X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Göz kızarıklığı bulaşıcı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Göz kızarıklığı bulaşıcı

  • Giriş Tarihi: 24.5.2013 10:53

Bahar ayları gelince gözlerde kaşıntı, yanma, kızarıklık ve batmalar artıyor. İstanbul Birinci Göz Hastanesi uzman hekimlerinden Melike Gedar, bahar aylarında tıp dilinde konjonktivit olarak anılan 'kızarık göz' şikayetiyle sıkça karşılaştıklarını belirtti.

Gedar'ın açıklamasına göre konjonktivit, allerjik olabildiği gibi enfeksiyona bağlı mikrobik ya da gözde bulunan muhtelif maddelerin tahrişine bağlı olarak ilerleyebiliyor. Burada dikkat edilmesi gereken, bu hastalığın allerjik türleri tedavisiz de iyileşebilirken, mikrobik türlerinin ilaç tedavisi gerektirmesi.

Çok damarlı ve şeffaf yapıda bir zar olan konjonktivita gözün beyaz kısmı olan sklera ile göz kapaklarının iç kısmını kaplayabiliyor. Bu zarda oluşan iltihabı doktorlar, konjunktivit olarak adlandırıyor. Söz konusu hastalık, bahar aylarında alerjik olarak ortaya çıkabildiği gibi enfeksiyona bağlı mikrobik veya göze giren maddelerin tahrişi sonucu da oluşabiliyor. Eğer iltihabın sebebi mikrobikse bu virüsler veya bakteriler sebebiyle göze sirayet etmiş olabilir. Gözde bakteriyel iltihap oluşmussa bu durumda hastalık insandan insana temas yoluyla bulaşıyor. Bakteriyel konjunktivit geçirenlerin yakınındakilere hastalığı bulaştırmayı engellemek için hijyene duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Dr. Gedar, genellikle kısa süreli enfeksiyon olan bu hastalığı antibiyotik, damla ve merhemle tedavi ettiklerini bildirdi. Bakteriyel konjunktivitin belirtileri yoğun çapaklanma, gözde kızarıklık, batma, yanma ve bazen göz kapaklarında şişlik.

Gedar, "Bakteriyel ve viral konjunktivitlerde koruyucu önlem olarak havlu, makyaj gibi ortak malzeme kullanımı istemiyoruz. Hijyen, özellikle ellerin sık yıkanması çok önemli." dedi.

Alerjik konjunktivitin bahar aylarında saman nezlesi ile beraber seyredebilen ya da toz ve akarlarla ilişkili yıllık tiplerinin mevcut olduğuna işaret eden Dr. Gedar, bunların tedavisini şöyle anlattı:

"Kaşıntı, kızarıklık, batma hissi ile seyreden bu durumlarda kortizonlu damlalar kullanıyoruz ancak kortizon katarakt oluşumuna yol açabildiği ve göz tansiyonunu yükseltebildiğinden kısa dönem (15 gün) veriyoruz. Bunun dışında kullandığımız antihistaminik damlalar daha güvenli ilaçlar olduğundan daha uzun süre kullanılabiliyor."

Yeni doğanlarda bazı tür konjunktivitlerin sistemik antibiyotik tedavisi gerektirdiğini belirten Dr. Gedar, "Bunlar erken teşhis edilip tedavi edilmezse körlük nedeni olabilir. Ailenin seksüel geçişli hastalıklar açısından tedavisi gerekir." uyarısı yaptı.

Dr. Melike Gedar'ın verdiği bilgiye göre virüslerin ortaya çıkardığı konjunktivitler geniş halk kitlelerini etkileyebiliyor. Türkiye'de en sık rastlanan virüs türü adenovirüs. Bu virüs hava veya havuzlar yoluyla göze bulaşıyor. Türkiye'de etkin olan bu virüs, tablonun en ağır seyrettiği konjunktivitlerden biri, belirtileri çok yoğun, göz kapakları çok şiş, konjunktiva çok ödemli oluyor ve bulaştırıcılığı çok fazla. Adenovirüslerde bazen kornea tutulumu oluyor, saydam tabakada lekeler oluşabiliyor, bu lekeler 6-12 ay sürebiliyor ve sonuçta görme bozukluğuna yol açabiliyor. Lekeleri eskiden kortizonlu damlalarla tedavi ettiklerini anlatan Dr. Gedar günümüzde ise bu lekeleri siklosporin içeren damlalar ile uzun süreli tedavi ile geçirebildiklerini dile getirdi.

Herpes virüsü (uçuk) ise genellikle korneada enfeksiyona yol açarken aynı zamanda konjunktivayı da tutarak keratokonjunktivite neden olabiliyor. Sadece kapak enfeksiyonu olarak da geçirilebilen herpetik keratokonjunktivit tedavi edilmezse ciddi kalıntılar bırakabiliyor, bu da görme kaybına neden olabiliyor. Aslında viral konjunktivitlerin çoğunun tedavisiz düzelebildiğini kaydeden Dr. Gedar, belirtileri azaltmak ve ikincil bir enfeksiyon eklenmemesi için antibiyotikli damla ve pomatlarla tedavi yoluna gittiklerini söyledi.

Vernal konjunktivit adı verilen özel bir konjunktivit ise ergenlik çağı boyunca yoğun biçimde görülüyor. Keratokonus adlı hastalıkla birlikte görülebildiği için mutlaka kornea haritasının tetkiki gerekiyor. Vernal konjunktivitte göz kapaklarının altı kaldırım taşı görünümünü alıyor. Güneş ışığı etkenlerden birini oluşturuyor. Tedavisinde eskiden kortizonlar kullanılıyordu, günümüzde siklosporin tedavisi çok başarılı.

Konjunktivit ayırıcı tanısında çapaklanmanın olması enfeksiyöz konjunktivit olduğunu gösteriyor. Bakteriyel konjunktivitte çapaklanma biraz daha kıvamlı oluyor. Alerjik konjunktivitin ise kaşıntı olmazsa olmazı. Konjunktivit bazen aynı belirtileri gösterdikleri için göz kuruluğu ile karıştırılabiliyor.