X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Genç cildin sırrı iç huzurda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Genç cildin sırrı iç huzurda

  • Giriş Tarihi: 9.3.2014

Hayati bir organ olan derinin; oksijen, su ve besin gibi kaynaklara ihtiyacı var. Ancak cildinizi dışarıdan beslemeniz yeterli değil; içsel ve duygusal olarak da kendinize vakit ayırıp ilgi göstermeniz gerekiyor

O hissi bilirsiniz. Aynaya baktığınızda gözünüzün kenarında oluşan kırışıklıkların gülümsemenizden sonraki birkaç saniye boyunca kaybolmadığını görür ve şoke olursunuz. Böylece, gelecekte sahip olacağınız kaz ayaklarını kısa bir süreliğine görmüş olursunuz. Belki de yanaklarınızdaki çizgilerin o her gece avuç avuç kullandığınız pahalı kremlere boyun eğmediklerini görmek sizi hayal kırıklığına uğratıyordur. Zamanı geri alabilmek için yapılan aceleci, umutsuz işlemlerin neticesinde birçok hayal kırıklığı yaşandığını gördüm. Bu hayal kırıklığının sebebi; kişinin farklı görünmesi ama bu farklı görünümün, umut ettiği genç görünümü yansıtmamasıdır. Sarkmalar yok edilmiş, kırışıklıklarda düzelme gözlenmiş olabilir fakat cilt yapısı halen yaşlı ve sağlıksız görünmektedir. Yüzün yeni halinde normal olmayan bir şeyler vardır. Bunun nedeni; hiçbir ameliyatın, lazer ışınının ya da cerrahın, bisturisinin cilt fonksiyonlarını değiştirememesidir. Cildi gerginleştirme amacı ile yapılan ameliyatlar, cildin gençliğini geri getirmez.

İÇSEL CİLT BAKIMI ŞART
Yaşlanma belirtilerini tersine çevirmek, cildin canlı ve dirençli görünmesini sağlamak; dışarıdan olduğu kadar içeriden de müdahale gerektirmektedir. Bu kavram, sağlıklı güzelliğin ve 'Su prensibinin' ayrılmaz bir parçası olan içsel cilt bakımının temelidir. İçsel cilt bakımı; cildi onarmakla kalmaz, aynı zamanda gençleştirir. Cilde destek ve elastikiyet veren alt tabakalardaki destekleyici yapıları onarır. Aynı zamanda taze, yeni cilt hücreleri üreten hücresel mekanizmayı gençleştirir. Cildinizin yaşlanma hızı, oluşan izler ve oluşma zamanları kendinize içeriden ve dışarıdan ne kadar ilgi gösterdiğinizle ilgilidir. Cildinizi iyileştirmek için başlayacağınız işlemlerin tümü, vücut sağlığınızda da iyileşme kaydedilmesini sağlayacaktır.

DERİNİZİN SUYA İHTİYACI VAR

Yüz gerdirmek, peeling veya benim ünlü antioksidanım ve güneş koruyucum olan nar gibi tek bir meyve/besin ya da uygulama ile yüzünüze yerleşmiş yaşlılık belirtilerinin ortadan kalkması mümkün değildir. İşe yarayacak tek şey, bu değişimlerin tümünün kaynağına inebilen bütünleyici bir programdır. Cildin iç yapısını onarmak; cildin en derindeki yağ tabakasından en üstteki cilt hücrelerine kadar tüm tabakalarına derinlemesine nemlendirme sağlayarak mümkün olur. Cildiniz gibi hayati önem taşıyan organlarınızdaki hücrelerin sabit bir oksijen, besin ve su kaynağına ihtiyacı var.

OMEGA YAĞ ASİTLERİ ALIN

Kalp, karaciğer, beyin ve cildin ihtiyaçları benzerdir. Ancak kendimizle bütünsel olarak ilgilendiğimizde, yani sadece dışarıdan değil, aynı zamanda içeriden ve duygusal olarak da ilgilendiğimizde; bu ihtiyaçları karşılamamız mümkün olabilir. Ciltteki enflamasyonların azaltılması; kalp ve beyne kan taşıyan damarlardaki iltihapların azaltılmasına da yardımcı olur. Her hücrenin işlevini gerekli şekilde yerine getirebilmesi için iyice nemlendirilmesi gerekir. Bu nedenle, yağ asidi (örneğin Omega yağ asitleri) gibi nemlendirici içeriklerin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

DERİNİZ FABRİKA GİBİ VERİMLİ ÇALIŞABİLİR
Cilt dış etkenlere yanıt veren aktif bir organdır. Bir bakıma bir fabrika gibi çalışır ve kendi destekleyici yapısını sürekli korur. Deri hücrelerini ve onları bir arada tutan jelatin benzeri materyalleri üretir. Vücuda giren her şey, organların işleyişini etkiler. Sağlıklı bir cilt istiyorsanız, hücre zarları için gerekli yapıtaşlarını ve bağ dokularını devamlı olarak sağlamanız gerekmektedir. Bunu sağlayan; proteinler ya da amino asitler, fosfolipidler, yağ asitleri, lesitin, B ve C vitaminleri ve mineraller gibi su bağlayıcı maddelerdir. Programımın ardında yatan konsept; cilt hücrelerinin yaşlandıkça daha az verimli olduğudur. (Verimlilikteki bu düşüşle ilgili birçok teori vardır ve bunlardan ilerleyen dönemde bahsedeceğim). Hammaddelerin (koruyucu ve onarıcı etmenlerin) kaynağını artırarak fabrikanızın (yani vücudunuzun) normal ve daha genç bir üretime devam etmesini sağlayabilirsiniz.