X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Çölde bir vaha gibi...
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Çölde bir vaha gibi...

  • Giriş Tarihi: 13.9.2015
Çölde bir vaha gibi...
Çölde bir vaha gibi...

EXPO Milano'daki Türkiye pavyonu, Türkiye'nin gıda ve beslenme konusundaki 12 bin yıllık tarihini ve zenginliğini dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle paylaşıyor. Pavyon, ferah ve zengin mimarisi ve güler yüzlü görevlileriyle kısa sürede haklı bir üne kavuşmuş

Dünyanın en prestijli ve kapsamlı etkinlik organizasyonu olarak biliniyor EXPO. Dev bir sosyo-ekonomik paylaşım platformu olarak da düşünebilirsiniz. İlki 1851 yılında Londra'da gerçekleşmiş. Hatta Paris'teki Eyfel Kulesi, 1889 yılında Paris'te düzenlenen EXPO için hazırlanmış. Bu yıl 145 ülkenin katılımıyla İtalya'nın Milano şehrinde gerçekleşiyor. 31 Ekim'e kadar devam edecek EXPO Milano'nun teması 'Gezegeni Beslemek, Yaşam için Enerji' olarak belirlenmiş. EXPO Milano, dünyayı beslemek, yaşam için sürdürülebilir enerji, gıda güvenliği ve sağlıklı gıda temini konularında küresel bir paylaşım platformu oluşturmayı amaçlıyor. 20 milyonun üzerinde ziyaretçinin beklendiği, toplam 1 milyon metrekare alan üzerine kurulu EXPO'da, Türkiye 4 bin 170 metrekarelik alanla beşinci büyük pavyon olarak dikkat çekiyor.

SELÇUKLU YILDIZI'NDAN ÇEŞM-İ BÜLBÜL'E

Geçen günlerde gezme fırsatı bulduğumuz Türkiye pavyonu, iletişim ve tasarım şirketi dDf/dream Design factory tarafından hayata geçirilmiş. Pavyonun temel felsefesi ve tasarımı, saraylarımızın kubbe ve kule mimarisi, kemerlerimiz, köprülerimiz, ulu çınarlarımız ve çınar altı kültürümüz, çeşmelerimiz, kerpiç evlerimiz, geleneksel Türk evlerimiz, medreselerimiz ve diğer birçok değerimizden alınan ilhamla oluşturulmuş. Ülkemizin farklı bölgelerinden çıkarılan mermerlerle birlikte toprak, kerpiç, cam, seramik, bakır, çelik ve ahşap kullanılmış. Pavyonun silüetinde geleneksel Türk evi ve Topkapı Sarayı'nın çizgileri dikkat çekerken ziyaretçileri girişte çatısı modernize edilmiş Selçuklu Yıldızı'yla süslenmiş bir bahçe karşılıyor. Cam sanatımızın en iyi örnekleri arasında yer alan Çeşm-i Bülbül'ün yanı sıra, şadırvan, doğal taşlar ve Türk kültürüne özgü tasarım ve işlemeler, çömlekler ve amforalar kültürümüzü her yönüyle dünyaya tanıtıyor. Gıda ve beslenmede sürdürülebilirliğin sağlanması ve çeşitliliğin korunması temasına odaklanan Türkiye pavyonunda, asırları aşan gıda ve beslenme mirasımız ve zenginliğimiz; üç ana bölüm ve yedi haznede sergileniyor. Haznelerin beşinde, tematik sergiler ve etkinlikler gerçekleştirilirken, diğer iki haznede Türk restoranı ve hediyelik eşya bölümü bulunuyor. Diğer ülke pavyonlarının kutu gibi kapalı mekanlar olması ve içeriye sınırlı sayıda ziyaretçi kabul etmesinden dolayı önlerinde kuyrukların oluşması ziyaretçilerin Türkiye pavyonuna olan ilgisini daha da artırmış. Sıcaktan ve kapalı alanlardan bunalanlar soluğu Türkiye pavyonunda alıyor. Türk kahvesi içerek sergileri geziyor, mutfağımıza özgü tatları deniyor ve çınar altında oturup soluklanma fırsatı yakalıyorlar. Türkiye pavyonunu günde ortalama 7 bin kişi ziyaret ediyor. Pavyonda 500 kişi yemek yiyor. 500 kişi ise çay veya Türk kahvesi içiyor. Pavyonda görevli personelin yüzlerindeki gülümse ise her şeyin yolunda gittiğine ilişkin izlenimlerimizin doğruluğunu kanıtlar nitelikte.

TÜRKİYE PAVYONUNDAKİ ETKİNLİKLER VE SERGİLER


12 bin yıl önce inşa edilen Göbeklitepe'nin hikayesi, belgeseller, fotoğraflar ve de ustalıkla yapılmış replikası ile anlatılıyor.
İstanbul'un 8 bin yılı sergisi Marmaray, Yenikapı arkeolojik kazı fotoğrafları, batık gemilerin video çalışmalarından oluşuyor.
Hititler ve Kargamış dönemlerine ait nar ve buğday temalı arkeolojik kadim tabletler ve bereket teması çerçevesinde sergilenmekte.
Osmanlı dönemindeki mutfak, yemek, ağırlama gibi kültürel değerlerin hikayesi görsel olarak ziyaretçilerle buluşuyor.
Türk kahvesinin öğütme, soğutma, pişirme ve servis edilme aşamaları birer ritüel olarak sergileniyor.
Yerel Mutfaklar: Gaziantep Mutfağı sergisinde yöresel yemeklerin pişirilme ve saklanma hikayesindeki başrol oyuncuları; el yapımı bakır kaplar var.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı ülke genelindeki 185 müzedeki, Yontma Taş Devri'nden Osmanlılara kadar olan süreçte, kuşaktan kuşağa aktarılan eserlere ait bilgiler ve fotoğraflar sergileniyor.
Türkiye'nin endemik ve süs bitkilerinin özellikleri, yetiştirilme ve kullanım alanları, şifaları ve faydaları anlatılıyor.
Pavyonda yemeklerin sanat eseri olarak modern bir biçimde yorumlandığı tablo, heykel ve video enstalasyonlarından oluşan bir karma sergi de mevcut.
Ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği 'Tohum Taşıyan Eller', doğanın Anadolu topraklarına bahşettiği zenginliğin tüm dünya ile paylaşıldığını simgeleyen bir enstalasyon çalışması.

SİMGESİ NAR

TÜRKİYE pavyonunun 'Geleceğin Gıdası için Tarihin İrdelenmesi' teması, görsel olarak narla ifade edilmiş. Birçok kültür ve dinde bereket simgesi olarak kabul edilen nar, bu yönüyle, dünyada tarımsal faaliyetin başladığı Anadolu ve yakın coğrafya topraklarında süregelen 12 bin yıllık öğretiyi anlatan en uygun simge. Narın tanelerini renkli ve koruyucu kabuğunun içerisinde saklayıp barındırması, Anadolu'nun farklı kültür ve varlıklardan oluşan niteliğinin altını çiziyor ve bir arada yaşamanın güzelliğini ve zenginliğini yansıtıyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.