X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Hayalim bir kök hücre hastanesi kurulması'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Hayalim bir kök hücre hastanesi kurulması'

  • Giriş Tarihi: 21.12.2015
'Hayalim bir kök hücre hastanesi kurulması'
'Hayalim bir kök hücre hastanesi kurulması'

Prof. Dr. Erdal Karaöz hayalinin geleneksel tedavilerin yanında kök hücrelerin kombine edileceği bir hastane açılması olduğunu söylüyor

Ülkemizde, kök hücre ve tedavileri konusunda iki adet ulusal düzeyde dernek kurulmuş durumda. Hemen her yıl da ulusal ya da uluslararası düzeyde kongreler düzenlenmeye başlandı. Türkiye'de kök hücre denilince akla gelen ilk isimlerden biri de Prof. Dr. Erdal Karaöz. İlklere imza atmış olan Kök Hücre ve Hücresel Tedaviler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Liv Hospital Rejeneratif Tıp Kök Hücre Üretim Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Erdal Karaöz, Türkiye'nin kök hücre konusunda nerede olduğunu anlattı...

Kök hücre çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?
Kök hücre, işlevsel olarak farklılaşmamış yani vücudun herhangi bir organ ya da dokusunda özel bir görev yapabilmek için tam olarak olgunlaşmamış karmaşık bir yapısı olan öncül bir hücredir. Bununla birlikte bu öncül hücre, bedenin başka hücrelerine dönüşebilme yeteneğine sahiptir. Kök hücreler, kabaca embriyolojik (ceninin erken evresi) kaynaklı ve erişkin insan bedeninden elde edilen türler olarak iki temel kısımda incelenir. Erişkin kökenli kök hücreler, insan vücudunda bulunan birçok dokudan elde edilebilmektedir. Günümüzde iki farklı alanda kök hücre uygulamaları yapılmaktadır. Kök hücre çalışmalarından ilki, kan yapımından sorumlu kök hücre nakli çalışmasıdır. Kan kanseri dediğimiz lösemi olmak üzere genetik tabanlı kan hastalıklarının tedavisi için kullanılan bir yöntemdir. Bizim rejeneratif tıp dediğimiz tamir edici tıp alanında kullandığımız kök hücre tedavisi ise kan yapımından sorumlu kök hücre naklinden hem teknik, hem de amaç olarak farklılıklar içermektedir. Biz çeşitli doku ve organlardan elde edilen, 'mezenkimal' olarak adlandırılan kök hücreleri kullanıyoruz. Bunlar insanın süt diş pulpasından (sinir) göbekteki yağ dokusuna, amniyon sıvısından kordon kanına, kemik iliğinden damar dolaşımındaki kana ve plasentaya kadar farklı doku ve vücut sıvılarından elde edilen kök hücrelerdir.

Kök hücre nasıl uygulanıyor?
Uygulamalardan ilki; ilgili dokunun, ki bu genellikle lipoaspirat (göbek yağ dokusu) olur, hastadan alınıp ameliyathane ya da laboratuvar koşullarında birtakım işlemlerden geçtikten sonra aynı seansta tekrar hastaya nakil edildiği yöntemdir. Bu, saf kök hücre uygulaması değildir. Bu nakledilen hücre süspansiyonunda yüzde 5-10 oranında kök hücre mevcuttur. İkinci uygulama ise, bir dokudan (bu yağ dokusu, kemik iliği olabilir) özel yöntemlerle ayrıştırılan kök hücrelerin laboratuvarda çoğaltılıp nakil için gerekli sayıya ulaşılana dek özel şartlarda kültüre edilerek çoğaltılması esasına dayanmaktadır.

GERİ KALMIŞ DEĞİLİZ

Dünyada kök hücre tedavisi ne durumda, biz bunun neresindeyiz?
Çin, Güney Kore, Amerika, Japonya, Güney Asya ülkeleri, İsrail ve İran; kök hücre tedavisi konusunda bayağı yol katetti. Avrupa'da İngiltere, Avusturya, Almanya ve İtalya; bu konuda iyi. Türkiye de bugün alt yapısı, bilgi birikimi ile bu işi rahatlıkla hayata geçirebilecek donanıma sahip. Bundan 10 yıl önce kök hücreye bakış çok farklıydı, tepkiler olabiliyordu. Günümüzde ise, kök hücre ve tedavileri konusunda iki adet ulusal düzeyde dernek kurulmuş durumda. Hemen her yıl ulusal ya da uluslararası düzeyde kongreler gerçekleştiriyoruz.

