X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 36 saatlik Cenevre turu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

36 saatlik Cenevre turu

  • Giriş Tarihi: 14.5.2014

Cenevre zengin, standartları yüksek ve sakin bir kent. Alışveriş meraklıları için de albenili olan kentte yeşilin kokusunu duyumsamak mümkün

Avrupa'nın en yaşanılabilir şehirlerinden Cenevre'deyiz. Türk Hava Yolları'nın sabah uçuşuyla uçuyor ve iki saat 45 dakikalık bir yolculuktan sonra günü Cenevre'de karşılıyorsunuz. Cenevre zengin ve standartları yüksek bir kent. Ama o kadar... İstanbul'dan gidenler için fazlasıyla sakin, hareketsiz. Tabii 36 saatlik bir yolculukta bu özellikler İstanbullular için bünyeye iyi geliyor. Sabah sessizliğinde yürüyüş yapmak, kuş seslerini dinlemek, hiç korna sesi duymamak, yeşilin kokusunu hissetmek ve meşhur Leman Gölü'nde ördeklere bakmak, bisikletlileri izlemek insana kendini iyi hissettiriyor. Önce valizlerimizi şehrin en merkezi bölgesindeki (Place de Longemalle) otelimize bırakıyor ve tura çıkıyoruz. Tabii burası İsviçre, yağmur kaçınılmaz. Arada bir yağmur atıyor, arada bir güneş açıyor. Yine de ilerleyen saatlerle birlikte caddeler ve kafeler kalabalıklaşıyor. Yemek saatinde ise her yer doluyor. Leman Gölü kıyısındaki Le Lacushe'ye giriyoruz, garson "Rezervasyonunuz var mı?" diyor. Yok tabii. Ama Türkler için geri adım diye bir şey yok. Sonunda restoranın en havalı masasına kuruluyor ve yemeğimizi yiyoruz. Ucuz mu? Bir öğle yemeği için pek de ucuz sayılmaz. Üç kişi yaklaşık 500 TL hesap ödüyoruz. Sonra Cenevre'nin en havalı caddesi, lüks butiklerin bulunduğu Rue de Rhone'a yöneliyoruz. Bütün markalar sıra sıra dizilmiş. Alışveriş yapanlarsa sadece Arap turistler. Rue de la Croix d'or ise daha uygun fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Gün içinde caddeyi beş kez gidip geliyoruz. Bütün mağazalara giriyoruz ve gidilecek her yer bitiyor... Akşam yemeğimiz Kempinski Otel'in içinde yer alan şık bir restoranda... Fakat yemekten sonra yapılacak fazla bir şey yok. Üstelik haftabaşı. (Yıllar önce Türkiye milli maçına geldiğimiz günü hatırlıyoruz. Türkler Cenevre'yi inletmişti ve bütün kulüpler ağzına kadar doluydu. Taksi bile bulunamıyordu şehirde.) Cenevre 500 bin nüfuslu küçük bir şehir. Pek fazla genç yok. Dolayısıyla fazla bir ruhu da yok gibi görünüyor. İsviçre'nin diğer bölgelerine göre daha az yeşil ama olsun... Seyahatin ikinci günü, tavsiye üzerine küçük butiklerin yer aldığı, daha sanatsal bir semt olan Carouge'a gidiyoruz. Arabayla 15 dakikalık bir yolculuktan sonra merkeze varıyoruz. Ama ortalık terkedilmiş bir kasaba görünümünde. Öğleye doğru butikler yavaş yavaş açılıyor. Öğle tatili ise saat 16.00'ya kadar sürüyor. Ekonomik refahın yansımaları böyle işte. Kimsenin bir hırsı, bir iddiası yok. Butiklerdeki küçük keşiflerimizden sonra bu kez yağmur altında parklarda dolaşıyoruz. En çok kuş sesini buralarda duyuyoruz. Ve çiçeklerin her rengi, her cinsi tablo gibi önümüzde uzanıyor. Carouge'daki kısa turdan sonra bir kadın sürücü bizi şehre geri götürmek için geliyor. Sonra "Sizi dün Prada mağazasının önünde gördüm" diyor. Biz "Nasıl hatırlar ki?" diye birbirimize bakarken o yanıtı veriyor: "Burası küçük bir yer. Gün içinde o kadar çok dolaşıyorum ki, bazı insanları iki-üç kez gördüğüm olur." Aşk için Cenevre'ye gelen ve geldikten hemen sonra da sevgilisinden ayrılmak zorunda kalan bu şirin İspanyol kadına "Geri dönmeyi düşünmediniz mi?" diyoruz. "Burası yaşanılacak bir yer. Keyfim yerinde" diyor. Evet, Cenevre'de yaşayanların keyfi yerinde. Hayat sakin, düzenli ve yaşam standartları yüksek. Ama bizim gibi İstanbul keşmekeşini sevenler için 36 saat yeterli ve tadında...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.