X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Uluslararası Üniversite-sanayi İşbirliği Konferansı
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Uluslararası Üniversite-sanayi İşbirliği Konferansı

  • Giriş Tarihi: 7.4.2015 14:58 Güncelleme Tarihi: 7.4.2015 15:01
SAMSUN TİCARET VE SANAYİ ODASI’NIN (TSO) EV SAHİPLİĞİNDE ONDOKUZ MAYIS ÜNİVERSİTESİ’NİN (OMÜ) DESTEĞİ İLE KUYAP ULUSLARARASI ÜNİVERSİTE – SANAYİ İŞBİRLİĞİ KONFERANSI DÜZENLENDİ.
Uluslararası Üniversite-sanayi İşbirliği Konferansı

Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TSO) ev sahipliğinde Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin (OMÜ) desteği ile “KUYAP Uluslararası Üniversite-Sanayi İşbirliği Konferansı” düzenlendi.
Sheraton Hotel’de düzenlenen KOBİ Çalışanlar ve İşverenlerin Küresel Ekonomideki Değişimlere Uyum Yeteneğinin Arttırılması Projesi (KUYAP) Uluslararası Üniversite - Sanayi İşbirliği Ko’feransı’na Samsun Valisi İbrahim Şahin, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz, OMÜ Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Akan, Canik Başarı Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Yunus Bekdemir, TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, KUYAP Konsorsiyom Lideri Petros Catsis, AB Türkiye Delegasyonu Mali ve Sosyal Kalkınma Bölümü Başkanı Andrea Vera, öğretim üyeleri, STK temsilcileri, kamu kurum ve kuruluşları temsilcileri, KUYAP Proje Uzmanları ve işadamları katıldı.
Konferansın açılış konuşmasını yapan KUYAP Konsorsiyum Lideri Petros Catsis, KUYAP çalışmalarında bugüne kadar proje kapsamında yapılan faaliyetler hakkında bilgi verdi. Catsis, “Bu faaliyetlerin büyük kısmını oluşturan eğitim, çalıştay, AB ülkelerine inceleme gezileri, konferans ve toplantılar ile 10 bin faydalanıcıya ulaşılmıştır. Projenin yürütülmesi konusunda gösterdikleri destekler için TOBB, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve AB Türkiye Delegasyonu ile Samsun, Sivas, Elazığ, Erzurum, TSO ve Gaziantep SO’ya teşekkür ederim” dedi.
Proje hakkında bilgi veren Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı AB Koordinasyon Daire Başkanı Ömer Ayçiçek, “Çalışma Bakanlığı olarak biz 2007 yılından bugüne İnsan Kaynaklarının Geliştirilmesi Programı dediğimiz AB’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ortaklaşa finanse ettiği bir program yürütüyoruz. Aslında gerek Samsun’da gerekse Karadeniz’in diğer illerinde çok sayıda faaliyet yürüttük. AB’den tahsis edilen katılım öncesi mali yardım konularının insan kaynaklarının geliştirilmesi alanında, düzgün programlanması, ölçülebilir göstergeye dayalı, bütçesi belirli, faaliyetleri belirli bir program dahilinde projelendirilmesine katkıda bulunmak. Daha sonra bu projelerle ilgili seçim ve ihale süreçlerini yürütmek, projenin düzgün uygulanmasını sağlamak, ödemesini ve değerlendirmesini yapmaktır. Bu konudaki bakanlığımızın misyonu budur. Programdaki en temel hedefimiz düzgün istihdamı arttırmaktır” diye konuştu.
