X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER tamamlayıcı terapiler gerçekten yararlı mı?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

tamamlayıcı terapiler gerçekten yararlı mı?

  • Giriş Tarihi: 8.9.2013

Kanserli hastalara umut olarak sunulan birçok alternatif terapi, henüz araştırma aşamasında. Bitkisel tedavi, C vitamini yüklemesi ve detoks terapisi gibi bazı yöntemlerin faydaları, halen bilimsel açıdan kanıtlanamadı

Son yıllarda kanser hastalığının tedavisinde, tamamlayıcı ve alternatif terapilere sıkça başvuruluyor. Kimi zaman hastalar bu yardımcı tedavilerden yarar sağlıyor, kimi zaman ise umduklarını bulamıyor. Öte yandan bazı uzmanların yararlı olduğunu iddia ettiği birçok tedaviyle ilgili bilimsel bir kanıt bulunmuyor. Günümüzde bilim dünyasının ağırlıkla ilgilendiği konular arasında yer alan alternatif kanser terapileriyle ilgili çalışmalar, titizlikle devam ediyor. İşte son yıllarda kanser tedavisinde en çok uygulanan ve tartışılan alternatif terapilerden bazıları...

DÖRT FAYDALI BİTKİ
Genellikle hastalara çay olarak içirilen Essiac karışımı; dört bitkisel üründen oluşuyor. Bunlar; kıyılmış veya kurutulmuş dulavratotu (arctium lappa), toz halinde kuzukulağı kökü (rumex acetosa), toz halinde karaağaç kabuğu ve toz ravent köküdür (rheum of fininale). Bu terapiyi savunanlara göre; Essiac kullanımı, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kanserle ve HIV virüsüyle mücadele ediyor. Bu ürünün faydaları hakkında ise hâlâ kesin bir kanıt bulunamadı. Essiac'ın kusma, bulantı, susuzluk, hipoglisemi, ishal, renal ve hepatik toksisite ile kronik verem gibi yan etkileri olduğu da belirtiliyor. Vaka raporlarına göre; dulavratotu köküne bulaşan nergis zambağı (beladonna), toksin oluşumuna yol açıyor.

YÜKSEK DOZ C VİTAMİNİ

Yüksek dozda C vitamini alınmasının, vücuda olan etkileriyle ilgili yapılan araştırmalarda; bu vitaminin kansere karşı herhangi bir faydasının olmadığı görüldü. Ayrıca yüksek konsantrasyonlu C vitamini kullanmanın, kanser hücrelerini beslediği de iddia edildi. C vitamini terapisini savunan onkoloji uzmanları olsa da; büyük bir kesim, bu terapinin böbrek yetmezliği başta olmak üzere bazı ciddi problemlere yol açtığını söylüyor.

BU TEDAVİ AMERİKA'DA YASAKLANDI

Laetrile terapisi; kayısı ve badem gibi bazı bitki ve meyvelerin çekirdeklerinden elde edilen laetrile maddesinin, kanserle savaşma gücünden faydalanmayı amaçlıyor. Glikosit özelliği olan bu maddeyle ilgili yapılan araştırmalarda; toksik maddeler bulundu, faydası olduğuna dair kanıtlara da rastlanmadı. Laetrile terapisinin Amerika'daki kanser merkezlerinde kullanılması yasaktır. Ancak bazı kliniklerde ve internette bu maddeyi bulmak mümkün. Laetrile en çok; kayısı çekirdeği, B12 vitamini, madelonitrile-betaglucuronit ve prunasin gibi isimler altında satışa sunuluyor.

KATI DİYETLERLE KANSERİN ÖNLENECEĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Metabolizma tedavisi; katı diyetler ve detoks rejimlerinden oluşuyor. Kanseri önlemeyi amaçlayan bu terapi; en sık Amerika- Meksika sınırındaki kliniklerde uygulanıyor. toksinler atılıyor Detoks yaparak kanserin önlenebileceğinin düşünülmesinin nedeni; kanser gibi birçok hastalıkta, hastaların vücudunda pek çok toksik maddenin biriktiği gerçeğidir. Bu terapiyi savunanların iddialarına göre; sınırlayıcı diyetler ve detoks, vücudun kendi kendisini doğal olarak iyileştirmesini sağlar. Gerson, Kelley, Contreras, Manner ve Gonzalez rejim terapileriyle aynı fikri paylaşan metabolizma tedavisi; uygulama şekli açısından daha farklıdır. Hastanın; sindirim enzimleri, glandular özler, megadoz vitaminler, mineraller veya bitkisel ürünlerle beslenmesi sağlanır. Bu tedavinin pozitif etkileri henüz kanıtlamamıştır.