X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bu sorunların nedeni reflü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bu sorunların nedeni reflü

  • Giriş Tarihi: 20.2.2014 15:32 Güncelleme Tarihi: 20.2.2014 15:32

Reflü hastalığı, yemek borusu ile midenin birleşim yerinin uygunsuz bir şekilde gevşemesinden kaynaklanıyor. Reflü sorunu olan kişiler, günlük yaşamlarında başlıca 7 sorunla karşı karşıya kalıyor.

Acıbadem Levent Tıp Merkezi'nden Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Barış Gürsoy, bu sorunları şöyle sıralıyor: "Göğüs ağrısı, yanma hissi, diş çürümeleri, ağız kokusu, ses kısıklığı, geceleri ortaya çıkan öksürük, yenilen yiyeceklerin ağza gelmesi"

Reflü nedeniyle yaşanan bu sorunların oluşmasına, mideyle yemek borusu arasında kontrollü geçişi sağlayan kelepçeye benzer yapıdaki bozukluk yol açıyor. Bu yapı kontrolsüz bir şekilde açılıyor, sonrasında kapanması gerekirken yeteri kadar kapanmıyor. Hatta bazı kişilerde tama yakın açık kalabiliyor. Bu açıklık nedeniyle yemek borusuna kaçan mide asidi de reflünün ortaya çıkmasını sağlıyor.

KİLO DA, ALKOL VE SİGARA DA YASAK

Birçok reflü hastasında benzer yakınmalar olduğunu, ancak hastaya özel yaklaşımla tedavi gerektiğini belirten Dr. Barış Gürsoy, bazı hastaların yakınmaları dinledikten sonra yapılan muayenenin ardından, çoğunlukla ek görüntüleme ve ölçüm yöntemlerine başvurulduğunu söylüyor. Daha önceden herhangi bir yakınması olmamasına rağmen yanma tarzında göğüs ağrısı başlayan, kilolu, sigara içen ve çok kahve tüketen, düzenli beslenmeyen kişilerde yaşam tarzı düzenlemesinin zorunlu olduğuna dikkati çeken Dr. Barış Gürsoy, şu bilgileri veriyor:

"Bu hastalara öncelikle sigarayı bırakmalarını, kahve tüketimini sınırlamalarını, düzenli beslenmelerini öneriyoruz. Ayrıca mide asidini düzenlemeye yönelik ilaçlar veriyoruz. Daha sonra da ilaçların etkileriyle ilgili değerlendirmeler yapıyoruz. Kullanılan ilaçların baş ağrısı ve ishale sebep olması bilinen en sık yan etkiler olarak karşımıza çıkıyor.

Reflü tedavisine yönelik olarak verdiğimiz ilaçların uzun süreli kullanımında, ileri yaşlarda kalça kırığı sıklığının arttığını da tespit ediyoruz. Eğer reflü hastasının şikayetleri 1,5 aydan uzun sürüyorsa, kısmen iyileşme olmasına rağmen bazı tetkiklerin yapılması zorunlu olabiliyor. Bunların başında, reflü hastalığının en temel incelenme yöntemi olan endoskopi geliyor. Endoskopi işleminin sedasyon altında yapılması hastaya konfor sağlıyor ve kısa sürede tamamlanıyor. Endoskopide, reflüye sebep olabilecek nedenler araştırılıyor, mideyle yemek borusu arasındaki kelepçe değerlendiriliyor. Reflüsü uzun süreden beri mevcut olan hastaların yemek borularında erken dönemde kızarıklık, ilerleyen dönemde ülser ve darlık geliştiği görülebiliyor."

YUTMAKTA ZORLANAN HASTALARA NE YAPMALI?

Reflü hastalarında kullanılan "Ösefagus manometrisi" adı verilen incelemenin tıpta kendini kanıtlamış bir yöntem olduğunu belirten Dr. Barış Gürsoy, bu işlemde yemek borusu ile mide arasındaki basınç farkının değerlendirildiğini söylüyor. Yutma güçlüğü olan reflü hastalarında mutlaka yapılmasını önerdikleri bu uygulamayla cerrahi tedavinin gerekli olup olmadığının da araştırıldığını ifade eden Dr. Barış Gürsoy, bunun dışında yemek borusunda 24 saatlik asit ölçümünün de yapıldığını belirtiyor. "Ösefagus Ph Monitorizasyonu" nun ise bir reflü testi olmadığına değinen Dr. Barış Gürsoy, şunları söylüyor:

