X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Parkinson hastalığında ilk beş yıl balayı dönemi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Parkinson hastalığında ilk beş yıl balayı dönemi

  • Giriş Tarihi: 12.2.2013 12:48

Viva Beyin ve Kalp Sağlığı'ndan Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Dilek İnce Günal, 'İlaç tedavisine cevap vermeyen parkinson hastasına, beyin pili takarak hastanın bulgularının kontrol altına alınmasını sağlıyoruz. Alınan ilaç miktarı yüzde 70'e kadar azalıyor' dedi.

Parkinson; beyinde 'dopamin' adı verilen maddenin eksikliği ile ortaya çıkan, kronik nörolojik bir hastalık. Yaşın ilerlemesiyle beyinde dopamin salgılayan hücrelerin azalması veya hasara uğramasıyla ortaya çıkan hastalık, hareket bozukluklarına ve istem dışı hareketlere yol açıyor. Hastalık ellerde ve ayaklarda titreme, hareketlerde yavaşlama, kaslarda sertlik ve yürüme güçlüğüne neden oluyor.

Tanı konulduktan sonra hastalığın ilk beş yılının balayı dönemi olduğunu, hastanın günlük yaşam aktivitelerini rahat yaptığını, alınan ilaçlara cevap verdiğini söyleyen Viva Beyin ve Kalp Sağlığı'ndan Nöroloji Uzmanı Prof.Dr. Dilek İnce Günal, şöyle konuştu: 'Parkinson hastalığında ikinci beş yıl içinde ilaçların etkisi azalır ve hasta daha sık ilaç almak zorunda kalır. İlaçların sayıları ve çeşitleri artınca yan etkileri ortaya çıkmaya başlar. İlaçların en sık görülen yan etkileri kıvrılma, yerinde duramama gibi istemsiz hareketlerdir. Ayrıca hayal görme, kumara düşkünlük, şüpheci olma, cinsel isteğin artması gibi davranış değişiklikleri olabilir. Bunların hepsi hastayı sosyal yaşamda çok rahatsız eder.'

PİL İLE HASTALIK KONTROL ALTINA ALINIYOR

Nörolog Prof.Dr. Dilek İnce Günal, hastalığın kişiye göre değişebildiğini belirterek şunları söyledi: "Bazı hastalar 10 yıl süresince çok iyi ya da iki yıl içinde çok kötü bulgular verebilir. Hastalığın seyri kişiye özeldir. İlaç tedavisine cevap vermeyen hastaya başka alternatif tedavi yöntemleri uyguluyoruz. Halk arasında pil olarak isimlendirilen, stimulator tedavisi bu noktada kullandığımız bir yöntem. Hastaya beyin pili takarak, hastalığı ortadan kaldıramıyoruz fakat kullanılan ilaç miktarını azaltarak, hastalığın bulgularını kontrol altına alıyoruz. Çünkü özel yerleştirdiğimiz elektrotlarla oradaki dopamin salgısındaki düzensizlik bir anlamda ayarlanarak, daha sağlıklı çalışması sağlanıyor.'

'Pil, beyin içine yerleştirilmeden önce fizyolojik olarak oradaki hücrelerin akımları ölçülüyor ve yeri milimetrik olarak hesaplanıyor" diyen Prof. Dr. Günal, pil, belirlenen özel alana yerleştirildikten sonra hastayı doğru yerde miyiz diye tekrar muayene ettiklerini söyledi.

Beyin cerrahı, nörolog, psikiyatrist, teknisyen ve hemşire ekibi ile yapılan ameliyat sonrası hastayı 1 hafta sonra çağırıp pilin volt ayarını yaptıklarını anlatan Prof. Dr. Günal, sözlerine şöyle devam etti: "Yaklaşık bir saatte ayarladığımız frekansa göre, ilaçların dozlarını azaltıyoruz. Cerrahi de amaç en az yüzde 60-70 ilaç dozlarını düşürmek ve hastanın günlük yaşam aktivitelerinde bağımsız olmasını sağlamaktır. Hasta ameliyat sonrasında hastalığının bir 5 yıl öncesine dönüş yapıyor gibi oluyor. Hastalık tamamen ortadan kalkmıyor ama ilaçlardan alınan verim artıyor ilaç sayısı azalıyor, yan etkiler azalıyor.'

DOKTORUNUZLA SÜREKLİ İLETİŞİMDE OLUN

Doğru hasta seçiminin uzman bir nörolog ve psikiyatrist tarafından yapıldığını belirten Prof.Dr. Günal, sözlerini şöyle tamamladı: 'Ameliyattan bir hafta sonra pilin açılışı yapılır. Pilin açılışından sonra hastayı birkaç haftada bir tekrar görüp ayarı artırıyoruz. O ayarı artırırken de ilaç dozlarını düşürüyoruz. Yaklaşık 2-3 ayda ilk ayar oturmuş oluyor. Belli aralıklarla hastanın gelmesi gerekiyor. Çünkü, bu hastalık ilerleyici bir hastalıktır. Hastalık ilerleyince bulgularda ilerliyor. Onun için pilin ayarının yapılması gerekiyor. Hastalar İstanbul dışında ise 4-6 ayda bir kontrole gelmeli. İstanbul içinde 3 ayda bir görmeye çalışırız. Hastanın fark etmediği bir bulguyu, yan etkiyi muayenede fark ederiz. Sürekli hastanın nörologu ile iletişim halinde olması gerekir.'