Konferansın KUYAP projesi çerçevesinde organize edildiğini ifade eden AB Türkiye Delegasyonu, Mali ve Sosyal Kalkınma Bölümü Başkan Yardımcısı Andrea Vera, “KUYAP’ın hedefi işverenlerin çalıştırdıkları işçilerin uyum yeteneklerini arttırmak ve bu şekilde de üniversite, akademik ve iş camiası arasındaki bağlantıyı arttırmaktır. Gelişmekte olan ekonomiler için en önemli rekabet kaynağı iş gücü maliyeti ne kadar düşükse onların rekabet kaynağı buydu. Bazı ekonomiler için bu zamana kadar bu önemliydi ama son birkaç yıl içerisinde düşük iş gücü maliyeti artık rekabetçi olabilmek için temel etken değil. Küresel ekonomide rekabetçi olabilmek için temel etken artık bu değil. Bugünlerde rekabetçilik unsuru daha ziyade beşeri sermayenin kalitesiyle şekilleniyor. Bugünün küreselleşen dünyasında artık bütün sektörlerin bir ülkeden en iyi koşulları bulabildikleri diğer ülkelere hareket etmeleri çok hızlı oluyor. Bu anlamda beşeri sermayeye yatırım yapmak bir sanayinin, bir şirketin ya da bir ülkenin yapabileceği en iyi yatırımlardan bir tanesidir” şekilde konuştu.
MURZİOĞLU: “SAMSUN MARKALARI İLE VAR OLMAYIZ”
Proje kapsamında başarıya ulaşacaklarını belirten TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Samsun TSO Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, “Oda olarak KUYAP projesi kapsamında projemizin başlangıcımızdan bugüne kadar bütün mekanizmalarımız ile işbirliği içerisinde, bölgemizde bin 200’den fazla iş adamı ve çalışanımız ile birlikte bir araya geldik. Değişimin uyum yeteneğini tartıştık. Sektörel çalışmalarımız yurt içi ve yurt dışı inceleme ziyaretlerimiz ile değişimi, gelişimi nasıl daha rekabetçi oluruzu inceledik. Bölgemize bu bilgileri aktardık. Samsun TSO olarak Samsun’un ekonomik geleceğini birlikte geliştirdiğimiz zaman işbirliği içerisinde çalıştığımız zaman başarıya ulaşacağımıza inanıyoruz. Bu bağlamda üniversitelerimizin akademisyenlerimizin bizler için olmazsa olmaz olduğunu teorik ile pratiğin birleştiği noktada katma değerli üretim yapabileceğimizi her platformda dile getirdik. Net bir şekilde ifade edebilirim ki, üniversitelerimizdeki kıymetli bilgi, sanayi ile birleştiği noktada hem bölgesel hem de uluslararası olarak daha rekabetçi olabileceğiz. Ticaretin kuralları değişiyor. Oyunun kurallarının değiştiği ve her geçen gün şartların zorlaştığı bugünlerde katma değerli üretimle ulusal ve uluslararası alanda oluşturacağımız Samsun markaları ile var olmalıyız. Daha yenilikçi, bugünü değil geleceğe öngören yaklaşımla bu oyunda rol almalıyız” ifadelerini kullandı.
