X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Bitki çayları ile tabiattan gelen sağlık
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Bitki çayları ile tabiattan gelen sağlık

  • Giriş Tarihi: 16.2.2015
Bitki çayları ile tabiattan gelen sağlık
Bitki çayları ile tabiattan gelen sağlık

Bitki çaylarının yarardan çok zarar vermemesi için dikkatli olmalısınız. Hijyen şartlarına uyulmadan yetiştirilmiş bitkilerden ve çaylarından uzak durun

Bitki çaylarının beklenen ve istenilen yararı sağlayabilmesi için bilinçli olarak hazırlanması ve tüketilmesi gerekiyor. Uygun olmayan şekilde hazırlanan ya da nereden toplandığı bilinmeyen, açıkta satılan bitkiler yarardan çok zarar verebiliyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi, Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, açıkta satılan bitkilerin sahte olma ihtimaline karşı da dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Bitkilerde bulunan zengin içerik, tüm canlıların sağlıklı yaşamı için başlıca kaynak olarak kabul ediliyor. Uygun içerik ve lezzete sahip olan bitkiler günlük hayatımızda da önemli yer tutuyor. Besin olarak kullanılmaya uygun olmayan bitkiler ise bitki çayı ya da bitkiden elde edilen ekstreler olarak sağlığın korunması ve bazı sağlık sorunlarının hafifletilmesinde kullanılıyor. Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bitki çaylarını doğru kullanmanın yollarını anlattı: Bitki çayları özellikle doğru tüketildiğinde soğuk algınlığı gibi hastalıkların önlenmesinde önemli avantajlar sağlayabilmektedir. Mesela, soğuk algınlığının önlenmesi için gün içerisinde üç-beş defa birer poşet adaçayı ile hazırlanan çayın şekersiz olarak içilmesi koruma amaçlı yararlı olurken, boğazdaki yanma hissinin ve hastalığın şikayetlerinin hafifletilmesi için dört-beş poşet adaçayı ile hazırlanan çayın ılıklaşınca gargara olarak kullanılması önerilebilir. Bu çayların içerisine karanfil, tarçın ve karabiber eklenerek daha etkili bir sonuç alınabilir. Bitki çaylarının içerisine şeker ilave edilmesi istenmez. Özellikle soğuk algınlığı gibi durumlarda ilave edilen şeker boğazdaki mikropların daha rahat gelişmesi için uygun ortam yaratabilir. Bu nedenle tatlandırma amacıyla gerçek bal ilave edilerek, balın mikroplara karşı etkinliğinden de yararlanılır. Sonuç olarak, bitkiler sağlığımızın korunması ve bazı şikayetlerin tedavisi için bizlere zengin olanaklar sunmaktadır. Bu bakımdan sağlık uzmanlarının önerilerini ve uyarılarını da dikkate alarak bitkileri hayatımıza dahil etmek son derece faydalıdır.
Ihlamur: Şüphesiz ıhlamur, grip denilince aklımıza ilk gelen bitkilerden biridir. Yapılan çalışmalar ıhlamurun içerisindeki bileşenlerden bazılarının (flavonoit) iltihap giderici ve ağrı kesici etki gösterdiğini kanıtlarken, bazı bileşenlerin (müsilaj) ise boğazı yumuşatarak soğuk algınlığı şikayetlerini hafiflettiğini ortaya koyuyor.
Adaçayı: Soğuk kış günlerinde en çok şikayet edilen hastalıkların başında ağız ve boğaz iltihapları geliyor. Adaçayı yaprakları, içeriğindeki uçucu bileşenler sayesinde ağız ve boğaz iltihaplarını (farenjit, jinjivit gibi) gidermeye yardımcı oluyor. Kaynatmadan, çay şeklinde hazırlanan adaçayının gargara olarak kullanılması bu hastalıklardan korunmayı kolaylaştırıyor.
Karanfil: Genelde her mutfakta bulunan karanfil, ağız ve boğaz mukozası yangılarına karşı mucizevi etkisiyle biliniyor. İçeriğinde bulunan uçucu özellikteki öjenol sayesinde bu yangıları önleyen karanfil, bakteri ve virüslerin yol açtığı ağız, boğaz enfeksiyonlarında da antiseptik ve ağrı hafifletici olarak kullanılıyor. Yapılan bilimsel çalışmalar; karanfilin uçucu yağının, kullanılan antibiyotiklerin etkisini artırdığını gösteriyor. Karanfilin özellikle öjenol taşıyan Seylan tarçını kabuğuyla beraber çay olarak tüketilmesi ya da yoğun çayının gargara olarak uygulanması öneriliyor.
Zencefil: Zencefil, sayısız faydaları nedeniyle birçok ülkede değişik amaçlarla kullanılıyor. Yıllarca soğuk algınlığı ve öksürüğe karşı etkili kabul edilen bu bitki, sindirim sistemi rahatsızlıkları için de oldukça yararlı.
Ekinezya: Üst solunum yolu hastalıklarına karşı etkili bir diğer bitki ise ekinezyadır. Yapılan klinik çalışmalar bu bitkinin bağışıklık sistemini desteklediğini ve vücudu soğuk algınlığına karşı koruduğunu ortaya koyuyor. Bu araştırmalar sonucunda elde edilen verilere göre içinde ekinezya bulunan ürünlerin, soğuk algınlığına yol açan virüsleri öldürücü etkisi bulunuyor. Ekinezya aynı zamanda virüslerin yol açtığı iltihap etkenlerinin (sitokinler) miktarını kontrol ederek, boğaz ve akciğerlerde oluşabilecek hasarı da engelliyor.

