X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Güvende olduğunu hissettirin
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Güvende olduğunu hissettirin

  • Giriş Tarihi: 4.5.2013

Araştırmalar, sezaryenle doğan bebeklerin ilk güven duygusunu alamadığında kaygılı bir yapıya sahip olabileceğini gösteriyor. Bunu engellemek için, bebeğin doğar doğmaz annenin kucağına verilmesi ve karnındaki gibi güvende hissettirilmesi gerekiyor

Doğumdan itibaren anne ile bebek arasında oluşan güçlü bağ, bebeğin gelişimini ve ileriki yaşlardaki hayatını önemli ölçüde etkiliyor. Sağlam bir iletişim; çocuğun ruhsal ve mental sağlığına olumlu etki ediyor. Çocuk Gelişim Uzmanı Şenay Yılmaz; annelerin bebeğe yaklaşım konusunda dikkat etmesi gereken noktaları anlattı...

İLK İLETİŞİM ÇOK ÖNEMLİ
Anne ve bebek arasındaki ilişki ne zaman başlar?
Anne-bebek ilişkisi, ceninin anne karnına düşmesiyle başlar. Annede duygusal farklılıklar ve hassasiyet artar. Daha anaç ve korumacı bir duyguya kapılır. Bebekte ise, dördüncü haftadan sonra sinir sisteminin gelişmesiyle birlikte his olgusu oluşur. Özellikle dördüncü aydan sonra annenin kalp atışını, nefes alış verişini hatta sesini bile ayırt eder. Bu sayede ilk iletişim ve etkileşim başlamış olur.

KOKUSUNU ALMALI
Bebek doğduğunda hemen annenin kucağına verilir. Neden?
Bebek; 38 hafta boyunca bulunduğu ortamdan, bir anda bilmediği farklı bir ortama geçtiğinde korkar, ürker ve ne yapacağını bilemez. Bu nedenle ilk olarak annenin kucağına verilmesi, o ortamın devam ettiğinin hissettirilmesi içindir. Annenin kokusunu alması, onun sesini duyması bile onun sakinleşmesine ve kendisini güvende hissetmesine neden olur. Özellikle son yıllarda yapılan araştırmalarda; sezaryenle doğan bebeklerin, o ilk güven duygusunu alamadığı zaman, ileride kaygılı bir yapıda olma olasılığının yüksek olduğu belirtilmiştir.

SEVGİYE MUHTAÇTIR
Bebeğin kendisini güvende hissetmesi için ne yapılabilir?
Bebeğin her şeyden önce korunmaya, bakıma ve sevgiye ihtiyacı olduğunu unutmamamız lazım. Sevgiyle sarılmak, karnı acıktığında bekletmeden beslemek, altını ıslattığında hemen değiştirmek, onu gezdirmek ve eğlendirmek; çocuğun güvende hissetmesi için yeterlidir. Uyku ritüelleri oluşturmak da önemli rol oynar.

TECRÜBELİ BAKICI TERCİH EDİN
Çalışan annelerin bebeklerinin dış dünyaya karşı daha güvensiz olduğu söylenebilir mi?
Bu durum, bakıcı ya da bebeğin bakımını üstlenen kişinin karakterine göre değişir. Eğer bakıcı; sevgiden uzak ve bebeğin sadece yemeğini yedirip altını temizleyen biriyse, bu bir sorundur. Çünkü bebekler çevrelerinde olup biteni bir süre sonra ayırt etmeye başlar. Sevgi vereni, vermeyeni, ilgiyi, ilgisizliği... Bu nedenle bakıcı seçimi önemli. Genelde ben anneanne ve babaanneleri daha sıcak buluyorum. Onların vereceği sevgiden kimse şüphe edemez. Ama eğer böyle bir seçenek yoksa, mecburen bakıcı gündeme geliyor. Bu noktada anneler en azından iki-üç bebeğe bakmış, mümkünse çocuğu olan bir bakıcıyı tercih edebilir. Bakıcının bebek gelişimi, güvenliği ve bakımı konusunda eğitimi olup olmadığına da dikkat edilmeli. Hep söylerim; bunların hepsi tam olsa dahi anne olarak içinizdeki sesi dinleyin. O size doğru kişiyi gösterecektir.