AKAN: “ŞARTLAR REKABETİ ÇOK ZORLU HALE GETİRDİ”
Gelişen teknolojinin rekabeti çok zorlu hale getirdiğini ve aynı zamanda ciddi bir fırsat oluşturduğunun altını çizen OMÜ Rektörü Prof.Dr. Hüseyin Akan, konuşmasında, “Günümüzde artık finansın, paranın, bilginin ve insan kaynağının çok serbestçe dolaşabildiği ve dünyanın her köşesine ulaşabildiği bu dönemde bu şartlar rekabeti çok zorlu hale getirmiştir. Ama aynı zamanda ciddi bir fırsat da oluşturmaktadır. Yani siz bir internet yoluyla ürettiğiniz bir ürünü dünyanın her köşesine çok kısa bir zamanda tanıtabilir, gösterebilirsiniz. Eğer kalkınmış, güçlü bir ülkede yaşamak istiyorsak, bunun en önemli unsuru bilgiyi üretmek, bilgiye sahip olmaktır. Ancak tek başına bilgiyi üretmek yeterli değil, bence bundan daha önemlisi bilgiyi yönetmektir. 2003 yılında Türkiye, Ar-Ge’ye 4 milyar para harcarken, 2013 yılında 16 milyar harcamıştır. Yaklaşık 4 kat artmıştır. Kişi başına Ar-Ge harcaması 2003 yılında 42 dolar iken, 2013 yılında yaklaşık 176 dolar olmuştur. Yaklaşık 4,5 kat artmıştır. Ben üniversitelere verilen desteği biliyorum. 2003 yılında 5 milyon iken, 2013 yılında 130 milyonu geçmiştir. Yaklaşık 27-28 kat artmıştır. Tam zamanlı Ar-Ge çalışanımız da 3 kat artış gösterdi. Yani maddi destekler çok artmış ama araştırmacı sayısı o oranda artamamıştır. Türkiye Patent Enstitüsü’nün rakamlarına göre, patent başvurusu ve patent tescili yine Türkiye’de 2003 yılında bin civarında iken, 2013 yılında 12 binlere ulaşmıştır” bilgilerine yer verdi.
YILMAZ: “…TEŞVİK EDECEK BAŞKA MADDİ BİR SİSTEM GELİŞTİRİLMELİ”
Sanayi ve üniversite işbirliğinin insan ve rekabetinin en vazgeçilmez şeylerden bir tanesinin insan kaynakları olduğunu belirten Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz şöyle konuştu: “Sanayi ve üniversite ilişkisinde 2 taraf var gibi gözüküyor. Yani bir üniversitenin akademik kadrosunun sanayide yapılan üretimle ilişkili, sanayinin ihtiyacı olan bazı bilgiyi sanayiye aktarabilme yönündeki üniversite akademik kadrosunun göstermesi gereken çabalar var. Bu çabaların bir motivasyona bağlı olması gerekir. Bu çabayı gösteren insanın, sonuçta gösterdiği çabadan ötürü de ödüllendirilmesi gerekir. Bu ödül acaba yeteri kadar var mı? Bu çabayı gösteren ile göstermeyen arasında somut bir fark oluşuyor mu? Ben bu farkın oluştuğundan endişe ediyorum. Bu fark yeteri kadar yoktur. Muhakkak bu fark yeteri kadar ortaya konsa öğretim kadrosundaki kişi elindeki çantasıyla beraber fabrika fabrika gezer diye düşünüyorum. Sanayi tarafındaki sanayici de ‘üniversitedeki hoca bu işi yeteri kadar bilmez. Onlar kitaptan teorik taraflarını biliyorlar. Ben bu işin düşüp de dizi kanamışlardanım. Onlarla vakit kaybetmeyeyim. Bu işi ben çözeyim’ diyerek sanayici ve kendi atölyesinde kendi el yordamıyla yaptığı gelişmelerle kendini bir yere getirmeye çalışıyor. Yani bunlar, bilime karşı üniversite kürsülerinden alabileceği katkıya yönelik bir güven yetersizliğinden kaynaklanan bir şey olduğunu düşünüyorum. Halbuki ona da ‘sen yapabilirsin. Sen iyi bir pratikçi olabilirsin ama ona iyi bir teori, iyi bir bilim yüklemediğin takdirde yaptığın işin kalitesi iyi olmaz. Muhakkak bunu yapman gerekir’ diyerek onu da teşvik edecek başka maddi bir sistem geliştirilmesi gerekir.”
