X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Stil sahibi şehir Milano
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Stil sahibi şehir Milano

  • Giriş Tarihi: 8.3.2015
Stil sahibi şehir Milano
Stil sahibi şehir Milano

Neoklasik meydanların ultra modern binalarla kucaklaştığı Milano'nun sanat, tasarım ve mimari açıdan ön plana çıkmayan yanını keşfetmeye ne dersiniz

Birçok kişi modanın kalbine alışveriş için akın etse de aslında Milano keşfedilmeye değer inanılmaz gizli hazineleri olan İtalya'nın stil sahibi ikinci büyük şehri. Milanolular; Roma anıtları, Venedik'in romantizmi hatta tipik İtalyan geleneklerini paylaşmak için değil, sanatı stille birleştirip hızlı yaşamı tatmak için Milano'yu soluyun, der.

Tarihi bir nefeste solumak:
Her şehre hayat veren bir deha vardır. Milano'ya hayat veren ise 1000 yılın dahisi Leonardo da Vinci'dir. Bu nedenle Milano'dan kısa mesafe uzakta olan Santa Maria Delle Grazie manastırında yemekhanenin duvarına Leonardo da Vinci'nin yaptığı Mona Lisa'dan sonraki en ünlü eseri olan The Last Supper tablosunu keşfederek bu metropolü solumanızı isterim. Diğer ünlü eseri ise Leonardo da Vinci'nin Atı olarak bilinen bronz heykeli Milano Hipodromu'nun girişinde bulabilirsiniz. Yine şehrin simgelerinden biri olan dünyanın en çok tanınan opera binası Teatro alla Scala'da etkileyici mimarisi, ultra modern ses düzeni sayesinde ve localardan izleyebileceğiniz opera ile görsel şöleni kaçırmamanız gerektiğini düşünüyorum. Tepesinde barok yaldızlı Madonnina heykelinin olduğu Duomo Katedrali ve cam kaplı demir dökme çatılı Galleria Vittorio Emanuele II dünyanın da en eski alışveriş merkezlerinden biri olan yapıtlar Milano'nun simgesidir. Galleria Vittorio Emanuele II'de Prada'nın önünde yerde boğa heykelini görürseniz yanından ayrılmayın derim. Çünkü boğa heykelinin kuyruk kısmındaki deliğe sağ topuğunuzu koyup üç kerede düşmeden dönerseniz şans getireceğine inanıldığını söylenir. Hiç çekinmeden yapın. Milano'nun en ünlü ve çok sevilen tarihi bir yapıt olan kale ile katedralin birleştiği Castello Sforzesco da görülmeye değer yerlerden biridir.

Milano'da yemek öncesi geceye hazırlanmak:
Milano Aperitivo denilen ritüelin ev sahibidir. Akşam iş çıkışı belirli saatlerde sosyalleşmenin en iyi anı sayılan; Martini, Prosecco veya Campari favori içeceklerin açık büfe küçük atıştırmalıkların yendiği bu ritüel için size elegan ortamıyla Corso Venezia'da bulunan Bar Martini'yi öneririm. Aperetivo için daha günlük bir yer havasındaysanız; entelektüeller, modeller ve öğrencilerin buluştuğu Navigli bölgesi de güzel bir alternatiftir.

Milano'yu yürüyerek keşfetmek: Duomo Katedrali'nden San Babila meydanına kadar her şey olağan görünse de; San Babila meydanı trafik ışıklarından sonra farklı bir yaşamın içine dalacağınızı söylemeliyim. Çünkü Milano'da en pahalı markaların butiklerinin sıralandığı birbirini kesen dört meşhur caddeye yöneliyorsunuz demektir. Altın dörtlü dedikleri bu caddelerde kendinizi alışveriş çılgınlığına kapılmış bulabilirsiniz. Via Montenapoleone, Via Manzoni, Via della Spiga ve Corso Venezia dünyaca ünlü tüm tasarımcılarının markalarını bulabileceğiniz adresler. Valentino'dan Armani'ye, Tom Ford'tan Chanel'e kadar ne arasanız bu sokakları yürüyerek hepsine rastlayabilirsiniz. Hiçbir şey almasanız da burada ortamın dinamizmini yaşamak çok güzel. Ben size daha zevkli bir alışveriş alternatifinden bahsedebilirim. Sizi bekleyenlere, her bütçeye uygun hediye alabileceğiniz San Babila meydanına gelmeden birçok tasarımcının harika ürünlerini görebileceğiniz dinamik bir yer olan Excelsior Milano'ya uğramanızı şiddetle öneririm. La Rinascente'den daha güzel tasarımlar bulabileceğinizin garantisini de verebilirim. Akşam yemekleri için tavsiyem benim de sık gittiğim Al Grissino, İl Salumanio di Montenapoleone, Trattoria del Nuovo Macello, da Giacomo, Cracco, Carlo e Camilla in Segheria ve Pisacco restoranları olacaktır. Bu şehrin farklı yerlerini de görerek, damak zevkinizi okşayacak en iyi balığı, risottoyu, ev yapımı makarnayı ve en lezzetli pizzayı bulabileceğinizi söyleyebilirim. Size önerim restoranda başlangıç olarak Milano'da en değerlisini bulacağınız taze enginar salatasını mutlaka alın. Sonrasında ise taze sebzelerden hazırladıkları çorba, yemeğe iyi bir başlangıç yapmanızı sağlayacaktır. Ben istiridyelerini seviyorum çünkü hem çok düşük kalorili hem de ana yemeğe geçmeden damak zevkimi yerine getiriyor. Ardından ya balık veya ev yapımı kremasız makarna. Milano'da yemek sonrasında dağ meyveleri ya da tropik meyvelerden taze ananas en çok tercih edilen tabaklardır. Porsiyonları hem küçük hem de şekerli şurup koymuyorlar. Siz de yemeğinizi taze meyve tabağı ile sonlandırabilirsiniz

Görmeden dönmeyin:
1. Santa Maria della Grazie kilisesinde bulunan Leonardo da Vinci'nin dünyanın bu kiliseye gelmesini sağlayan Last Supper (Son Yemek) duvar freskosu.
2. Arco della Pace barış anıtı.
3. Colonne di San Lorenzo adlı kolonlar.
4. Castello Sforzesco adlı şato.
5. La Scala tiyatrosu.
6. Pinacoteca di Brera sanat galerisi.
7. Villa Necchi Campiglio müzesi.