X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Akdeniz'in Osmanlı kalesi: Bab-ı Tunus
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Akdeniz'in Osmanlı kalesi: Bab-ı Tunus

  • Giriş Tarihi: 2.10.2013 16:44

Osmanlı'nın Tunus'ta inşa ettiği ilk eser unvanını taşıyan ülkenin kuzeyindeki Gar el-Milh sahil kentinde bulunuyor.

Tunus, tarihi bir Müslüman ülkenin hafızasından ziyade, asırlar boyunca topraklarından geçmiş medeniyetlerin toplumsal hafızası ve onların bıraktıkları izleri taşıyor. Bu izlerin başında, "Rüya Gören Şehir" olarak bilinen Gar el-Milh sahil kentinin kıyısında yükselen ve "Bab-ı Tunus
Kalesi" veya "Osmanlı Kalesi" geliyor.

"Bab-ı Tunus" olarak da bilinen kale, 647 senesinde İslam'ın üçüncü Halifesi Hazreti Osman bin Affan döneminde başlayan ve Osmanlı'nın İspanyolları 1574'te sonsuza dek kovmasıyla sonra eren Tunus'taki İslami fetihlerden önce üzerinden Kartaca ile Roma imparatorluklarının geçtiği Tunus'un kuzeyindeki en önemli eseri sayılmakla birlikte, Osmanlı'nın Tunus'ta inşa ettiği ilk eser unvanını taşıyor.

nin inşaatı, aynı kentte bulunan "El-Hisnul Vustani" ile "El-Hisnul Lutani" kaleleriyle birlikte 1659 yılında tamamlandı.

1922'de Tunus resmi makamları tarafından tarihi eser olarak kabul edilen Bab-ı Tunus kalesinin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen Haziran ayının başında Tunus'a gerçekleştirdiği ziyaretinde kararlaştırılan, Tunus'ta kültür turizmini canlandırma programı çerçevesinde, yakında onarılıp arkeoloji müzesine dönüştürülmesi bekleniyor.

AA muhabirine konuşan yağlı boya resim ve ahşap oyma ustası Mustafa Kaddur, "Kale, düğün ve fuar organizasyonlarının yanısıra bölge halkı tarafından birçok özel münasebetlerde kullanılıyor" dedi. Kaddur ayrıca, Dünya Turizm Kutlamalarının bu yıl ilk kez bu kalenin avlusunda yapılması sebebiyle düzenlenen etkinlikler çerçevesinde kendisinin de sanat ürünlerini sergileme imkanı bulduğunu söyledi.

Tunus Kültürel Mirası Ulusal Enstitüsü'nde araştırmacı İmad Sule, kalelerin üçünün Osmanlı dönemine ait olduğunu belirterek, kalelerin
İspanyolların ilerlemesini engellemek amacıyla yapıldığını, dolayısıyla üçünün de savunma mimarisine sahip olduğunu ifade etti.

Kalenin denize bakan tarafı yarım daire şeklinde ve eskiden suyla dolu hendekle çevrili bulunduğu için muhkem bir savunma sistemine sahipti.
Kalenin şehre bakan tek giriş kapısı üzerindeki Osmanlı Türkçesiyle yazılı levhada şu ifadeler yer alıyor: "İlahi rahmet eyle kuluna d'ru'r-Rahm'n'da/ Gazi Sultan Muhammed'in eyy'm-ı devrinde /Tarih bin yetmiş senesinde/Haci Mustafa maliyle yaptı zamanına." Osmanlı'nın kaleyi kullandığı dönemde kalenin hareket eden köprüye sahip olduğu biliniyor.

Kalenin içinde dikdörtgen şeklinde, uzunluğu 46, genişliği ise 23 metre olan avlu yer alıyor. Avlunun sağ tarafında küçük bir mescit mevcut.
Asırlar geçmesine rağmen ihtişamını korumayı başarmış, tavanından asılı bronz avize mescidi aydınlatıyor.

Avlunun ortasında yerde, kaleyle birebir aynı şekle sahip bir güneş saati yer alıyor. İnsanoğlunun icad ettiği ilk saat olarak kabul edilen güneş
saatinin Müslümanlar tarafından keşfedildiği biliniyor.

Kale'nin Osmanlı üslubu kalem işi süslemelerle dolu çatısı, sağlamlığını koruyarak adeta zamana meydan okuyor.Turuncu taşlardan inşa edilen kalenin toplam 28 odası var, zemin katında bulunan 12 odanın duvarlarında topların yerleştirilmesi için küçük pencereler açılmış. Geri kalan odalar erzak saklamak ve askeri personeli barındırmak için kullanılıyormuş. Üst kısmında ise kemerlerle 6 bölmeye ayrılmış geniş bir oda mevcut.

Kuzeyden Akdeniz, güneyden Bace eyaletiyle çevrili Binzert eyaletinde bulunan Gar el-Milh sahil şehri, başkent Tunus'tan 64 kilometre uzaklıkta ve üç kalenin yanı sıra eski bir askeri limana sahip. Şehre ulaşır ulaşmaz Bab-ı Tunus kalesi göze çarpıyor.

1609'da İspanyol kralları tarafından İspanya'dan kovulan Endülüslü muhacirlerin 1637'de kurduğu Gar el-Milh şehri, "Tuz Mağarası" adını, o zaman yakınında bulunan dev tuzluklardan alıyor. Şehrin ilk sakinleri tuz üreterek geçimlerini sağlıyorlar ve ürettikleri tuzu şehrin kuzeyinde bulunan En-Nazur dağındaki mağaralarda muhafaza ediyorlardı.

Tunus'ta, toplam bin 200'e yakın tarihi eser ziyaretçilerini bekliyor.