X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Heidi'nin çikolata ülkesi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Heidi'nin çikolata ülkesi

  • Giriş Tarihi: 21.6.2015
Heidi'nin çikolata ülkesi
Heidi'nin çikolata ülkesi

İsviçre, çocukluğumuzun çizgi filmi Heidi ve lezzetli çikolatalarıyla her zaman gönlümüzde farklı bir yere sahip büyüleyici, huzur dolu ve keyifli bir ülke

İstanbul'dan Zürih'e uçarken, çocukluğuma dair anılar belirdi zihnimde... Berlin Duvarı'nın yıkıldığı seneydi. Bir yaz günü hayatıma iki şey girdi. Biri, fındıklı beyaz çikolata. diğeri Batı Müziği... Almanya'da yaşayan teyzem her yaz bavul dolusu hediye getirirdi. İlk robotum, ilk volkmenim hep ondandı. Ama ben, en çok getirdiği çikolataları severdim. Eniştem çikolata taşıdığı için kızardı teyzeme. O ise hiç dinlemez, bir sonraki yıl yine taşırdı. Anılar arasında gezinirken beni pikapla tanıştırdıkları Türkiye ziyaretleri geldi gözlerimin önüne... Balıkesir'de Manyas Gölü'nü cepheden gören evlerinde eniştem beni yanına çağırıp "Bak bu pikap" demişti. Onlarca plak içinden, George Frideric Handel'inkini seçmiştik sonra. Ezgiyi dinlerken de teyzem elinde İsviçre çikolatasıyla gelmiş ve beni beyaz çikolatayla tanıştırmıştı. İlk beyaz çikolatamı yediğim ve bir çocuk olarak büyülendiğim o ana dalmış gitmişken bir hostes yanıma gelip beni yeniden gerçek dünyaya döndürdü. Hostesin nazik "Kemerinizi bağlar mısınız? İnişe geçiyoruz" sözleriyle kendime geldim. Şehri çevreleyen tepelerin arasından Zürih-Kloten Havalimanı'na doğru süzülüyorduk. Aşağıda, kuş bakışı birer kilometre uzaklıkta tarihi evler vardı. Johanna Spyri'nin masal kahramanı Heidi, onlardan birinde yaşamıştı işte. Bir dakika geçmedi, indi uçak. Pasaporta yürürken; bir tabloda Jean Jacques Rousseau hakkındaki yazı gözüme çarptı. Babası, bir dönem Topkapı Sarayı'nda saat tamircisi olan Rousseau, Cenevreliydi. Ben onu Fransız sanıyordum. Zihnim filozofla meşgulken pasaport kontrolünden geçip havalimanından ayrıldım. Kısa bir şehir turu yaptım. Ardından da Basel'e gitmek için trene bindim. Ülkede her yer demir ağlarla bağlıydı. Doğa müthişti; sanki her yerden ot biçme makinesi geçmişti. Zürih'ten, Basel'e 93 kilometrelik yol yaklaşık bir saat sürdü.

ÇAKI-SAAT-ÇİKOLATA
İstasyondan çıkınca tramvayla Basel'in merkezine gittim. Almanya ve Fransa'ya komşu olan kantonu, Ren Nehri'ni ikiye ayırıyor. Bir yanına Büyük Basel, diğer yanına Küçük Basel diyorlar. Büyük Basel'de Küçük Basel'e dil çıkaran kral heykeli Lallekeenig vardı. Bisiklet çok yaygındı. Bir ara Basel Manastırı civarında taksiye bindim. İstikametim, saat ve mücevher fuarı Basel World'tü. Kısıtlı bir zaman için burada olduğumdan taksiye biner binmez şoföre "Türkiye'ye giderken buradan ne alayım?" dedim. "Saat, çakı ve çikolata" dedi. İkinci olarak ona "Burada ne tatmalıyım?" diye sordum. "Fondü" dedi. Taksi hızlı bir şekilde ilerlerken ben de sokakları inceleme fırsatı yakaladım. Sokaklar, sandalye ve masalarla doluydu. İnsanlar, muhabbet ediyor, gülüşüyordu. Güvenli, yaşam standardı yüksek, insanları birbirine ve çevresine saygılı bir yerdi burası. Gıdaları leziz, havası nefis olan bu yerin insanları sağlıklı ve eğitimli, hayatlarında spor ve sanat var, doğayla iç içe yaşıyorlar. Ortam dingin ve saygın. Kısa bir süre sonra organik bir pazar gördüm. Şoföre "Vazgeçtim, biraz yürümek istiyorum." dedim ve taksiden indim. O an insanları biraz daha yakından görmek istediğimi fark ettim. Basel sokaklarında Alman, Fransız, Portekiz ve Türk'e rastladım. İş görüşmeme gitmeden önce bir an durup köprüden Ren'e baktım... Nehir kenarında yürüdüm ve suya giren insanların akıntıyla mücadelesini izledim. "Bu şehirde belki de tek mücadele edilen yer Ren" diye içimden geçirerek yürümemi sürdürdüm....

NOTLAR
Basel gezisi için sanat fuarı Basel Art ya da saatmücevher fuarı Basel World zamanı tercih edilebilir.
İş yerleri, pazar günleri ve pazartesi öğlene dek kapalı.
Kıyafetlerini torbaya koyup Ren Nehri'ne atlayan, nehirden çıkınca da o kıyafetleri giyen insanlar görürseniz şaşırmayın. Kanoyla Büyük Basel'den Küçük Basel'e geçmek keyif verir.
Marktplatz'da kurulan pazarda sosisli sandviç deneyebilirsiniz. Ekmekler çok güzel.
Katedral meydanı Münsterplatz'ı, müzeleri, içinde bar olan Elisabethen Kilisesi'ni, gösterişli belediye binası Rathaus'u görmeden gelmeyin.
Çikolatanın mucitleri Henri Nestle, Daniel Peter, Philippe Suchard ve François Louis Cailler'in formüllerini öğrenmek için çikolata atölyelerine katılabilirsiniz. Üzüm bağları ve beyaz şarapları çok güzel.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.