X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Muhteşem üçlü Viyana, Budapeşte ve Bratislava
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Muhteşem üçlü Viyana, Budapeşte ve Bratislava

  • Giriş Tarihi: 22.10.2014
Muhteşem üçlü Viyana, Budapeşte ve Bratislava
Muhteşem üçlü Viyana, Budapeşte ve Bratislava

Yolunuz Viyana'ya düştüyse bir araç kiralayıp Budapeşte ve Bratislava'yı da ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. Tarih kokan Viyana; genç, cıvıl cıvıl Budapeşte ve gri, taş binalardan oluşan mimarisiyle Bratislava'da çok mutlu olacaksınız

Tatilimizi Viyana'da geçirmeye karar verdik. Buraya kadar gelmişken Budapeşte ve Bratislava'yı görmeden olmaz, dedik. Viyana'dan Budapeşte'ye geçmek hiç zor değil, tek yapmanız gereken otomobil kiralamak. Biz yağmurlu bir Viyana sabahında Budapeşte'ye gitmek üzere yola çıktık. Maalesef araba kiraladığımız yerde GPS kalmadığı için çareyi iPad'e yüklediğimiz uygulamalarda bulduk. Aklınızda olsun artık neredeyse her şehrin bir mobil aplikasyonu var, şehri gezerken yardımı dokunabilir. Viyana'ya yaklaşık 45 dakika uzaklıktaki Pandorf Outlet'e uğruyoruz. Çok büyük bir açık hava outleti; Gucci, Prada, Michael Kors aklınıza gelen tüm lüks markalar var. Fiyatlar yüzde 30 fark ediyor. Mağazaları dolaşıp yola koyuluyoruz. Yaklaşık üç saatin sonunda şoförümüz bizi güneşli Budapeşte'ye ulaştırıyor. Bu sefer otel yerine şehrin tam göbeğinde bir daire kiralıyoruz. Bir evde olması gereken her şey var içinde. Eğer Budapeşte'ye gitme planları yapıyorsanız Town Hall Apartments'ta kalmanızı önerebilirim. Hemen mahallemizde bir tura çıkıyoruz. Şirin kafeler, restoranlar, dükkanlar, vintage butikler... Bize Viyana'dan çok daha keyifli gözüküyor. Yavaş yavaş güneş batmaya başlarken şehri Buda ve Peşte olarak ikiye bölen Tuna nehrini geçiyoruz ve Buda Kalesi'ne doğru yürümeye başlıyoruz. Tepeye fünikülerle ya da bacaklarınıza güveniyorsanız yürüyerek de çıkabilirsiniz. Yeri gelmişken hatırlatalım Macaristan, Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen para birimi olarak hâlâ forint (HUF) kullanıyor. Ama neredeyse her yerde avro geçiyor ama biraz daha yüksekten hesaplıyorlar. Füniküler avro geçmeyen nadir yerlerden biri maalesef. Bize de kaleye yürüyerek çıkmak düşüyor. Güneş batınca tepeye çıktığımıza değiyor ve bizi harika bir Budapeşte manzarası karşılıyor. Ben içinden deniz, nehir geçen şehirleri ve köprüleri çok seviyorum, belki bu yüzden Budapeşte'ye daha bir kanım ısınıyor.

