X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Şizofreniye karşı "Birbirlerine sarılarak" tedavi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Şizofreniye karşı "Birbirlerine sarılarak" tedavi

  • Giriş Tarihi: 20.10.2015 12:03 Güncelleme Tarihi: 20.10.2015 12:03
Şizofreniye karşı "Birbirlerine sarılarak" tedavi
Şizofreniye karşı Birbirlerine sarılarak tedavi

Bakanlığı nüfusu 300 binden fazla olan her yerde Toplum Merkezleri açıyor. SABAH muhabiri, Şişli Hamidiye Etfal Nişantaşı Ruh Sağlığı Merkezi'ne konuk oldu. İstanbul Beyoğlu Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uz. Dr. Güven Bektemür "Fiziki mekan dar. İstanbul'da geniş mekân bulmak imkânsız hale geldi. Geniş bahçesi olan sosyal aktivitelerin rahatça yapılacağı yer arıyoruz. Bulamıyoruz" diyor. Merkezde Sera(28) ve Sebatay(56) Behar çifti birbirlerine sarılarak tedavi görüyor. 7 yıllık evli çift, şizofren. Ağır depresyonu birlikte atlatmak için çabalıyorlar. Çift, "Birbirimize sarılıyoruz, iyi geliyor" diyor.

Her toplumda problemi vardır, bu kaçınılmazdır. Ruh sağlığı insan yaratıcılığını mutluluğuna yaşam doyumuna engelleyecek kadar önemlidir. Ruh sağlığı hizmetler denlince akla ilk gelen sadece psikiyatrik hastaların tedavisi değil, halk sağlığının korunması, hastalığın önlenmesinde kişinin iyilik durumunun yükseltilmesi önceliklidir. Bakanlığı nüfusu 300 binden fazla olan her yerleşim yerinde Toplum Ruh Sağlığı Merkezleri açıyor. Ruh Sağlığı Merkezleri ,nasıl çalışıyor , Nasıl hizmet veriyor, hangi tür hastaları kabul ediyor, insanlar hayata yeniden nasıl tutunuyor, merak ettik.

Bu amaçla Şişil Hamidiye Etfal Nişantaşı Ruh Sağlığı Merkezine konuk oldum. Gün süresince hastalarla psikiyatrilerle sohbet etme imkanı buldum. Dikkatimi çeken ilk olumsuzluk fiziksel mekanın darlığı oldu. İstanbul Beyoğlu Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Uz. Dr. Güven Bektemür'de fiziki mekan darlığını ifade ediyor. Bektemür,' İstanbul'da geniş mekân bulmak imkânsız hale geldi. Geniş bahçesi olan sosyal aktivitelerin rahatça yapılacağı yer arıyoruz. Bulamıyoruz. Büyükşehir ve ilçe belediyelerden destek bekliyoruz' diyerek geniş mekân vurgusu yapıyor.

Nişantaşı 'ni geziyorum. Her yaştan insanla karşılaşmak mümkün. Hastalar resim yapıyor, kendi aralarında sohbet ediyor. El sanatları ile ilgileniyorlar. Doktor ve hemşireler hasatlarla tek tek ilgileniyor, sorun dinleyip çare olmaya çalışıyorlar.

Birbirlerine sarılarak tedavi oluyorlar

Nişantaşı Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nin müdavimlerinden Sera ve Sebatay Behar çifti ile karşılaştım. Sera (28) Sebatay (56) yaşında. 7 yıllık evliler. Birbirlerine sarılarak ayakta durmaya çalışıyorlar. Sera 16 yaşında iken Yaser'e aşık oluyor. Kısa süre sonra nişan takıyorlar. Sera'nın mutluluğu kısa sürüyor. Sera atlatıldığını söylerken o anları hatırlıyor. Aldatılmayı içine sindiremiyor. Nişanlar atılıyor. Sera nişanlar atıldıktan sonra içine kapanıyor. Depresyona giriyor. Uzun süre kendine gelemeyen genç kız o hastane senin bu hastane benim. Çalmadık doktor kapsısı bırakmıyorlar. Nihayet, teşhis Çapa 'da konuluyor, Şizofren. Hastalığını öğrenen Sera ikinci bir şok daha yaşıyor. Bu kez hem hastalığı ile baş etmeye çalışıyor hem de iş arıyor. Ama iş kapıları hastalığı nedeniyle yüzüne kapanıyor. Dışlanmışlığı arkadaş ve ailesinin yardımıyla aşmaya çalışıyor.