"Bu test yemek borusunun, mide asidine ne kadar süreyle maruz kaldığını gösteriyor. Bu sayede mideden yemek borusuna ne zaman, ne kadar asit kaçtığı ve yanma şikayetine yol açıp açmadığı gösterilmiş oluyor. Tüm bu testlerin sonucunda eğer ameliyat kararı verildiyse, ameliyat öncesinde yemek borusunun filmi çekiliyor. Bu tetkikte yemek borusunun alt ucunun anatomik yapısı, mideye sıvının geçişi ve olası ek patoloji varlığı değerlendirilmiş oluyor."

REFLÜDE KİME İLAÇ KİME AMELİYAT FAYDALI?

Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Barış Gürsoy, reflü hastalığının güncel tedavileriyle ilgili olarak şu bilgileri veriyor:

ÜÇ GRUP İLAÇ VAR

Yeni tanı konulan hastalarda mide asidini dengeleyen, mide ve bağırsak hareketlerini düzenleyen ve mide asidinin salgılanmasını azaltan olmak üzere 3 grup ilaçla tedavi yapılıyor. Tedavide başarı oranı oldukça yüksektir. Ancak reflü hastaları aralıklı olarak kontrol edilmeli, yeni yakınmaların olup olmadığı belirlenmeli ve yakınmaların kısmi geçmesi veya geçmemesi halinde ek bazı incelemeler yapılmalıdır. Bu tetkiklerden sonra, yemek borusunun endoskopisinde ülser veya darlık geliştiyse, hasta ilaç tedavisinden yarar görmüyor demektir. Bu durumda cerrahi önerilebilir. Reflü hastaları ömür boyu ilaç kullanmak zorunda olduklarından, bazı hastalarda bu ilaçların zararı fazla olabilir.

REFLÜ TEDAVİSİ 30 YILDA ÇOK DEĞİŞTİ

Reflünün cerrahi tedavisi son 30 yılda oldukça değişti. Gelişen ilaç teknolojisiyle, etkinliği daha yüksek ve uzun etkili ilaçlar keşfedildi. Ancak her dönemde olduğu gibi, bu dönemde de hastaların bir kısmında ilaç tedavisi başarısız olabiliyor. Reflü hastalığının tedavisinde izlenecek iki ana yol var: Hastalar ya ömür boyu ilaç kullanıyor ya da yaklaşık bir saat süren bir laparoskopik ameliyat ile ömür boyu reflü hastalığından uzak kalıyor.

Laparoskopide, karın açılmadan sadece 4 tane 1-1.5cm'lik delikten reflü ameliyatı yapılabiliyor. Hastalar genellikle 24 saat içinde taburcu oluyor. Ameliyatın mutlaka gerekli olduğu hastalar, uzun yıllardan beri reflüsü olan ve tedaviye rağmen yemek borusunda ülser, darlık veya Barrett hastalığı gelişmiş olan hastalardır. Ameliyat gerekliliği görecelidir ve cerrah ile hasta arasında sebep ve sonuçları açısından, hasta beklentileri ve yaşam biçimi de göz önüne alınarak karar verilmelidir. Günümüz şartlarında cerrahi tedavide başarı oranı yüzde 90'ın üzerindedir.

SEÇİLMİŞ HASTALARDA BAŞARILI OLAN BİR YÖNTEM DAHA VAR

Son yıllarda, gelişen fiberoptik teknoloji ile birlikte, endoskoplara ultrason ve dikiş atabilme aparatları da eklendi. Bu sayede hastaların endoskopi esnasında tespit edilebilen küçük mide fıtıkları ve buna bağlı olarak gelişen reflü hastalığının tedavisinde yeni bir uygulama başlatıldı.

"SRS Endoskopik Reflü Onarımı" adı verilen bu yöntemde, hastanın karnı açılmıyor. Tıpkı endoskopide olduğu gibi, ağızdan giriliyor. Reflüye sebep olan mide ve yemek borusu arasındaki açıklık kapatılıyor. Cerrahın, yapılan incelemeler sonucunda fayda göreceğine inandığı seçilmiş bir hasta grubunda uygulandığında bu yöntemin başarısı da yüzde 90'ın üzerinde oluyor.