ARKADAŞINA GÖNDER Hayat burnunuzdan gelmesin!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Hayat burnunuzdan gelmesin!

Hayat burnunuzdan gelmesin!
Hayat burnunuzdan gelmesin!

Ağrı gibi bir belirti vermediği için burun hastalıkları geç teşhis edilse de rahat alamadığınız zaman yaşam kaliteniz düşüyor

Yaşamak için oksijene, onu vücudumuza alabilmek için de sağlıklı bir buruna ihtiyacımız var. Ancak bazı hastalıklar ya da çevresel etkenler nedeniyle gelişen sorunlar, burundan almayı zorlaştırıyor. Bu durum da, vücudun oksijenlenmesini engellemenin yanında, kişinin yaşam kalitesini de oldukça olumsuz etkiliyor. Burun, insan sağlığı için büyük önem taşıyor. Çünkü yaşamak için gereken en önemli şeylerden biri oksijen, yani hava. Oksijeni de burnumuz vasıtasıyla alıp ciğerlerimize dolduruyoruz. Fakat birçok nedenle insanın alması zorlanabiliyor. Bunların başında burun tıkanıklıkları geliyor. Çeşitli nedenlerle tıkanan burun hava kanalları kişiyi ağızdan nefes almaya zorluyor ki bu da bir süre sonra rahatsız edici sonuçlara yol açıyor. Memorial Şişli Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Prof. Dr. Sami Katırcıoğlu, ülkemizde burun tıkanıklıkları dışında kanama ve travmalara da sıkça rastlandığını belirterek, bu rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi...

BURUN TIKANIKLIKLARI
Tıkanıklıklar, nefes almanın önündeki en önemli engellerden birini oluşturuyor. Bu rahatsızlık; nezle, gribal enfeksiyon gibi çeşitli hastalıklara bağlı olarak burun içindeki mukozanın şişmesi ve ödem yapması sonucu oluşuyor. Burun tıkanıklığı halinde hasta ağızdan nefes almak zorunda kalıyor. Ancak hastalık geçtiğinde şişlik ve ödem kayboluyor, dolayısıyla nefes alma da normale dönüyor. Bazı tıkanıklıklar genetik ya da travmaya bağlı nedenlerle ortaya çıkıyor. Örneğin, burun kemiği eğrilikleri... Burnun iki deliğinin arasında bulunan ve kısmen kıkırdak, kısmen de kemikten oluşan bölmenin sağa ya da sola doğru eğriliği, ciddi tıkanıklıklara yol açabiliyor. Hastaların bu sorundan kurtulması için cerrahi gereksinimi oluyor.

SİNÜZİTE BAĞLI DA OLABİLİYOR
Burnun orta bölmesinin iki yanında aldığımız havanın ısıtılması, nemlenmesi ve süzülmesiyle ilgili görev yapan, halk arasında burun eti olarak tanımlanan etler bulunuyor. Bunlar alerjiler, sigara içmek, kötü havalı yerlerde yaşamak ve bulunmak gibi çeşitli nedenlere bağlı olarak büyüyebiliyor. Böyle durumlarda burnun orta bölümü düzgün olsa da bu etlerin şişmesinden kaynaklanan burun tıkanmasına rastlanabiliyor. Söz konusu sorunların tedavisi medikal olarak yapılabiliyor. Ancak bazı hastalarda cerrahi ile etlerin küçültülmesi gerekebiliyor. Sonbahar ve kış aylarında uzun süreli burun tıkanıklığı yaratabilecek hastalıklardan biri de . Bu tablo genellikle uzun süren nezlelerden sonra ortaya çıkıyor. Hastanın nezlesi iki haftada geçmeyince, kafa içindeki sinüs boşluklarında enfeksiyonlar oluşuyor. Burun akıntısı sarı-yeşil renkte günlerce, bazen haftalarca devam ediyor. Eğer bu tıkanıklıklar iki-üç hafta arasında tedavi edilir ve ortadan kaybolursa akut, kronikleşir ve uzun yıllar devam ederse kronik sinüzit olarak adlandırılıyor. Kronik sinüzit genellikle cerrahi yöntemle tedavi ediliyor.

BURUN KANAMALARI
Kanın pıhtılaşma faktörleri karaciğerde yapılıyor. Kronik karaciğer hastalıkları, siroz gibi tablolar ise bu durumun bozulmasına ve böylece burun kanamalarına yol açabiliyor. Bu duruma da ülkemizde sıkça rastlanıyor. Kanamalar; burnun kendine ait bir hastalık ya da burun dışında, tüm organizmayı ilgilendiren rahatsızlıklar nedeniyle görülüyor. Türkiye'de genellikle ikinci türe daha çok rastlanıyor. Bu da en çok hipertansiyon, yani yüksek tansiyon nedeniyle görülüyor. Ülkemizde çok sayıda hipertansiyon hastası bulunuyor. Bu hastaların büyük çoğunluğu da kan sulandırıcı ilaçları kullanıyor. Kalp hastalarında da aynı soruna rastlanıyor. Bu grup genellikle kilolu, kırmızı yüzlü, tansiyon problemi olan kişilerden oluşuyor. Kalp hastalarında burun kanamaları sabaha karşı ya da sabah saatlerinde görülüyor. Hem burnundan, hem de ağzından kan geldiği için hasta bu durum karşısında panikliyor. Acil serviste hastalara tampon yapılıyor ancak tansiyon düşürülmedikçe bu önlem de pek fazla sonuç vermiyor. Üstelik bu hastalar kan sulandırıcı da kullandığından, hipertansiyona bağlı burun kanamalarının hastane şartlarında tedavi edilmesi önem taşıyor. Çünkü hastada önemli oranda kan kaybına yol açabiliyor.

HER KANAMA LÖSEMİ İŞARETİ DEĞİL
Burun kanamalarına küçük yaştaki çocuklarda da sıkça rastlanıyor. Özellikle alerjik bünyeli çocuklar burunlarıyla çok fazla oynuyor, kaşıyor. Bu yaş grubunda kırılgan olan burun mukozasına yapılan en ufak temasta kanamaya neden olabiliyor. Çocukların burunlarında kanama olduğunda ilk akla gelen lösemi, kan hastalıkları olsa da bu yaş grubundaki kanamaların aslında çok daha basit nedenlere bağlı olduğu görülüyor. Çok nadir olsa da sinüs, geniz ya da burun içi tümörlerinin ilk belirtisi de yine burunda kanama oluyor.

AMELİYAT SONRASI GÖRÜLEBİLİR
Deviasyon, burun eti küçültme ve rinoplasti ameliyatlarından sonra da burun kanamasına rastlanabiliyor. Bu durumda hastaların erken dönemde hekime başvurması gerekiyor. Çünkü cerrahi olarak müdahale edilmiş yerlerde bulunan damarlardan biri açılmışsa ve önemsenmezse hastada yoğun kan kaybı, daha sonra da şok tablosuna varan sonuçlar görülebiliyor.

BURUN TRAVMALARI
Burun travmaları da ülkemizde sık rastlanan rahatsızlıklar arasında yer alıyor. En sık da trafik kazalarına bağlı olarak ortaya çıkıyor. Travmalar bazen burun kırılması, bazen de çarpmaya bağlı ve yumuşak doku zedelenmeleriyle birlikte görülebiliyor. Eğer bu bir fraktür yani kemikte kırılmayla oluştuysa, erken dönemde ameliyathane şartlarında kemikler yerine yerleştirilerek kanama durdurulabiliyor. Bazen de çok ciddi sonuçlar görülebiliyor. İçeride kanama sonucunda bir damar açılır, bağlanmaz ve kanama durdurulmazsa, hastada şok tablosuna yol açabilecek ciddi kan kayıpları görülebiliyor.

BURUN HASTALIKLARI AĞRILI OLMAZ!
Ülkemizde özellikle baş ağrısı yaşayanların büyük çoğunluğu bunun burunla ilgili bir rahatsızlığa bağlı olduğunu düşünüyor. Burun hastalıklarının belirtileri arasında genellikle ağrı yer almıyor. Ancak bu konuda çok fazla kafa karışıklığı yaşanıyor. sadece 5 kişi Halkımızın büyük çoğunluğu her baş ağrısını sinüzite yoruyor. Oysa bu hastalığın belirtilerinden sadece yüzde 5'i baş ağrısı. Yani 100 sinüzit hastasından sadece beşinde ağrı şikayeti oluşuyor. Oysa sinüzit ağrılı hastalıklar grubuna girmiyor. Hastalar baş üzerinde, şakaklarda ağrı olduğunu ifade etse de sinüzit ağrısı hastanın yüz, göz, göz altı ve yanaklarında ortaya çıkıyor. Dolayısıyla travmaları bir kenara ayırırsak, burun hastalıkları genelde ağrılı hastalıklar grubuna girmiyor.