X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çocukla New York’ta 7 gün
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çocukla New York’ta 7 gün

  • Giriş Tarihi: 22.10.2014
Çocukla New York’ta 7 gün
Çocukla New York’ta 7 gün

New York çoğu kişinin hayallerini süslüyor. Üstelik bir kez gitmekle doyamayacağınız, her defasında size farklı özelliklerini gösteren karakterli şehirlerden... Bu kez New York'u çocuklarla tecrübe ettik

Yine ailecek düştük yollara. Bu kez dört yetişkin, üç çocukla New York vardı seyahat planımızda. Yani çocuklar tüm programın merkeziydi. New York'u bilenler çocukla ve çocuksuz yaşanacak tecrübenin birbirinden geceyle gündüz gibi ayrılacağını bilir. Yani bizim ki; Meatpacking'de güzel bir akşam yemeği üstüne Standart Hotel'in roof'unda şarap eşliğinde Manhattan manzarası izlenilen bir tatil olmadı. Bir başka sohbahara inşallah çocuksuz onu da yapacağız. Yazıma iç karartıcı başlamış olabilirim ama korkmayın devamı güzel... Çocuklu olmak enteresan bir ruh hali. 'Ya onunla, ya onsuz!' şeklindeki pişmanlıklar ikilemi... New York'a da ya çocuk götürüp pişman olacaktık ya da çocuksuz geldiğimiz için... Biz çocukla pişman olmayı seçenlerdeniz... Her şey 11 ay önce planlandı. Millerimiz hesaplarımızda birikmiş, 'Hadi uzaklara uçun' diye bizi kışkırtıyordu. Bir anda kararı verdik 3 Ekim için biletleri aldık! 11 ay sonra gideceğimiz New York seyahatinin hayaliyle aylar geçirdik. Geziye dair tüm detayları planlayacak vaktim vardı. Önce Manhattan'daki otelleri araştırdım. New York'un en pahalı sezonunda gittiğimiz için fiyatlar cep yakıyordu. Üstelik "Çocuklar akşamları birarada olsun ki, bir çocuk bakıcısı bulup gece çıkarız" hayalleri kuruyorduk. Ahhh ne naiflik! Neyse airbnb (kısa süreli ev kiralanan internet sitesi) sağolsun, Brooklyn'de orta karar bir ev bulduk. Yedi gecelik kirayı önceden ödedik, bir de büyük araba ayarladık, uçak biletleri zaten cepteydi. Aylardır beklenen o gün geldiğinde, elimde notlarım, gidilecek yer planlarım, park edilecek otopark noktalarımla yürüyen bir New York rehber kitabı gibiydim. Ama hayat planlarla yürümüyor.... İşte New York'ta yaşadıklarımız;

1. GÜN


Birinci gün uzun uçuş sonrası kayıp gün gibidir. Sabah uyanmanız bir dert, gün içinde saat farkından dolayı yaşadığınız yorgunluk ayrı bir sıkıntı yaratır. Bu nedenle olabildiğince günü rahat aktiviteyle geçirmekte fayda var, özellikle yanınızda üç çocuk varken. New York City bizi ilk gününde şakır şakır bir yağmurla karşıladı. Bu kadar yağmur yağarken şehri gezmenin bir keyfi olmayacağı için kendimizi aylardır hayalini kurduğumuz Jersey Garden Outlet Centre'a attık. Daha önceki seyahatimde Woodbury Outlet'i gördüğüm için bu kez Jersey Garden'ı denemek istedim. Edindiğim fikir şu; çılgın bir alışveriş hissiniz yoksa kendinizi şehir dışındaki outletlerde yormayın. Şehrin içinde yer alan Marshall, Rose ve Century 21 gibi alışveriş merkezleri işinizi görür. Hem gün kaybetmezsiniz, hem çocuklarınızla koca bir AVM'de kafayı yemezsiniz. Tecrübelisinden not 1! Alışveriş bitince, "Şöyle keyifle oturup, güzel bir yemek yiyelim" diyerek rotayı Brooklyn'deki meşhur Grimaldi Pizza'ya çevirdik. Saati akşam 20.00 yapmıştık bile. Ve çocuklar ayakta uyuma haline geçmişti. Grimaldi Pizza'da rezervasyon yaptıramıyorsunuz. Kapıda isminizi yazdırıp, sıranızı bekliyorsunuz. 20 dakika kadar bekledik, pizzalarımızı yedik, yorgunluktan ne yediğimizi bile anlamadık, evimize doğru yol aldık.

