X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Ölümcül menenjitin sorumlusu meningokok virüsü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Ölümcül in sorumlusu

  • Giriş Tarihi: 22.4.2013 16:56 Güncelleme Tarihi: 22.4.2013 16:57

Ölüme ve kalıcı sakatlıklara yol açabilen , Türkiye'deki vakalarının yüzde 61'inden sorumlu tutuluyor. Hastalıktan, bebeklere 9 aylıktan itibaren uygulanabilen ve 4'lü konjuge aşısı ile korunmanın sağlanabileceği belirtiliyor.

Bir yaş altı bebeklerde sinsi seyrettiğinden tanıyı zorlaştıran, ateş, iştahsızlık, etrafla ilgisizlik, bazen aşırı uyarılma ile kendini gösteren hastalık, daha büyük çocuklarda ateş, baş ağrısı, ishal ve kusma şeklinde ortaya çıkıyor. Ense sertliği ise hastalığın en önemli belirtisi gösteriliyor. semiye bağlı geliştiğinde bu belirtilere bir de vücutta siyah-morumsu noktacık şeklinde döküntü ekleniyor.

Uzmanlar, bacak ve kolda kalıcı sakatlık ve ani ölüme yol açabilen menenjitin bu türüne karşı çocukluk döneminde yapılacak aşılamanın önemine dikkat çekiyor. Türkiye'de şu an aşı takviminde menenjite yol açan Hemofilus influenza tip B ile pnömokok tipleri yer alıyor. Meningokok bakterisine karşı aşının, vatandaşlarca yaptırılması gerekiyor.

"TÜRKİYE'DEKİ MENENJİTLERDEN EN ÇOK MENİNGOKOK SORUMLU"

Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Çocuk Hastalıkları ve Enfeksiyon Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, menenjitin beyin ve omuriliği çevreleyen zarlarda enfeksiyon gelişmesiyle kendini gösterdiğini, hastalığa neden olan faktörün yüzde 88'inin kandan geçtiğini söyledi.

Menenjite, meningokok, pnömokok, Hemofilus infulenze tip B isimli üç bakterinin neden olduğunu ifade eden Ceyhan, menenjitin yüzde 5-20 ölüm, yüzde 40 sakatlıkla sonuçlandığını belirtti. Ceyhan, bu virüsler içinde en tehlikeli olanın kana mikrop karışmasıyla ortaya çıkan meningokok bakterisinden kaynaklandığını ve meningokosemi isimli ağır seyreden ve ölüm oranını artıran hastalığa yol açtığını dile getirdi. Bu durumda ölüm riskinin yüzde 30'lara çıktığına dikkati çeken Ceyhan, virüsün solunum yoluyla bulaştığına ve yaş arttıkça taşıyıcılılığının yükseldiğine işaret etti.

"EN SIK HACILAR TAŞIYOR"

Menenjitten korunmak için aşı yapılması gerektiğinin altını çizen Ceyhan, "Hastalığa yol açan infulanza B aşısı Türkiye'de 2006, pnömomok ise 2009'dan itibaren Türkiye'nin ulusal aşı programına alındı" dedi.

Son yıllarda yapılan çalışmalara göre, Hemofilus infulanza tip B'nin en son geçen yıl 2 vakada tespit edildiğini ifade eden Ceyhan, pnömokoka bağlı menenjit vakalarının da azalma eğiliminde olduğunu söyledi. Ceyhan, "Türkiye'de şu anda görülen menenjitler, ne bağlı ortaya çıkıyor. Ülkemizdeki menenjit vakalarının yüzde 61'inden meningokok, yüzde 33'ünden pnömokok, yüzde 2'sinden infulenza-B ve kalanından da diğer vürüsler sorumlu. Muhtemelen önümüzdeki birkaç sene içinde menenjitlerin daha fazla oranının meningokoka bağlı olacağını göreceğiz" diye konuştu.

Ceyhan, hastalığın 5 yaş altındaki çocuklarda daha öldürücü olduğuna dikkati çekerek, menenjitin en sık küçük çocuklar ve askerlerde görüldüğünü vurguladı. Küçük çocuklara ise daha çok hacılardan bulaştığını söyleyen Ceyhan, "Hacılar, aşı ile korunuyor, ancak mevcut aşı mikrobun boğazda taşınması önlemiyor" dedi.

ABD VE AVRUPA'DA UYGULANIYOR

Menenjitte en tehlikeli olan meningokok virüsünün 5 ayrı tipi bulunduğunu, aşıların da ülkede en sık görülen tiplere göre belirlendiğini anlatan Ceyhan, şunları kaydetti:

"Meningokokal hastalığa karşı korunmanın en etkili yolu aşılanmadır. Ülkemizde W, B ve A tipleri mevcut. Tek tip C aşısına, ülkede görülmediği için ihtiyacımız yok. Türkiye'de A, C, Y, W-135 4'lü konjuge meningokok aşısı ile korunmak mümkün. B tipi için ise henüz aşı geliştirme çalışmaları sürüyor. ABD'de 2005'te aşı takvimine alındı, yeni ruhsat alındığından Avrupa'ya da yeni girdi. Aşının, Türkiye'de rutin aşı takvimine girip girmeyeceği görüşülüyor. Ailelerin kendilerinin yaptırması gerekiyor."

Türkiye'deki en sık görülen bakteri tiplerine koruma sağlayan aşının taşıyıcılığı engellediğini ve tek uygulamanın yeterli olduğunu belirten Ceyhan, 9-23 aylık çocuklara en az üç ay arayla iki doz; 2-11 yaşına kadar olan çocuklara ise tek doz yapılması gerektiğini söyledi. Ceyhan, aşının, kızamık, kabakulak, hepatit A ve su çiçeği gibi aşılarla yapılabileceğini ifade etti.