BAĞLANMA BOZUKLUĞU RİSKİ
Günümüzde otizm gibi sorunların anne-çocuk ilişkisinin zayıflığından kaynaklandığı yönünde bir görüş var. Bu mümkün olabilir mi?
Direkt otizm değil ama reaktif bağlanma bozukluğunda ana nedenlerden biri; anne-bebek ilişkisinde yaşanan sorunlardır. Güvensizlik duygusu; reaktif bağlanma bozukluğunda temel olgudur. Çocuk çevreye karşı güvensizdir ve kendisini koruma altına almak için kapatır. Adeta cam bir fanusa girer ve dış dünyayla arasına kalın bir duvar örer. Bu problem temelde, çocuğun yüze bakmaması, dokunmaya tepki vermesi gibi belirtilerle benzerlik gösterir. Otizmde de anne-çocuk ilişkisine oldukça fazla ağırlık verilir.

2 YAŞINDAN İTİBAREN YEMEĞİNİ KENDİsi yemeli
Bebeklerinin gelişimlerini desteklemeleri için ailelere neler yapmalarını tavsiye edersiniz?
Özellikle 0-2 yaş aralığında, anne-babalar koruyucu olmalı. 2 yaşından itibaren ise bebeğin aşamalı olarak kendi başına tecrübeler edinmesine fırsat verilmeli. Yemeğini kendisi yesin, çorabını çıkarsın... 2-3 yaşından sonra, aileler aşırı korumacılıktan kaçınmalı.

BU ÜÇLÜYE DİKKAT!
Yemek-uyku ve tuvalet alışkanlıkları konusuna dikkat edilmeli. Bu üçlüden birinde oluşacak yanlış alışkanlık; çocuğa ömür boyu rahatsızlık verecek olumsuz bir sürece dönüşebilir.
Bebek, doğallıktan koparılmamalı. Orman ve deniz havası, ona iyi gelecektir.
Bebek jimnastiğini öğrenmeli ve yapmalısınız.
Banyodan sonra losyonlarla bebeğe masaj yapılmalı.
Aile içi etkileşime değer verin. Hem anne, hem de baba çocuğuyla etkileşime girmeli.
Özellikle babalar bebeğin bakımında sorumluluk almalı. Çocuğun; babasının kokusunu alıp sesini duyması, onun kendine güvenin pekiştirir. Bebeğinizi yarına değil yetişkinliğe hazırlamalısınız. Kendi kendine yetebilen, zorluklarla baş edebilen, gayretli çocuklar yetiştirmek için davranışlarınızı buna göre şekillendirmelisiniz.

HER GÜN BOL BOL SARILIN
Anne-bebek ilişkisini daha aktif ve etkin geliştirmek için neler önerirsiniz?
Bebeğinize her gün bol bol sarılın ve kulağına basit melodiler fısıldayın.
Onu sallayın ama ayakta değil! ilk dönemlerde bebeği sallamak faydalıdır ancak çocuğu sarsacak kadar şiddetli ve sürekliliği olan bir sallamadan kaçının. Yumuşak ve ritmik hareketlerle bebeği sallamanız, ona anne karnını hatırlatacaktır.
Bebeği mutlaka emzirin. Dünyaya geldikten sonraki ilk dönemde çok sık acıktıkları için, beslenme ihtiyaçlarını sakın ertelemeyin.
Kullandığınız bez de çok önemli. Bebekte pişik oluşturup huzursuzluk yaratmayacak, kaliteli bir bez tercih edin.
Bebekle iletişime mutlaka babası da katılsın. Yapılan araştırmalar, bebeklerin anne ve babasının sesini tanıdığını gösteriyor.
Uyku alıştırmalarında ritüeller yaratın. Aynı ninniyi söylemek, aynı müziği dinletmek, uyku öncesi banyo ya da masaj gibi ritüeller; çocuğun daha çabuk uyumasını ve kendisini güvende hissetmesini sağlar.

GELİŞİMİN ALTIN ÇAĞI 0-4 VE 11-14 YAŞLARI
Çocuk gelişiminde 0-3 yaş aralığının çok önemli olduğu belirtiliyor. Bunun nedeni nedir?
Çocuk gelişiminde; 0-4 ve 11-14 yaş aralıkları altın çağlar olarak değerlendirilir. Çünkü bu yaşlar arasında beyin, o kadar baş döndürücü bir hızda gelişmektedir ki; ne verirseniz, sünger misali onu çeker. Özellikle beyindeki aktif hücre sayısını artırmak için, doğru yönlendirme ve takiple bu dönemleri maksimum seviyede kullanabilirsiniz. Bu yaşlardaki gelişim, çocuğun ilerideki yaşamını da etkiler. 0-4 yaş aralığında görülen ilerleme, çocuğun ilerideki zekasının yüzde 50'sini, 11-14 yaştaki ise yüzde 30'unu etkiler.