2. GÜN

İkinci gün her turistin yaptığı gibi hedefimiz Times Square'di. Pazar günü olmasına rağmen trafikte geçen bir saatin ardından, kahvaltı bile edememiş halde kendimizi meydana en yakın noktada bir otoparka attık. Yolda gördüğümüz kahvaltı veren ilk yere girdik. Kahvaltıdan sonra tabana kuvvet... Yolumuzun üstünde filmlere konu olmuş Grand Central Terminal'i ve Bryant Park'ı gezdik... Evden çıktıktan üç buçuk saat sonra Times Square'e ulaşmıştık. Burada bir not eklemek istiyorum, özellikle New York City gibi metropollere gidip 'New Yorker' gibi takılma burnu büyüklüğüne girmeyin. Turist olmanın keyfini çıkarın. Bu öyle bir şehir ki; eninde sonunda yolunuz bir kez daha buraya düşer ve o zaman canınız isteği kadar Newyorklu gibi havanızı atarsınız! Kasmayın yani. Times Square'de kalmıştık. Büyük, etkileyici, renkli... Meydanda Spiderman, Ironman, Kaptan Amerika ile çocuğunuzun fotoğrafını çekmeyi ihmal etmeyin. Meydanı izleyebileceğiniz merdivenlerde oturun, karmaşanın keyfini sürün. Gece ışıklandığında bir kez daha Times Square'e gelmeniz şart! Times Square'deki TGI Friday's öğlen yemeği için kurtarıcımız oldu. İşimiz bittiğinde, bir kaç blok uzaklıklaktaki Rockefeller Centre gittik. Amaç Top of the Rock'a çıkıp, manzara izlemekti. Rockefeller Centre'a gittiğimizde, Top of the Rock seyir terası için üç saat sonrasına ancak bilet bulabildik. O kadar beklemeye kimsenin gücü olmadığı için, ertesi gün istediğimiz saatlerin biletini alarak, yorulduğumuzla kalarak olay yerinden ayrıldık, bir marketten kahvaltı için alışveriş yapıp, doğruca eve gittik. Söylememe sanırım gerek yok, eve gider gitmez uyuduk.

3. GÜN


Bu kez hedefimizde Brooklyn Köprüsü vardı. Köprüde yürüdük, arka fonda gökdelenli fotolarımızı çektirdik, köprünün hikayesini çocuklara anlattık. Demem o ki, eğer çocuklarla seyahat ediyorsanız simgesel yerlerle ilgili hikayelerinizi hazırlayıp yola çıkın, onların ilgisini ne manzara ne de romantizm çekiyor. Eğer gittiğiniz yerin hikayesi ilginçse çocuklar orayı bir daha unutmuyor. Köprünün hemen çıkışındaki metroya binerek soluğu Central Park'ın yanındaki American Museum of Natural History (Amerikan Doğal Tarihi Müzesi)'nde aldık. Müzeden çıkar çıkmaz, Top of The Rock'tan muhteşem Manhattan günbatımı manzarası izlemeye yetiştik. Yemek yerken, turistik bir aktiviteye katılırken, alışveriş sonrası kasaya para öderken hatta tuvalet için bile sıra beklemeniz gerekiyor. Top of The Rock New York seyahatinde en etkilendiğim yerlerden oldu. Saat 17:30 bileti aldığımız için gün batımını da, şehrin ışıklanmış halini de görme ve fotoğraflama şansımız oldu. Meşhur Fifth Avenue'da gece yürüyüşü yaptık. New York'ta yürümek keyifli, basit bir haritayla şehri çözelibirsiniz.

