Türkiye'nin en iyi haber sitesi

''Amacım cezalandırmak değil, rehberlik etmek''

Giriş Tarihi: 24.12.2015 16:35 Güncelleme Tarihi: 24.12.2015 17:21
''Amacım cezalandırmak değil, rehberlik etmek''

Aksu Kaymakamı Süleyman Erdoğan, görev yaptığı ilçelerde satılan gıdaları insan hakları kapsamında ele aldığına ve üreticileri titizlikle takip ettiğine dikkati çekerek, "Amacım kimseyi cezalandırmak değil, insanlara sağlıklı gıdalar sunmaları için rehberlik etmek" dedi.

Kaymakam Süleyman Erdoğan, yaptığı açıklamada, yaklaşık yirmi beş yıldır Çaybaşı, Arguvan, Kağızman, Doğubeyazıt, Pazaryeri, Kaman, Haymana, Geyve, Üsküdar ve Beykoz ilçelerinde kaymakamlık yaptıktan sonra, son dört aydır Antalya'nın Aksu ilçesinde görevine devam etmekte olduğunu ifade ederek, gıda konusunda çalışmalara ise kendi kişisel merakı ve sorumluluk bilinci ile yöneldiğini dile getirdi.



''Çömlekçilik daha iyi şartlarda yapılsın istedim''


Kaymakam Erdoğan, görev yaptığı Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde çömlekçiliği geliştirmek maksadıyla harekete geçtiğini vurgulayarak, gıda konusunda makaleler yazmaya başlama sürecini şu sözlerle anlattı:

"Görev yaptığım ilçedeki bir köyde çömleğin formunu iyileştirelim, daha iyi şartlarda yapılsın istedim. Ben bilimi önemserim, bir şey gelişecekse kara düzen gelişmez, bu sebeple bu çalışmaya bir üniversitenin öncülük etmesi gerektiğini düşündüm. Kütahya'da Seramik Mühendisliği Bölümü var, onlarla çalışalım dedik, memnun oldular ve konu için geldiler, çömlekleri incelediler. Dediler ki, 'Kaymakam bırak burada formu falan, bir sürü sorun var. Köylüye söylesek bizi kovalarlar." Ben de ne sorun olduğunu sordum, dediler ki 'Yoğurt koyulan kapların içindeki sırda kurşun var'. Bir öğrendim ki meğer insanlar çömleklerden kaşık kaşık yoğurt yerken zehirleniyormuş."

Köylülerin fırınlarını bin beş yüz derece yakmamak için bin derecede çömleğin pişmesini sağlayan kurşunlu sırları tercih ettiğini ve farkında olmadan insan sağlığıyla oynadıklarını kaydeden Kaymakam Erdoğan, bunun üzerine konuyu daha derinlikli araştırmaya başladığını söyledi.

"Çömlekleri ihraç etmek istemiştik mesela, yabancı firma bakıyor, kurşunlu diyerek almıyordu" diyen Kaymakam Erdoğan, konuya şöyle devam etti:

"Peki bizim marketler nasıl alıyor diye araştırdım. Satın alma müdürü geliyor üreticiye samimi bir şekilde soruyor, 'Bunda sağlığa aykırı bir şey var mı?', o da 'yok' diyor, izin veriliyor. Bunları öğrenince çok üzüldüm. Yoğurdun suyu çömlekteki kurşunu çözüyor çünkü. Köylüyü topladım, meseleyi anlattım. Hepinizi kapatmak gerekir ama ben bunu yapmayacağım dedim. Sonra üniversiteden de dediler ki biz bordan aynı dereceyi sağlayacak sırrı üretiriz, ben alım garantisi verdim kaymakam olarak, onlar üniversiteye değirmen kurdular, ürettiler, meseleyi çözdük."

"Milletin sağlığıyla oynanıyor ama biz nasıl fark etmiyoruz?"

Kaymakam Erdoğan Bilecik'te yaşadığı bu olaydan sonra kendisine "Biz yöneticiyiz, İnsan Hakları Kurulu başkanıyız, Hıfzısıhha Kurulu başkanıyız sözde ama yanımızda, yöremizde bu milletin sağlığı ile oynanıyor ama biz nasıl fark etmiyoruz?" sorusunu sorduğunu aktararak, sonrasında bu konuda makaleler yazarak kendisi gibi denetleme görevi olan çalışma arkadaşlarını uyarmak için harekete geçmeye karar verdiğini ifade etti.

Yazdığı ilk makaleyi İdarecinin Sesi dergisine yolladığını belirten Kaymakam Erdoğan, şunları aktardı:

"Makale yayımlanmadı. Sonra Ankara'da dergiden birilerini gördüm, sordum, 'Çok teknik bir konu, bizi ilgilendirmiyor ki' dedi. 'Size öyle geliyor, bizi çok ilgilendiriyor' diyerek konuyu anlatınca, biraz kısaltıp yeniden göndermemi istediler ve yayımlandı. Sonra da insan hakları ihlallerinin en yoğun yaşanan alanın gıdalar olduğuna dair bir yazı yazdım, o da yayımlandı. Yazdıkça, öğrendikçe, görev sorumluluk bilinci anlamında daha da iştahlandım. Dedim ki 'İnsanlar bize güveniyor, biz ise yüzeysel bakıyoruz' dedim. Batılı, ülkesine girecek her şeyin raporunu istiyor ama benim marketime girerken ben bunu yapmıyorum. Bu beni çok rahatsız etti."