Sera, söze giriyor:' Ailemiz yoksul. İlkokula kadar okuyabildim. Çalışırsan düzelirsin dediler. İş aramaya başladım. Tekstil firmaları yüzüme bakmadı. Tutunmaya çalışıyorum ama nereye el atsam elimde kalıyor. Ailem 'kızım çalışma biz sana bakarız' dediler ama ben hasta da olsam kendi ayaklarım üzerine durmak istiyordum. Arkadaş çevrem ve ailemden çok destek gördüm. Ailem beni Nişantaşı Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'ne getirdiler. Burada yeni arkadaşlar edindim. Müzik dinliyor, resim yapıyoruz. Hemşire ve doktorların ilgi ve alakasıyla eski günlerime dönmek istiyorum'

Sera kendisinden 28 yaş büyük Sebatay ile evleniyor

Arkadaşları Sera'ya' Evlenirsen düzelirsin eski sağlığına kavuşursun' diyorlar. Evliliğe karar veriyor. Kendisinden 28 yaş büyük Sebatay Behar ile hayatını birleştiriyor. Evliliğinin ilk aylarında kocasından aşırı şiddet gördüğünü iddia ediyor. Omuzu ve kollarının mosmor olduğunu belirtiyor. Dayak izlerine bakarak her gün ağladığını dile getiriyor. Tabii bu arada hastalığı da ileri boyutlara taşınıyor. Samimi sevgi istediğini her cümlesinde dile getiriyor.

Sebatay Behar Anlatıyor...

Sebatay Behar annesini kaybettikten sonra yalnız kalıyor. Yalnızlığı kabul edemeyen Sebatay, depresyona giriyor. Çareyi doktorlarda armaya başlıyor Sera gibi. Çok geçmeden panik atak teşhisi konuluyor. 2008 yılında Pangaltı' da Sera ile tanışıyor kısa bir arkadaşlıktan sonra evlilik kararı veriyor. Sera'nın ' Beni dövdü' sözlerine tepki gösteriyor. Sera'nın laf dinlemediğini, banyo yapmadığını ileri sürüyor.


Sebatay Şunları Sölüyor: Emekli bir insanım 7 senede 15 tane telefon değiştirdi Ne görürse çocuk gibi onu almak istiyor. Almayınca tepki veriyor. Buna gücüm yetmiyor. Her gün çarşı Pazar gezip eğlenmek tüketmek istiyor. Ekonomik istemler gerçekleşmeyince krize giriyor. Evde yemeği ben yapıyorum, bulaşığı ben yıkıyorum. Beni çok üzüyor. Hastalıktan kaynaklanan sert tepkiler veriyor. Bu tür hastaların laf dinlemediğini doktorlar söyledi bana. Kullandığı ilaçlar nedeniyle beyninde iyi huylu tümür çıktı. Ben boşanmak istiyorum; Sera ise istemiyor. 56 yaşındayım ben hastalanırsam Sera bana bakamaz ki. Tek taraflı boşanmak istiyorum ama vicdanım da kabul etmiyor. Annesi Sera'ya ' kocanı bırakma, boşanma ' diyor. Pantolonla yatağa giriyor. Mutluluk huzur ararken beklemediğim olayla karşılaştım. Kendimi taşıyamıyorum ki Seray'ı taşıyayım. İyi olması için mücadele ediyorum. Nereye kadar ama güven vermiyor. Annesi ile konuşuyorum ' Biz bakamayız' diyorlar. Vicdanımla mücadele ediyorum.' Bir süre daha mücadele edeceğim. Önemli olan zor günlerinde insanlara destek vermektir. İyi günde dost çok.

Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nde ne gibi hizmetler vardır?

- Poliklinik Hizmetleri
- Bireysel Danışmanlık
- Psiko Eğitim
- Aile Eğitimi


Toplum Ruh Sağlığı Merkezi'nin amacı nedir?

Hastaların yeniden topluma kazandırılmasını sağlamaktır.