X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Sarı tramvaylar, yokuşlar ve deniz kokusu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Sarı tramvaylar, yokuşlar ve deniz kokusu

  • Giriş Tarihi: 4.6.2014

Avrupa'nın en ucunda, okyanus kokusu sinmiş dar sokaklarından fadonun hüzünlü sesinin yükseldiği bir şehir Lizbon. Portekiz'in başkentinde her şey çok eski ama Lizbon'u gören, yeniden gelmek için bahaneyi dönüş yolunda düşünüyor

Gezginlerin her zaman hedefi olmuştur, bir kıtanın en uç noktasına gitmek. Güney Afrika'ya gidip Cape Town'da Ümit Burnu'na çıkan Flying Dutchman fünikülerine binmemek olmaz mesela. Bizim de rotamız Avrupa'nın Akdeniz'den sıyrılıp Atlas Okyanusu'na merhaba dediği Lizbon. 11 milyon nüfusa sahip Portekiz'in ekonomisini ayakta tutan Lizbon, her taşıyla turizme hizmet eden bir sahil kenti. Kentte Brezilyalı göçmenlerin ağırlıkta olduğu yabancı nüfus, Amsterdam'ı aratmıyor. Hükümetin tüm önlemlerine rağmen Lizbon'da uyuşturucu satıcıları temizlenememiş durumda. Size de mutlaka biri rastlayacaktır, konuşmadan yola devam etmek lazım.

GÜVENLİ AMA HIRSIZLARA DİKKAT!
Lizbon, AB'nin yaptığı araştırmada Helsinki ile birlikte en güvenli şehir seçildi ama her turistik şehirde olduğu gibi burada da kafede otururken, sandalyeye astığınız çantanıza, metroda arka cebinizdeki cüzdanınıza dikkat etmelisiniz. THY'nin düzenli seferleriyle İstanbul'dan Lizbon'a dört buçuk saatte ulaşılıyor. Havaalanıyla şehir merkezinin yakınlığı avantaj. Yaklaşık 12-15 avro arasında bir rakama taksiyle bu transferi gerçekleştirebilirsiniz. Lizbon'un iki büyük tren istasyonu var, şehrin kaderini değiştiren Expo 98 öncesi, İspanyol mimar Santiago Calatrava tarafından tasarlanan Gare do Oriente, görülmesi gereken bir durak. Yılda 75 milyon kişinin kullandığı Gare de Oriente'ye şehir merkezinden metroyla ulaşabilirsiniz. Garın bulunduğu bölge Expo 98 için inşa edilen Parque de Naçoes. Burası Portekiz'de 21. yüzyıl mimarisinin örneklerini taşıyor ve dünyanın en güzel akvaryumlarından biri de bu bölgeye yakın. Metroyu kullanmak için en makul olanı, 24 saat geçerli olan ve otobüsle tramvayda da geçen günlük ulaşım biletini almak. Taksilerin açılış ücreti 3 avro ve şehri keşfederken ödeyebileceğiniz en uzak mesafe 20 avro'yu aşmaz. Sarı tramvaylar ise şehrin simgesi... Hediyelik eşya sektörünün en çok satanı olan bu sarı tramvayların en ünlüsü Tram 28. Graca bölgesinden, St. George kalesine kadar çıkan ve birçok Avrupa şehrinde üstü açık otobüslerin gördüğü görevi üstlenen Tram 28, Lizbon'da mutlaka binilmesi gereken bir ulaşım aracı. Şehrin kalbinin attığı Chiado ve Bairro Alto bölgesinden de geçen Tram 28 için bilet 3 avro. Üç günlük Lizbon turunda zamanı iyi kullanabilmek için şehrin mahallelerini iyi keşfetmekte yarar var. Örneğin sahilde Baixa-Chiado bölgesi ve onun üzerindeki Bairro Alto, 7 tepesiyle İstanbul'a benzetilen Lizbon'un simgelerinden biri olan Avenida de Liberdade meydanının yer aldığı bölge görülmeli. Alfama'yı bunlardan ayırmak lazım çünkü şehrin tarihi dokusunu burada keşfedeceksiniz. Amelia Rodriguez'in sesinin yankılandığı dar sokaklardan görülen denizin mavisi, nefes kesen yokuşlar, fadonun doğduğu evler, barlar ve hâlâ çok turistik olmayan restoranlar...