4. GÜN


Malum New York metrosu dünyanın en eski ve gelişmiş metrolarından. Güvenlik ve temizlikle ilgili eleştirileri bir kenara bırakacak olursak, her yere ulaşmak için birebir. Biz de metroyu denemeye karar verdik. Bugün Özgürlük Anıtı günü! Yaptığım araştırmalara göre Özgürlük Anıtı'nın olduğu yere gitmek için, Batery Park'tan kalkan turist vapurlarına binmemiz gerekiyor ve tabii uzun kuyruklar beklememiz... Bense bir blogda, Staten Island vapurlarının Özgürlük Anıtı'nın önünden geçtiğini, bu yolla anıtı görebileceğimizi okumuştum, üstelik ücretsiz! Büyük hata! Elbette bu vapurlardan Özgürlük Anıtı görünüyor ama bu kadar turistik aktivite yapmışken Özgürlük Anıtı'na çıkmak yakışırdı. Olmadı. Anıtı vapurdan görüp, fotolarını çektik, döndük. Özgürlük Anıtı'ndan sonra istikamet China Town ve Little Italy... China Town, Çinlilerin yaşadığı ve her köşesinde kendi kültürlerini yaşattıkları bir yer. Bambaşka bir New York orası. Her sokağı ayrı bir renk. Şangay Restoran buranın en ünlüleri arasında. Çocuklara çok cazip gelmese de, bizim için gerçek Çin yemeği deneyimi oldu. Little Italy'nin, Çin Mahallesi kadar karakteristik özellikleri yok. Sağda solda bulunan pizzacı ve kafelerde İtalyan kültürünün izlerine rastlamak mümkün. İtalyan ve Çin esintisinden kurtulup, sanat galerileri ve tasarım butikleriyle ünlü Soho'ya ulaştık. Tüm buraları gezerken vaktin nasıl geçtiğini unutmuşuz. 11 Eylül saldırısında yıkılan İkiz Kuleler'in bulunduğu noktaya ulaştığımızda akşam olmuştu bile. Çocuklara neler olduğunu anlayacakları bir dilde anlatmaya çalıştık. Ardından kendimizi Century 21 mağazasına atıp, saatlerce alışveriş yaptık.

5. GÜN


Artık rahatlamanın ve ayakları uzatıp keyif yapmanın zamanı geldi. Yani rota Central Park. 5. Cadde'ye yakın bir noktada arabamızı park ettik, kısacık bir yürüyüşle hooppp parkın içindeydik. Şehrin ortasındaki bu devasa yeşil alanda nereye gitmeyi planladığınız önemli bir detay, yoksa parkın içinde kaybolur gidersiniz. Özellikle köprüleriyle ünlü Central Park'ta biz Bow Bridge'i görmek istiyorduk. Çünkü yakınlarındaki Boathouse Restoran özellikle yemek yemek istediğimiz bir yerdi. Güzel bir yemeğin ardından parkın içinde yürüyüşe çıktık. Kahvelerimizi alıp çimlere uzanarak, havanın kararmasını ve şehrin ışıklara bürünmesini izleyerek harika vakit geçirdik. Demek ki çocuk olunca, yeşil alan şart! Çocuklar da çok mutluydu. New York ışıkları parladığında arabaya atlayarak Times Square'e gittik ve meydanı bir de gece görerek ihtişamı daha net hissettik.

6. GÜN


Bugün yine Central Park'tayız. Parkın içinde yer alan hayvanat bahçesini gezeceğiz. Haliyle çocuklar mutlu. Büyük bir hayvanat bahçesi değil bu nedenle gezmesi büyükler için sıkıcı hale dönüşmüyor. MoMa ikinci adresimiz. Bu kez çocuklar ve büyükleri ortak noktada toplayan bir aktivite içindeyiz. Bugünün yemeğini parkın dışındaki küçük bir kafede yedik. Sanırım 5. Cadde üzerinde olduğu için küçük bir sandviçe, büyük bir steak (bonfile) parası ödedik. Olsun, burası da sonuçta 5. Avenue... Göremediğimiz yerleri arabayla gezmek adet haline geldiği için önce Harlem'e gittik... Filmlerdeki gibi bir aksiyon ve gerilim yaşanmadı... Ardından direksiyonu Chelsea'ye kırdık. İşte hayallerimin New york'u karşımda duruyordu. Kafelerden restoranlardan taşan New Yorklular, iş çıkışı keyif yapıyordu. New York'un son dönem cazibe merkezi olan Chelsea'den içimiz burularak geçtikten sonra, "Bir dahaki sefere çocuksuz Chelsea'ye gelelim" hayalleri kurarak evimizin yolunu tuttuk.

7. GÜN


Dönüş günümüz olduğu için içimiz buruktu. Seaport'ta aldık soluğu. Nehir kenarındaki Seaport, açık havadaki tahta masaları ve karavanda satılan harika hamburgerleriyle meşhur bir yer. Şahane bir burger alıp, kolalarımızla mideye indirdik. Kısa bir yürüyüş yaptık. Çocukları yakındaki bir parka soktuk. Nehir turu yapmak isteyenler için Seaport'tan iki saatte bir kalkan vapurlar var. Biz nehir turu yapmak yerine, tur yapan vapurların kalktığı yerdeki koltuklarda Brooklyn Köprüsü manzarasının keyfini çıkarmayı tercih ettik. New York'a çok güzel bir veda yöntemiydi. Şehre baktık, hayaller kurduk. Bir dahaki gelişimizde neler yapacağımızı planladık. Bize her gün farklı bir özelliğini gösteren ve her gün bizi şaşırtan New York'tan yedi gün boyunca hiç sıkılmadık.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.