Üniversite ve sanayici işbirliğinin üçüncü bir tarafının da öğrenciler olduğunun altını çizen Başkan Yılmaz şunları kaydetti: “Bu işin de üçüncü bir tarafı da öğrencidir. Belki üniversite öğrencilerimizin içinde bulunduğu sosyolojik olaylar, stresler belli bir oranda üniversiteye girişlerin birinci ve ikinci sınıfı içerisinde ‘artık biz üniversiteli olduk. Bir mesleğimiz olacak. O meslekle ilgili bir kariyerimiz olacak. O kariyer bizim kimliğimiz ile ilgili bizi tamamlayan bir faktör haline gelecek’ diyen bir kişilik oluşturma süreci içerisinde o çocuğu ‘otur oturduğun yerde, sen öğrencisin oku, al diplomanı gel’ diyen noktadan çıkartıp, onu sanayinin içerisine sokmak, onun mesleği ile ilgili süreçte ‘ben bu mesleğin sahibiyim’ diyen bir kimlik oluşumu sürecini hızlandırmak, belki o çocuğun sosyolojik gelişmesine hatta üniversitelerimizdeki malum bir takım üniversite olayları ile ilgili konuların bile azalmasına katkı sağlayacak, çocuğu hayata tutunmasını sağlayacak bir süreci hızlandırması açısından faydası olur. Makine mühendisi mezun olan çocuklar ustaların yanında çıraklık yapıyor. Her mezun olmuş makine mühendisi bir süre ustalar tarafından her gün imtihan edilme korkusuyla birlikte mesleklerini icra ediyorlar.”
ŞAHİN: "TOBB’UN BURADA ALDIĞI ROLÜ ÇOK ÖNEMSİYORUM"
Ulaştırma Bakanlığı’nda müsteşar olarak çalıştığı dönemde üniversitelere yazdığı yazıda gelen cevapla şok geçirdiğini belirten Samsun Valisi İbrahim Şahin ise şu ifadeleri kullandı: “Ulaştırma Bakanlığı’na müsteşar olarak atandığınız ikinci veya üçüncü haftasında bütün üniversitelere yazı yazmıştım. Üniversitelere ‘bizim elimizde para var, kaynak var. Sizde de yetişmiş öğretim üyeleri var. Lütfen bize destek olur musunuz?’ diye yazdım. Birkaç gün sonra bize YÖK’ten yazı gelmişti. YÖK Başkanı imzası ile ‘gördük ki, üniversitelere yazı yazmışsınız, onlardan bilim adamlarından yararlanmak istiyorsunuz. Zinhar bir daha böyle bir hataya düşmeyin. Eğer bir eleman talebiniz varsa, önce YÖK’e yazın biz uygun görürsek üniversitelere yazarız’ diye cevap geldi. Çok şaşırmıştım ve şok olmuştum. Avrupa’daki üniversitelerin sanayicilerle, bakanlıklarla, hükümetlerle, yerel yönetimlerle ne kadar içli dışlı çalıştığını gören bir insan olarak bu cevap beni şaşırtmıştı. Tabi bu bahsettiğim konunun üzerinden 12-13 yıl geçti. Üniversite - sanayi işbirliği ile ilgili özellikle TOBB’un burada aldığı rolü çok önemsiyorum. Samsun yaşanası bir kent. Ben de 6 aydır buradayım. Samsun çok mütevazi şekilde büyümüş, kendisinin bu güzelliğini adeta saklar gibi davranmış. Onun için biz gerek Samsun çevresindeki ilçeler başka olmak üzere sonra illere daha sonra Türkiye’ye belki dünyaya çok iyi anlatmamız gerekiyor ki bu güzellikleri görsünler. Samsun büyükşehir olmasına rağmen küçük şehir olma rahatlığını sunuyor.”
Protokol konuşmalarının ardından konferans teknik konuşmalar ve panellerle devam etti.
7-8 Nisan tarihleri arasında sürecek olan konferansta KUYAP, uyguladığı illerde, işletmeleri küresel iş ortamına hazırlamayı amaçlamakta. Bu kapsamda, hem işveren ve çalışanlara genel ve mesleki alanlarda eğitimler verilecek hem de ticaret ve sanayi odalarının eğitim alanında kurumsallaşmaları ve birer eğitim üssü haline gelmeleri yönünde önemli bir adım atılmış olacak.