ALFAMA'NIN DENİZ MANZARASI
Alfama bölgesi, Lizbon'un en özel yeri. Tepede muhteşem bir deniz manzarası sizi bekliyor. Baixa ve Chiado bölgesi, eğer Sultanahmet- Laleli ise Bairro Alto bölgesi de Nişantaşı ya da Bağdat Caddesi. Lüks markalar ve Portekizli tasarımcıların butikleri Bairro Alto'da. Şehir merkezinden uzaklaşmak isteyenler için üç alternatifim var. Cais do Sodre istasyonundan kalkan trenlerle sahilden Cascais kasabasına gidiyorsunuz, harika plajlar ve balık lokantaları sizi bekliyor. Dönüşte ise Belem, Avrupa'nın en güzel kasabalarından biri. Torre de Belem'de Kaşifler Anıtı'nı geziyor ve kentle özdeşleşen turtasını yiyorsunuz. Pateis de Belem'de bu tarçınlı tatlıyı yemeden Lizbon'dan dönen gezgin yok gibi. Aslında Üsküdarlı olan ve geçen yüzyılın başlarında İngilizlere sattığı petrolle bir servet edinen Calouste Gulbenkian'ın anısına kurulan vakfın yönettiği müze sanatseverleri mutlu edecek. Ulusal Antika Müzesi, Luz Stadı'nın içinde yer alan Benfica Kulübü'nün müzesi, Lizbon Okyanus Akvaryumu da görülmesi gereken yerler ancak kendisi açık hava müzesi olan Lizbon'un yokuşu bol yollarında kaybolmak en güzeli.

RESTORAN DEYİNCE LİZBON'UN ÜÇ ASI
Ramiro: Rezervasyon kabul ediyorlar ancak mekanın kapısında da sürekli kuyruk var. Ramiro, bu kadar popülerken büyümeyi reddeden bir lokanta. Eğer karides, midye, böcek meraklısıysanız, doğru adres. Portekiz'de deniz ürünleri fiyatları makul. Ortalama hesap, komşu İspanya'ya göre yüzde 20-25 daha ucuz.
Pharmacia: Rua Marechal Saldanha'da yer alan Pharmacia, Eczacılık Müzesi'nin restoran ve kafesi. Şehrin simgelerinden biri olan asansörle Bairro Alto bölgesine çıkabilir ya da yürüyerek de 15-20 dakikada ulaşabilirsiniz. Bu restoranda ana yemek yok. İspanyolların tapaslarının Lizbon versiyonlarıyla karın doyuruyorsunuz ve her şey çok lezzetli. Şarap kavından beyaz ve kırmızıları pas geçip yeşil şarabını denemeniz lazım.
Mercado da Ribeiro: Madrid ve Barselona'da olduğu gibi Lizbon'da da büyük pazar yerleri artık minik gurme mekanlarıyla dolmaya başladı. Bu pazar yeri de mayıs ayında restore edilerek yeniden hizmete sunuldu. Lizbon'da 2014'ün en trend mekanı. 30'dan fazla dükkanda etten, balığa şeflerin maharetlerini sergiledikleri yüzlerce lezzet var. Ortalıkta garson elbette yok. Bunun adı fine-fast food. Tepsinini alıyor ve pazar yerinin geniş salonunda tanımadığınız insanlarla büyük masaları ortaklaşa kullanıyorsunuz. Portekizliler eti de balık kadar başarılı pişiriyorlar ve Türk ağız tadına baharat kullanımıyla çok yakınlar.

SANAT ESERİ KONSERVELER
Lizbon'da deniz ürünlerinin konserveleri adeta birer sanat eseri gibi... Şehirde başta sardalya olmak üzere 2-3 avroya satılan her türlü deniz ürünü konservesini bulabileceğiniz çok sayıda dükkan var. Markalar 20'nin üzerinde ve doğrusu konservenin üzerindeki logoyla desene göre seçim yapıyorsunuz.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.