
- Çocuklar çok güçlüler. Onun yaşamış olduğu şeyleri biz yaşasaydık çok daha kötü durumda olurduk. Çocukların bir mutluluğu, kabullenişi var, anlıyorlar durumu ama yaşadıklarını kenarda bırakıp yeni bir yaşama başlayabiliyorlar. Kızım ilk geldiğinde, üçüncü gün yatağında ağlarken gördüm, "Ne oldu anneciğim?" dedim. Biyolojik kardeşlerini bir daha göremeyeceğiyle ilgili bir endişe duymuş. Hemen onu rahatlattım, "Tabii ki görüşeceksiniz, belki büyüyünce aynı evde oturacaksınız" dedim.

- Yaptığınız her babayiğidin harcı değil.
- Herkesin de yapabileceği bir şey aslında. Çocuk doğuruyoruz muyuz? Evet. Koruyucu aile de olabiliriz. Bilmiyorum ki, kalbinizde çocuğa verecek sevgi varsa, sabırlı biriyseniz yapabilirsiniz. Sadece çok tercih edilmediği, yapılmadığı, etrafımızda çok görmediğimiz için ulu bir davranış gibi algılanıyor ama öyle değil. İki çocuğum vardı, üç oldu. Oldu işte...

- Hiç pişmanlık yaşadınız mı?
- Hiç. Çok da mutluyum. Hep iyi ki diyorum.



İŞİN MADDİYAT KISMINI DÜŞÜNMEDİK
- Bu tek başınıza alınacak bir karar değil. Eşinizin tavrı nasıldı?
- Erkekleri biliyoruz. O çok da yanıp tutuşmuyordu ama istiyordu. Hep yanımda oldu. Zaten o da istemese olmazdı. Sonuçta kızım büyük bir çocuk. Yaşanmışlıkları var, öğrendikleri var. Biz bambaşka bir aileyiz, bambaşka alışkanlıklarımız var. Hayat başka. Tabii zorlanıyoruz bazen. Akademik olarak çok geri kalmış, yaşadıkları yüzünden psikolojik olarak yıpranmışlıkları var. Eşimle el ele yürümem gerekiyor.

- Çevreniz nasıl karşıladı?
- Çok destek oldular. Annem, babam, yakın arkadaşlarım evlat edinmek istediğimi hep biliyorlardı. Koruyucu aileliği sonradan öğrendim ve daha kolaydı prosedürü... Başvurduktan sonra etrafımızı da söyledik. Bizim kadar heyecanlandılar. Onlar da onu akrabaları gibi görüyorlar.

- Bu durum maddi koşulların iyi olmasıyla ilgili mi?
- Hiç değil. Maddi durumumda çok iyi falan değil zaten. Maddiyat kısmını hiç düşünmedik. Tam cahil cesaretiyle "Dünyaya gelen büyür" dedik. Devletin bu anlamda desteği de var. Özel okula gitse, masraflarını karşılıyor. Aylık belli bir ücret ödüyor.

BİR GÜN GİDERSE İKİ AİLESİ OLUR
- Neden koruyucu aile olunmalı?
- Yuvalarda çok çocuk var. Bu çocuklar her gece aile hasreti ile bir öpücük bekleyerek yatıyor. Ve her çocuk bir aile ile büyümeyi hak ediyor. Devlet orada onlara tüm imkanları sunsa da hiçbir şey aile sevgisinin yerini tutamıyor. Aile yanına yerleşen çocuklarda, inanılmaz pozitif değişimler oluyor. En önemlisi de boynu bükük bir çocuğun duruşunun dikleşerek, gülücükler saçtığını görebilmek...

- Kızınızın ailesi tarafından her an geri alınabileceği ihtimali üzmüyor mu sizi?
- Nasıl ki biyolojik çocuklarımla ne kadar birlikte olacağımız belli değilse aynı endişeyi duyuyorum. Ya giderse diye düşünüp üzüleceğime, şu an yanımda ya diye düşünüp anımızın, birlikteliğimizin keyfini çıkarıyorum. Olur da bir gün giderse iki ailesi olur. Fena mı?

AİLE SAYISI YETERLİ DEĞİL
Filiz Süyür (İstanbul Koruyucu Aile Derneği Başkanı)

- Koruyucu aileliğin evlat edinmeden farkı nedir?

- Evlat edinme biyolojik aileleri ile yaşama şansını kaybetmiş çocuklar için daha kalıcı bakım sağlanmasıdır. Evlat edinmede aile hukuksal bir süreci tamamlayarak mahkeme kararıyla çocuğun velayet hakkını alır. Çocuk ailenin soyadını taşımaya başlar. Evlat edinen ailenin yasal mirasçısı olur. Koruyucu aile ise çocuğun bakım, yetiştirme ve eğitim sorumluluğunu devlet ile paylaşıyor.

- Şu anda kaç çocuk koruyucu aileler yanında?
- 2016 yılı itibariyle 13 bin civarında çocuk, çocuk yuvalarında ve yetiştirme yurtlarında devlet bakımında. Şu an 5 bin 139 çocuk koruyucu aileler yanında yaşıyor. İstanbul'da ise 386 aile yanında 417 çocuk bulunuyor. Bu sayı artmalı, yeterli değil.
BUGÜN NELER OLDU
ARKADAŞINA GÖNDER
Oğullarımın ablası oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz