X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER İşte en depresif ilimiz!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

İşte en depresif ilimiz!

  • Giriş Tarihi: 3.4.2015 11:48 Güncelleme Tarihi: 3.4.2015 11:54
İşte en depresif ilimiz!
İşte en depresif ilimiz!

Uzm. Psikiyatr Dr. Sıtkı Karaca, son yıllarda insanların hekime gitme oranlarının artış gösterdiğini, bu artışın da istatistiklere yansıdığına dikkat çekti.

Uzm. Psikiyatr Dr. Karaca, son yapılan araştırmalarda en yüksek oranda antidepresan kullanılan ilin olmasını değerlendirdi. Karaca, Türkiye'de son 12 yılda hekime gitme oranının 4.9'lardan 8'lere çıktığını belirtti. Karaca, "Bu durum, hastalarının, psikiyatri hastalarının hekime gitme, hekime başvurma oranlarının da yükseldiğini gösteriyor. Bir yönüyle bunun yansıması. Diğer taraftan ise, kültürel düzey yükseldikçe insanların hekimden ya da sağlık bilimlerinden yardım alma istediği daha da fazlalaşmaktadır. Türkiye'de eğitim oranları gittikçe yükselmiştir. Eskişehir de, eğitim seviyesi konusunda ilk sıralarda yer alan illerden birisidir. Bir yönüyle de budur" dedi.

"KADINLAR, ERKEKLERE GÖRE İKİ KAT DAHA FAZLA DEPRESYONA YAKALANIYOR"
"6-7 yaşından başlayıp daha yüksek yaşlara kadar ağır depresyonlar görülebileceğini ifade eden Uzm. Psikiyatr Dr. Karaca, kadınların erkeklere göre iki kat daha fazla depresyona yakalandığını anlatarak, şöyle konuştu:

"Genel olarak depresyon, daha çok 25'li yaşlarla 40'lı yaşlar arasında görülüyor. Yapılan araştırmalara göre depresyon erkeklerde yaş ortalaması biraz yüksekken, kadınlar da ise bu durum biraz daha aşağıya inebilmektedir. Dünyada da kadın-erkek arasındaki depresyon oranları, kadınlarda iki kat fazladır. Tabi bunun sebepleri vardır. Kadının sosyal rolü çok yüksektir. Nedir? Hem annedir hem iş kadınıdır. Aynı zamanda doktordur, hemşiredir, öğretmendir. Neredeyse ailenin bütün yükünü karşılayan bir rolle karşı karşıyayız. Bu gittikçe de artmaktadır. Çünkü kadın iş hayatına yönlenmektedir. Ev kadınlığından iş hayatına doğru yönlenince bu sefer kendi var olan ev yükü, eşler-erkekler tarafından paylaşılmaması nedeniyle de kadındaki sıkışmışlık, tükenmişlik gittikçe artmakta ve depresyon daha sık görülebilmektedir. Bunların yanı sıra kadınlar da bir de genetik, hormonal özellikler vardır. Her ay tekrarlayan bu adet dönemlerinin öncesinde gerginlikler artmakta. Doğum ve doğum sonrasında depresyonlar artmakta. Yine menopozal dönemde kişi daha çok depresif hissedebilmektedir. Bu da kadınların, erkeklere göre iki kat daha fazla depresyona yakalanmasına yol açmaktadır."