BİTKİ ÇAYLARININ SEÇİMİ KADAR HAZIRLANMASI DA SON DERECE ÖNEMLİ!
Bitki çaylarının hazırlanması son derece önemlidir. Eğer sert dokulu odunsu bitkiler ile çay hazırlanıyorsa, 15 dakika kaynatılır. Ama tarçın, zencefil gibi sert bitki kısımları uçucu bileşenler taşıyorsa kaynatılması önerilmez çünkü etkili maddeler uçarak kaybolur.

HER BİTKİNİN ÇAYI OLMAZ

Bitki; yaprak (nane, melisa), çiçek (papatya) gibi otsu yapıda ise kaynatılmamalı, taze kaynatılmış iyi kalitede içme suyu bitkinin üzerinde dökülerek ağzı kapaklı bir bardak ya da demlikte 5-15 dakika bekletilerek içilmelidir. Yani beş dakika bekletirsen iyi gelir, altı dakika bekletirsen etkisiz olur şeklinde sık duyulan söylemler gerçek dışıdır. Diğer taraftan, her bitkinin çayı olamaz. Eğer içerisinde fazla miktarda kullanıldığında sağlık riski oluşturabilecek bileşenler varsa, o bitki asla çay halinde tüketilmemelidir. Yüksükotunun çayının içilmesi tehlikelidir. Bitkinin bileşimi yetiştiği coğrafi koşullara, iklime ve toplama mevsimine göre büyük farklılıklar gösterebildiğinden beklenen etkiyi sağlaması için içerisinde etkili bileşenleri yeterince taşıyıp taşımadığı bilinmelidir.

GELİŞİGÜZEL KULLANILAN BİTKİLER ZARAR VEREBİLİR
Bitkiler hangi şekilde (çay ya da ekstre) kullanılırsa kullanılsın, bilinçli bir şekilde uygulanmadığında beklenen yararı gösteremeyeceği gibi zararlı, hatta zehirli olabilir. Bu nedenle bitkilerin öncelikle kalitesine dikkat edilmesi gerekmektedir. Kullanılan bitkilerin tarım ilaçları, çevresel toksinler, endütriyel atıklar, radyasyon, ağır metaller (kurşun, civa, kadmiyum vb.), küf, aflatoksin gibi mikrobik bulaşma ya da hayvan/böcek atıkları ve benzeri çok sayıda riskli içerik taşıyıp taşımadığı kontrol edilmelidir. Bu durumdan kaçınmak için mutlaka güvenilir marka, kaliteli ve ambalajlı ürünlerin kullanılması önemlidir. Aksi takdirde bu zararlı etkenlere bağlı olarak onarımı güç olabilecek risk bildirimleri yapılmaktadır.

SAHTE BİTKİLERE DİKKAT!

Aldığınız bitkilerin doğru bitki ve türü olup olmadığının bilinmesi gerekiyor. Mesela, yaptığımız yeni bir çalışmaya göre piyasada açıkta bitki satan dükkanlardan aldığımız hiçbir papatya örneğinin 'gerçek papatya' (Matricaria recutita) olmadığını tespit ettik. Bu örneklerin hiçbirinde etkili bileşen (apigenin) bulunmuyordu. Ayrıca bazılarının zehirli papatya türleri olduğunu gördük. Bu zehirli türlerle mevcut zehirlenme vakaları ve hatta ölüm bildiriliyor. Bu nedenle mutlaka kalitesine güvenilir ambalajlı ürünlerin kullanılması gerekir. Poşetli bitki ve meyve çaylarında kullanılan filtre kağıdı, bitki ve meyvelerin içindeki etken maddelerin suya geçişini kolaylaştıran doğal abaka ağacı lifleri kullanılarak üretilmiştir. Ayrıca içerisinde en doğru bitkiler, en doğru etki sağlayacak oranlarda parçalanarak geliştirilmiştir. Bu nedenle önerilen etki kolaylıkla ve doğru bir şekilde sağlanabilmektedir.