SPINOZA'DA ZİYAFET

Buda Kalesi'nden inişe geçerken aklımızda geleneksel Macar mutfağını tatmak var ve araştırmalar sonucu bulduğumuz Spinoza Restoran'ın bu deneyimimiz için en uygun mekan olduğunu düşünüyoruz. Uzun uğraşlar sonunda varıyoruz minik restoranımıza. İçeriden şen kahkahalar geliyor ve bir adam piyanonun başında neşeli şarkılar çalıyor. Evet, diyoruz geldiğimize değdi. Budapeşte'ye giderseniz Spinoza'yı gidilecekler listenize ekleyin. Hem güleryüzlü servisinden hem de atmosferinden memnun kalacağınıza eminim. Ve elbette gulaş çorbası içmeyi unutmayın. Ertesi gün ise, tatilimizin en keyifli kahvaltılarından birini Cafe Gerbeaud'da yapıyoruz. Meydandaki bu tarihi mekanda kruvasanlar, kahveler, portakal suları eşliğinde güne hazırlanıyoruz. Yine gezilip görülecek çok yer var. Önce Tuna nehri kıyısındaki 2. Dünya Savaşı sırasında öldürülen Yahudiler anısına yapılmış anıt mezara gidiyoruz. Anıt çok dokunaklı, vurulmadan önce ayakkabılarını çıkartmaları istenen kurbanları temsilen ayakkabılar duruyor nehrin kenarında... Anıtın hemen ilerisindeki Parlamento binasını görmek için devam ediyoruz. Oldukça ihtişamlı, gotik tarzdaki binayı geride bırakıp şehrin diğer ucundaki en meşhur termal havuz Szechenyi ve içinde bulunduğu park ve kaleyi görmek için yürümeye başlıyoruz. Şansımıza hava güzel ve her yer yürüme mesafesinde... Andrassy Caddesi'nin sonunda bizi kocaman bir meydan karşılıyor, Heroes Square! İhtişamlı heykeller ve sanat müzesiyle... Meydanı geçip parka girdiğinizde Vajdahunyad Kalesi'ni göreceksiniz. Normalde bir göletin ortasında bulunan kale, biz gittiğimizde boşaltılmış bir göletin ortasında duruyordu ve evet pek de hayal ettiğimiz gibi gözükmüyordu. Kaleyi de dolaştıktan sonra o çok merak ettiğimiz termal havuz Szechenyi'nin sarı binasını görüyoruz. Kapıdan girdiğinizde sizi buram buram hamam kokusu karşılıyor... Okuduklarımızın aksine aşırı kalabalık yok. Akşamüzeri şehir merkezine geri döndüğümüzde sıra alışveriş turuna geliyor. Fashion Street'te bilindik tüm markaları bulabilirsiniz. Biz daha lokal şeyler peşindeyiz. Neyseki istediğimiz gibi dükkanlar buluyoruz, hem de kaldığımız yerin çok yakınında. Kiraly Caddesi alışveriş ve kafeler için oldukça keyifli bir cadde. El yapımı kapı süsleri ve yılbaşı süslemeleri dikkatimizi çekiyor. Sokaklarda gezinirken bu sefer karşımıza 30 lokal tasarımcının ürünlerinin yer aldığı sevimli bir butik çıkıyor, Rododendron! Takılar, kıyafetler, posterler, çantalar, çizimler aklınıza ne geliyorsa... Çok keyif alıyoruz! Giderseniz uğramanız ve hediyelik almadan çıkamayacağınız bir dükkan.

BRATİSLAVA


SOĞUK, TAŞ BİNALAR
Oldukça güzel anılarla ayrıldığımız Budapeşte'de sanırım en çok Tuna nehrinde tekne turuna katılamadığımıza üzülüyoruz ve Bratislava'ya doğru yola koyuluyoruz. Bu sefer yolculuğumuz kısa sürüyor. Bratislava'ya geldiğimizi büyük, taş kullanılarak yapılmış, sosyalist düzenden kalma olduğu açıkça belli olan gri binalardan anlıyoruz. Şehir oldukça küçük. Arabamızı merkezdeki bir otoparka koyup önce meşhur caddesinde geziniyoruz. Hızlı adımlarla eski şehrin olduğu tarafa geçiyoruz. Meğer tüm olay zaten şehrin bu tarafındaymış. Yol boyunca güzel kafeler, dükkanlar, restoranlar görebilirsiniz. Şehirde görmeniz gereken iki heykel var. Birincisi kanalizasyondan çıkan ve şehrin sembolü haline gelen Cumil heykeli, eski şehrin yeniden inşası anısına yapılmış. Diğeri ise meydanda görebileceğiniz Napolyon heykeli... O da 1805 yılında yaşanan şehrin istilasını temsil ediyormuş. Yemek zamanı geldiğinde soluğu Prasna Basta'da alıyoruz. Yardımsever garsonumuz akıcı İngilizcesiyle bize lezzetli yemekler öneriyor. Ben tercihimi geyik etinden yana kullanıyorum. Bu garip yeraltı restoranında yöreye özgü şaraplarımızı da içip tatlılarının da tadına baktıktan sonra, Bratislava'yı terk etmenin zamanının geldiğini düşünüyoruz. Bratislava'yı da geride bırakıp Viyana'ya yani başladığımız yere geri dönüyoruz. Yol boyunca binlerce rüzgar tribünü bize eşlik ediyor. Genç ve enerjik Budapeşte mi, soğuk taş duvarlarıyla Bratislava mı yoksa leziz tatlıları, tarih kokan sokaklarıyla Viyana mı derseniz, ben hepsi derim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.