Gelecekle ilgili beklentileriniz nedir?
Bir kök hücre hastanesi kurulmasını hayal ediyorum. Bu kök hücre hastanesinde geleneksel tıbbi tedavi protokolleriyle birlikte kök hücrelerin kombine edildiği ilgili tedaviler yapılacak. Mesela trafik kazası geçiren ve omurilik zedelenmesi olan bir hasta geldi hastaneye. Bu hastaya gerekli cerrahi müdahale yapılırken aynı zamanda kök hücre enjeksiyonu da yapılacak. Kalp krizi geçiren bir hastaya; bir yandan damarları değiştirilirken, kalp dokusunu yenileyecek kök hücre tedavisi de uygulanacak. Bu örnekleri hemen her klinik branş için çoğaltabilirsiniz. Bunu gerçekleştirebilirsek hem ülke insanımız için, hem de evrensel boyutta inanılmaz başarılara imza atabiliriz.

KÖK HÜCRE HANGİ AMAÇLA KULLANILIYOR?

Kök hücre kullanım alanları iki ana başlık altında incelenebilir. Birincisi, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından da onaylanan kozmetik ve estetik cerrahi, ortopedi, dermatoloji ve kan hastalıklarının tedavisinde kullanılan yöntemlerdir. Tüm bu yöntemleri bizler de sıklıkla kullanmaktayız. İyileşmeyen kronik yaralar, yanık sonrası ortaya çıkabilen skar dokularının ortadan kaldırılması, dolaşım bozuklukları sonucu ortaya çıkabilen ve sonuçta kesilmeye kadar gidebilen ekstremitelerde gözlenen Burger hastalığı ve diyabetik ayak gibi sorunların tedavisinde oldukça başarılı sonuçlar almaktayız. Bunun yanında, tendonlarla alakalı birçok sorunun da kök hücre uygulamalarıyla tedavi edebilme şansı vardır. Ayrıca kök hücre tedavisinden umut bekleyen, tedavisi mümkün olmayan hastalıklara yönelik yapılan klinik çalışmalar da mevcut.

BU TEDAVİ ŞEKLİ KANSERE YOL AÇAR MI?


Günümüzde onaylanmış ve onay bekleyen kök hücre esaslı tedavi protokollerinde kullanılan ve bizim erişkin kök hücre diye adlandırdığımız hücrelerin alıcıda kanser ya da teratom yaptığına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. Yayımlanan tüm bilimsel raporların ortak sonucunda, gerçekleştirilen klinik uygulamalarda şu ana kadar kanser dahil herhangi bir klinik olumsuzluk bildirilmemiştir. Kök hücrelerle alakalı 'Kansere yol açar' algısının temel nedeni bizim daha beşinci gündeki embriyonlardan elde edebildiğimiz, 'embriyonik kök hücre' olarak adlandırılan kök hücrelerin herhangi bir canlıya nakledilmesi sonrasında ortaya çıkabilen 'terotoma' adını verdiğimiz bir çeşit iyi huylu tümörlerin vücutta görülebilme olasılığıdır. Bu nedenle zaten halihazırda klinikte herhangi bir kullanım alanı söz konusu değildir.

TEDAVİDE ZAMAN KISITLAMASI VAR MI?

Geliştirdiğimiz protokoller tek dozlu değil; iki, üç, dört hatta sekiz doz uygulamaya kadar uzayabiliyor. Hastalığın erken safhalarında kök hücre uygulandığında başarı daha yüksek. Hücrelerin bir kısmı uygun yöntemlerle -196 derecede sıvı nitrojen içeren tanklarda dondurularak saklanıyor. 20 yıla kadar saklanan hücrelerin, fonksiyonlarını koruduğu biliniyor.