Görev yaptığı her yerde fırınları, imalathaneleri öğrendikleri çerçevesinde denetlemeye başladığına dikkati çeken Kaymakam Erdoğan, konuyu eğitim boyutunda da ele aldığına, üreticileri bir araya toplayıp bilgi verdiğini aktardı.

Kaymakam Erdoğan, Kaman ilçesinde görev yaptığı sırada fırınlarla yaşadığı sorunu da şöyle ifade etti:

"Fırınları topladım anlattım, dedim bunları öğrenin, uygulayın yoksa kapatırım. Demişler ki 'Nasıl kapatacak ilçenin bütün fırınlarını?'. Bir yıl oldu, baktım bir iyileşme olmadı, bir gün bütün fırınlarını kapattım ama vatandaşa lazım olan ekmekler bakkalların önünde hazır, o önlemi de aldım."

Geyve'de de konuya dair çalışmalar yaptığını söyleyen Kaymakam Erdoğan, gıda konusuna dikkati çekmenin zorluğuna işaret ederek, basında yer bulan bir olayı hatırlattı:

"Koca koca afişler asıyoruz güvenli gıda tüketin diye, gören yok. Biraz muziplik olsun diye İngilizce 'Do you know what you are eating?' yani, 'Ne yediğinizi biliyor musunuz?' yazdık. Bir gün bir görevlimiz geldi, 'Afişin önünde kameralar var, önleyelim mi?' dedi. Neyini önleyeyim, amaç o zaten. Basın geldi, 'Ne demek istediniz?' diye sordular, 'Bakın her yerde kocaman Türkçe afiş var, görmediniz, işte bunun gündeme gelmesini istiyoruz' dedim."

Kaymakam Erdoğan, çalışmaları gerçekleştirirken, gıda üretimi ile ilgili sorunları önce kamuoyuna açıkladığını, görev yaptığı ilçelerdeki resmi ve siyasi iradelerin de kendisini destekleyerek öncülük ettiklerini paylaştı.

"Öğrendiklerim bende sorumluluk yarattı"


Yaşadığı deneyimlerin ve araştırmaların kendisinde bir birikim oluşturduğuna işaret eden Kaymakam Erdoğan, çalışmalarını kitaplaştırma sürecini şu sözlerle aktardı:

"Sürekli yazıp çiziyordum ama bunların bir kitap olması aklımda değildi. Avrupa'yı, Amerika'yı ziyaret ettim, inceledim bu arada konuyla ilgili. Dostlarım da bu kadar birikimin heba olmasın, kitaplaştır dediler. Düşündüm ve karar vererek tanıdığım bir matbaaya gittim, onlar da 'Bunu biz basamayız bir yayınevi lazım' dediler. Beykoz'da belediye başkanı yardımcılığı yapan ve ben oradayken birlikte birçok çalışmalar yaptığımız Ali Bilir arkadaşım vardı, ona söyleyince o da beni Hayat Yayınları ile tanıştırdı ve iki kitap ortaya çıktı."

Kaymakam Erdoğan, ilk kitabının meslektaşlarını bilgilendirmeye yönelik "Bir İnsan Hakları Sorunu Olarak Gıda Güvenliği", ikinci kitabının da halkın kolay anlayacağı şekilde yazdığı "Üzümünü Yerken Bağını Sor" olduğunu belirtti.

Çalışmaları sırasında, insanların mutluluğuyla ilgili konuların tüketilen gıdalardan kaynaklanabildiğini fark ettiğini dile getiren Kaymakam Erdoğan, "Yazdıklarım yeni bir keşif değil ama okudukça öğrendiklerim bende bir sorumluluk yarattı. Bulunduğum alanlarda da gıda konusunda öğrendiğim bilgileri gündeme getirmeye çalışıyorum. Köftecilere, seralara, fırınlara gidiyorum ama amacım kimseyi cezalandırmak değil, insanlara sağlıklı gıdalar sunmaları için rehberlik etmek" diye konuştu.

Kaymakam Erdoğan, gıda konusundaki yazılarında dini hassasiyetleri de ele aldığına vurgu yaparak, şunları söyledi:

"Müslüman toplumda helallik, haramlık konusunda belli kurallara riayet edilmesi gerekiyor. Bu ne yazık ki yasalarla takip edilemiyor. Mesela Yahudi dininde koşer var. Müslüman'ın da buna vurgu yapması lazım, ayeti kerimelerde 'Temiz olandan yiyin' deniyor. Bizde helal, hayvanın kesiliş biçimi olarak algılanıyor sadece. Mesele bu kadar değil. Kazancın helal olması gerekiyor tamam. Gıdalarda da domuz, kan ürünü, alkol katkısı, insan kılı olabilir. Bunların bilinmesi ve sorgulanması lazım."
ARKADAŞINA GÖNDER
''Amacım cezalandırmak değil, rehberlik etmek''
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz