X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kötü beslenme reflüyü tetikliyor
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kötü yü tetikliyor

  • Giriş Tarihi: 28.10.2013 11:18 Güncelleme Tarihi: 28.10.2013 11:20

nin, nün ortaya çıkmasında, gelişmesinde ve tedavisinde önemli olduğu belirtildi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan Özgür, hastalığının bir zorlama olmadan mide içeriğinin, yemek borusuna ve boğaza kaçması sonucu hastada yakınmalara yol açan bir rahatsızlık olduğunu söyledi.

Reflüye bağlı yemek borusunda, gırtlak ve solunum yollarında hasar oluşabileceğini belirten Özgür, "Bu hastalarda en sık görülen belirti midenin üst kısmından yemek borusuna doğru olan yanma hissidir. Diğer önemli belirti ise yenilen gıdaların ya da acı, ekşi sıvıların ağza gelmesidir. Bu iki belirtiden her ikisi ya da herhangi birinin varlığında reflü hastalığı tanısını koyabiliriz" dedi.

Reflü tanısı konulan hastaların mutlaka bu konuda bilgilendirilmesi gerektiğini ifade eden Özgür, hastalığın kronik ve kalıcı olması yüzünden tedavisinin ömür boyu sürebileceğini, doktorun bilgisi olmadan tedavinin kesilmemesi gerektiğini kaydetti. Reflü hastalığında nin önemine işaret eden Özgür, şöyle devam etti:

"Beslenme, reflü hastalığın ortaya çıkmasında, gelişmesinde ve tedavisinde çok önemli. Tedavideki en önemli husus beslenme ve reflü ile uyumlu bir yaşamdır. Hastalarımıza özellikle geceleri artan reflü ve yanmayı azaltmak için yataklarının baş kısmını 15-20 santimetre yükseltmelerini ya da iki yastık kullanmalarını öneriyoruz. Özellikle yemekten sonra öne doğru eğilmekten kaçınılmalı, alkol ve sigaradan uzak durulmalıdır. Şişmanlık da reflüyü artıran etkenlerden olduğu için bu hastalarımıza zayıflamayı öneriyoruz."

Prof. Dr. Özgür, beslenme tarzı ve yemek tercihlerinin reflüde son derece önemli olduğunu vurgulayarak, "Reflü hastaları, yemeklerdeki yağ miktarını azaltmalı, yağda kızartılmış gıdalardan uzak durmalı, hızlı yememeli, yiyecekleri iyi çiğneyerek tüketmeliler. Ayrıca yatmaya en az 2-3 saat kala yemeyi bitirmeleri gerekir" dedi. Reflü hastalarının aşırı yemekten kaçınılması gerektiğine de dikkati çeken Özgür, şunları kaydetti:

"Miktar olarak fazla yemek midenin gerilmesine ve yiyeceklerin yemek borusuna kaçmasına neden olur. Bu nedenle reflü şikayeti olan hastaların tıka basa yemek yememeleri, sofradan kalktıklarında midelerinde biraz boşluk kalması önerilir. Reflü hastaları baharatlar, acılı, salçalı gıdalar, koyu çay, kahve, neskafe, çikolata, asitli meyve suyu ve meşrubatlardan uzak durmalı."

"REFLÜDE AMELİYAT İÇİN ACELE ETMEYİN"

Prof. Dr. Orhan Özgür, reflü hastalığında asıl tedavisinin ilaçla yapıldığına işaret ederek, "Ameliyat ancak bazı özel durumlarda gerekli olmaktadır. Ülkemizde ve yurt dışındaki çalışmalar, reflüde ilaç tedavisinin ameliyat ile eşit düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Bu sebeple reflü hastalığında ameliyat için acele etmeyin" diye konuştu.

Ameliyat öncesi hastanın oluşturulacak konsey tarafından değerlendirilmesi gerektiğini de anlatan Özgür, "Bu konseyde gastroenteroloji ve genel cerrahi uzmanı mutlaka bulunmalıdır. Ameliyat kararı için mutlaka gastroenteroloji uzmanının görüşü alınmalı, ameliyat için on defa düşünülüp bir defa karar verilmelidir" dedi.

Özgür, reflü tedavisindeki bir diğer önemli noktanın ise tedavi kesildikten sonra hastaların büyük çoğunluğunda şikayetlerin tekrarlaması olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

"İlaç tedavisi kesildikten sonra hastaların yüzde 50'sinde ilk 3 ay içinde, yüzde 80'inde 6 ay içinde şikayetler tekrar ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle hastalarda tedavinin erken sonlandırılmaması gerekiyor. Tedavide ilk 6-8 haftadan sonra hasta kontrol edilmeli, şikayetleri kaybolmuşsa ilacın dozu yarıya düşürülmelidir. Yarım dozda ilacı bir müddet kullandıktan sonra da hastanın şikayeti yoksa ilaç kesilmeli ve hastaya ilacı şikayeti olduğunda alması önerilmeli."