X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Selanik'te bir gün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Selanik'te bir gün

  • Giriş Tarihi: 3.9.2014

"Selanik, İzmir'in Kordon'una çok benziyor" yorumlarına katılıyorum. Geniş balkonlu binalar, tüm yolların denize çıkması, Kordon'daki gibi yan yana dizilmiş sahil şeridi boyunca kafeler, restoranlar, barlar... Bir de o İzmir'in genç ruhu burada da fazlasıyla mevcut

Ayçiçekleriyle kaplı Selanik yolundayız. Yoksa Thessaloniki mi demeliydim? Evet, söylemesi oldukça keyifli Te-sa-lo-ni-ki! O pek sevdiğim bulutlar da bize yol boyunca eşlik ediyor ve İstanbul'dan yaklaşık 10 saatlik yolculuğun sonunda Selanik il sınırına varıyoruz. Şehrin girişinde nereye düştüm böyle demekten kendimizi alamıyoruz, kocaman çirkin ruhsuz gri binalar bizi karşılıyor. Deniz tarafına doğru ilerledikçe binalar güzelleşiyor, tarihi dokular göze çarpıyor, deniz kokusu gelmeye başlıyor... Egnatia Caddesi'ndeki minik otelimize eşyalarımızı bırakıyoruz ve yürümeye başlıyoruz. Üç paralel caddesi var; hareketli, kafelerin, restoranların olduğu sahil şeridi, hemen arka paralelinde bulunan alışveriş caddesi Tsimiski ve otelimizin bulunduğu bir arka caddesi Egnatia. Sokaklarda bol bol graffitiler, duvar resimleri karşımıza çıkıyor. Özellikle akşam dükkanlar kapanınca görüyoruz ki, boyanmamış tek bir kepenk bile kalmamış şehirde. Şehre gelmek istememizin en büyük sebebi Atatürk'ün evini görmek... Otelden yaklaşık 20 dakika yürüyüşün sonunda Türk konsolosluğunun bahçesindeki Atatürk'ün doğduğu eve ulaşıyoruz. İlkokul kitaplarından aşina olduğumuz o cumbalı, iki katlı ev karşımızda işte. Girişte ismimizi ve geldiğimiz yeri ziyaretçi listesine yazıyoruz. Listede Avusturalya'dan Polonya'ya birçok ülken ziyaretçinin ismi var. Mahalledeki diğer tüm eski binalar çoktan yol olmuş, yerlerine apartmanlar gelmiş. Ama insan düşünmeden edemiyor Atatürk'ün bu yollardan yürüyüp evine gittiğini, sokak aralarında arkadaşlarıyla oynadığını... Evden çıkıp hemen yanından inen yoldan kendimizi aşağı doğru kaptırıyoruz, yol bizi sahile kadar götürecekmiş öyle öğreniyoruz. Yol üzerinde çok sayıda tarihi yapı var. Su kemeri, cami ve yolun sonunda sahilde Selanik'in simgesi Beyaz Kule karşılıyor bizi. Beyaz Kule, Osmanlı döneminden günümüze kadar gelmiş, zamanında kale, garnizon ve hapishane olarak kullanılmış. Şu an da müze olarak hizmet veriyor. Kulenin hemen ilerisinde gözümüze kestirdiğimiz kafelerden birine oturup yemeğimizi yiyoruz.

SÜRPRİZLİ SOKAKLAR
Selanik sokakları oldukça sürprizli, nereden ne çıkacağını bilemiyorsunuz. Özellikle akşam vakti alakasız bir sokağa dalıp gelen müziği takip edip eğlenceli yerler keşfedebiliyorsunuz. Ve şehir inanılmaz genç! Mekanlardaki yaş ortalaması 13-45 civarı... Akın akın kalabalığın olduğu sahilde akşam içkimizi yudumlamak için Tribeca'yı seçiyoruz, oldukça keyifli gözüken kocaman şık bir cafe... Sokağa konumlanmış masalardan birine oturup kokteylimi yudumlarken etrafı incelemeye başlıyorum. Fiyatlar uygun, kokteyller 7 euro, biralar 3 euro civarında... Tribeca'dan kalkıp sahil şeridini boydan boya yürüyoruz. Tüm mekanlar dolu, kahveci, balıkçı, pub, şık restoranlar hepsi yan yana... Kendimizi Selanik'in ara sokaklarına bırakıyoruz. Saat gece yarısını geçiyor ama sokaklar oldukça güvenli gözüküyor. Otelimize dönerken Egnatia Street'in arka sokaklarında kalabalıkların olduğu bir sokağa rastlıyoruz Nevizade'nin Selanik versiyonuyla karşılaşıyoruz. Ertesi gün bu deniz kokulu şehre veda edip yola çıkıyoruz.

Fiyatlar uygun

Selanik, Starbucks'ın tek iş yapmadığı şehir olabilir. Çünkü o kadar çok kahvecileri var ve Starbucks'a göre fiyatları öyle ucuz ki insanlar tercih etmiyor. En meşhur kahvecisi Mikel, her köşebaşında görebilirsiniz, gidin ve bir frappe (soğuk kahve) için. Sokaklar sahile çıkıyor, kaybolma riski neredeyse yok denecek kadar az. Selanik'te binalara bakmaya doyamıyorsunuz, modernle tarih iç içe geçmiş... Şehirde fiyatlar İstanbul'a oranla daha ucuz.

Nasıl gidilir

İstanbul'dan Selanik'e her gün otobüs kalkıyor ya da trenle ulaşımı da deneyebilirsiniz. Şehrin içinde ulaşım otobüslerle sağlanıyor. Ama her yere yürüyerek de rahatlıkla gidebilirsiniz.

Gezelim görelim

Eptapirgio'dan şehrin manzarasını izleyebilirsiniz, Şehrin tek Bizans manastırı Moni Vlatadon'u da gezmeyi unutmayın. Tsinari (Eski Ağaç) yani şehrin eski buluşma noktasındaki tavernalarda mezelerin tadına bakabilirsiniz. Kamara (su kemeri), Rotanda Meydanı, Isavron yaya yolu, bit pazarı, Kapani, Ladadika ve Aristotales Meydanı da gezerken görebileceğiniz diğer yerler...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.