X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Kalbimiz evde pişen tencere yemeği sever
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Kalbimiz evde pişen tencere yemeği sever

  • Giriş Tarihi: 3.3.2014

Kalp sağlığını korumak için Akdeniz mutfağını öneren Prof. Dr. Timur Timurkaynak, tek bir besinin peşine takılmamak gerektiğini söylüyor: Sofranızdan zeytinyağını eksik etmeyin. Kalbimiz; evde pişen yiyecekleri sever, yani tencere yemeğini...

İlk kalp kontrolünün 16 yaşında yaptırılması gerektiğini belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak, kalp sağlığını korumanın yollarını anlattı:
Kalbimizin sevdiği, onu tek başına koruyan bir yiyecek yoktur. Ne lahananın, ne turpun, ne de brokolinin peşine takılmayın. Akdeniz mutfağı; kalbinizi seven ve koruyan mucizevi bir mutfaktır. Akdeniz ülkelerindeki insanların ortak yemek kültürü, uzun yaşamın da sırrıdır. Bu mutfakta; baklagiller, topraktan çıkan her türlü doğal yeşillik, zeytin ve onun mucizevi ürünü sızma zeytinyağı bulunur. Zeytinyağını sofranızdan eksik etmemelisiniz. Meyveler de Akdeniz mutfağının ayrılmaz bir parçası. Ancak meyveler, mevsiminde tüketilmeli. Ayrıca balık ve yoğurt kalp dostudur.

HAZIR GIDALARDAN UZAK DURUN

Kalbimiz evde pişen yiyecekleri sever, yani tencere yemeğini... Ya da bir restoranda taze ve doğal malzeme ile yeni pişmiş bir yemeği tercih etmeliyiz.
Kalbimiz zeytinyağı dışındaki bitkisel yağ ve margarinleri sevmiyor. Rafine edilmiş bitkisel sıvı yağlar ve margarinlerde belirli oranlarda bulunan trans yağlar; kalp, beyin, böbrek ve bacak damarlarında tıkanıklığa, kalp krizi ve felce neden olan hastalıkların kaynağı kötü kolesterolün yükselmesine yol açmaktadır. Bu yağlar daha çok fast-food gıdalarında, pizza gibi dondurulmuş ürünlerde, patates cipsi gibi kızartılmış yiyeceklerde, kremalar, soslar, pastalar, şekerlemeler, patlamış mısır, bisküvi ve gofret gibi hazır ürünlerde bulunuyor. Konuyla ilgili Amerika'daki son bilimsel verilere göre; trans yağ kullanımına bağlı olarak her yıl 5 bin kişi kalpten yaşamını yitiriyor. 15 bin kişi ise kalp damar hastalığına yakalanıyor.
Akdeniz mutfağındaki yiyecekler neden kalp dostudur? Çünkü bu besinler göbeğimizi patlatmıyor, tansiyonumuzu fırlatmıyor, şekerimizi çıkarmıyor, kolesterolümüzü yükseltmiyor. Damarlarımızı, kalbimizi, beynimizi ve diğer organlarımızı koruyor. İçinde ne olduğunu bildiğiniz yiyecekleri tüketmek, kalp sağlığının temel kuralıdır. Göbek patlatan değil, damak çatlatan lezzetleri tercih etmeliyiz.
Türk sofralarının vazgeçilmezleri olan baharatlar da hem yemeğe kattıkları lezzet, hem de sağlıklı olmaları bakımından tüketilmelidir. Kekik, nane, pul biber, taze çekilmiş karabiber başlıcalarıdır.
Kalbimiz; poşetten çıkan hazır gıdaları, aşırı soslu, kremalı yiyecekleri, sakatatı, sucuğu, sosisi, salamı, katı yağlarla pişen yemekleri ve kızartmaları sevmiyor. Hazır ve dondurulmuş gıdalar da kalbimizin sevmediği yiyecekler arasında sayılabilir. Her öğün, hak edildiği gibi tüketilmeli. Örneğin brunch, tutumlu aşçının bayramıdır, kalbimizin değil.
Kalp dostu beslenme, yaşla ilgili değildir. Doğduğumuz andan itibaren bu beslenme yöntemini seçmek, ileri yaşlarda kalp ve damar hastalıklarından korur. Hastalığa yakalandıktan sonra sağlıklı beslenmek değil, hastalığa yakalanmamak için sağlıklı beslenmek gerekir.

MAĞARA ADAMI GİBİ BESLENİN
Kalp hastası olmamak için şunlara dikkat etmek gerekiyor:
Asansör değil merdiven kullanın. Çünkü merdiven kalp dostudur. Haftada en az dört gün yarım saat tempolu yürüyüş yapın. Sigara ve aşırı alkolden uzak durun. Hazır gıdalar dışında her şeyi yiyebilirsiniz ama kilo almamaya dikkat etmelisiniz. Kalp sağlığı için mağara adamının yeme kültürü örnek alınmalı. Otla beslenip hiç et yiyemezlerdi. Ayrıca vahşi hayvanlardan korunmak için sürekli kaçarlardı. Yani sürekli hareket halindeydiler ve et yerine meyve ve sebzeyle besleniyorlardı. İnsanın diş yapısı da et tüketmek için değil, ot tüketmek içindir. Bu nedenle beslenmenize dikkat edin.

KONTROLERİ UNUTMAYIN
Sağlık kontrollerinizi düzenli yaptırın. İlk kontrol 16 yaşında yapılmalı ve riskler belirlenerek yaşam tarzı buna göre değiştirilmelidir. 20'li ve 30'lu yaşlarda her beş yılda bir kontrolden geçmek uygundur. 40'lı yaşlardan itibaren risk durumunuza göre kontrol sıklığı doktorunuz tarafından belirlenecektir.