Bir balıkçılık ülkesi İzlanda

Giriş Tarihi: 23.8.2015
Bir balıkçılık ülkesi İzlanda

320 bin kişilik nüfusuyla Avrupa'nın batıdaki en uç ülkesi İzlanda, muhteşem doğası, lezzetli yemekleriyle seyahat planlarınızda yer almayı hak eden rüya gibi bir ülke

Yıllardır okuduklarımdan, İzlanda zihnimde karlar ve buzlarla kaplı bir masal ülkesi olarak yer etmişti. Birçok ülkeyi gezdiğim halde, küçüklüğümden beri merak ettiğim bu ilginç ada ülkesini ancak bu ayın başında görebildim. İstanbul'dan altı saatlik bir uçak yolculuğu ile ulaşılan Avrupa'nın batıdaki en uç ülkesi İzlanda'nın yüzölçümü 103 bin kilometrekare, yani Konya, Sivas, Ankara ve Çanakkale illerimizin toplamı kadar. Ama nüfusu sadece 320 bin; Kahramanmaraş ilimizinkiyle aynı. Bu 320 binin 200 bin kadarı Reykjavik bölgesinde yaşıyor. Başkenti bir yana bırakacak olursanız, ülkenin geri kalan kısmında kilometrekareye düşen insan sayısı 1.5'i bile bulmuyor. Bu imkansız gibi görünen durumun açıklaması şu: İzlanda'nın sadece kıyı kesimleri yerleşime nispeten uygun. Adanın bütün iç kısmı çoğu yeniden patlamaya hazır volkanlarla, sönmüş volkanların donmuş lavlarıyla, dağlar, göller ve uçsuz bucaksız buzullarla kaplı ve neredeyse tümüyle terk edilmiş. Ülkenin ikinci büyük yerleşim birimi Akureyri'de sadece 18 bin kişinin yaşaması, bu ülkeye özel durumu gayet iyi özetliyor. Dolayısıyla İstanbul gibi günün her saati arı kovanını andıran bir kentten İzlanda'ya geçmek bana şok terapisi gibi geldi. İzlanda bir balıkçılık ülkesi. Eskiden en büyük gelir balına avından sağlanırmış. Bugün sıkı uluslararası denetimler getirilmiş; kota limitleri içinde avlanılıyor.

TEKNEYLE BALİNA GÖZLEM İ

Buna karşılık başkent Reykjavik ile ülkenin kuzeyindeki Husavik kasabasından her gün çok sayıda tekne denize açılıyor. Turist kafileleri balinaları daha az ürküttükleri saptanan hurdaya ayrılmış ahşap teknelerde saatler boyu görüntü yakalamaya çalışıyorlar. İzlanda'da yolda kalan birinin susuzluktan ölme tehlikesi yok. Her yerde göller, buzullar, irili ufaklı akarsular, en küçüğünden en büyüğüne çağlayanlar, toprağı biraz kazdığınızda ise sıcak yer altı suları var. Ülke ekonomisini ayakta tutan bu sular. Sıcak yer altı suları ve sıcak buhar ülkenin hemen her yanındaki konutları, yüzme havuzlarını ısıtıyor ve sıcak su sağlıyor. Hatta uçak pistlerinin ve caddelerin buz tutmaması için bile kullanılıyor. Balıkçılıkla ilgili olanlar hariç, ülkede sadece üç sanayi tesisi var; üçü de alüminyum üretiyor. Ham maddesi dışarıdan getirilip işlenen ve çevreyi hiç kirletmeyen tesislerde neredeyse bedavaya gelen elektrik enerjisi kullanılıyor. 1945 yılında bağımsızlığına kavuşan İzlanda aynı zamanda dünyanın en eski parlamentosuna da sahip. 1262 yılında Norveç ile birleştiği, daha sonraları da Danimarka egemenliğine girdiği halde, 930 yılından bu yana Althing adlı parlamento etkin biçimde çalışıyor.

SİVRİSİNEK YOK!
İklim koşulları nedeniyle birkaç örümcek dışında haşarat ve sürüngenlerin yaşamadığı, diğer Kuzey ülkelerinden farklı olarak sivrisineklerin bile bulunmadığı bu adanın tarih kitaplarında pek yer almayan bir özelliği de İzlanda doğumlu Leif Erikson adlı kişinin Kristof Kolomb'dan 500 yıl önce Amerika kıtasına ilk ayak basan Avrupalı oluşu. Tarih kitaplarında yer almayışının en önemli nedeni, Kolomb'dan farklı olarak henüz Hıristiyanlığı kabul etmemiş bir kişi olması ve bu yolculuğu bir kral ya da kraliçe adına yapmaması. Tarih yazan Hıristiyan Avrupalılar Erikson yerine Kolomb'u öne çıkarmayı başarmışlar. Doğaya saygılı, çok gelişmiş bu ülkenin mutfağıysa başlı başına dikkat çekici... İzlanda'nın birbirinden değişik ve lezzetlerini de gelecek hafta SABAH'ın cumartesi ekinde sizlerle paylaşacağım.
ARKADAŞINA GÖNDER
Bir balıkçılık ülkesi İzlanda
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz