X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Vizesiz tatilin keyifli adresi Karadağ
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Vizesiz tatilin keyifli adresi Karadağ

  • Giriş Tarihi: 20.9.2015
Vizesiz tatilin keyifli adresi Karadağ
Vizesiz tatilin keyifli adresi Karadağ

Karadağ, haftasonu tatili için bile gidebileceğiniz yemyeşil bir ülke. Sakin ve sessiz Kotor'da huzura, Budva'da ise eğlenceye doyabilirsiniz

Çok az ülke sahip olduğu coğrafyayla anılır. Bunlar arasında benim en dikkatimi çeken ise Karadağ. İtalyanların Montenegro diye adlandırarak dünyaya sunduğu eski Yugoslavya ve Avrupa'nın en genç devletlerinden Karadağ, tam bir dağ ülkesi. Yeşillerle donatılmış, pastoral tablo görüntüsü veren Karadağ, şehirlerine göre farklı tatil alternatifleri sunuyor. Budva: Haftasonu tatili için ideal bir ülke olan Karadağ, Türkiye ile 90 dakikalık bir uçuş mesafesine sahip. veya Bodrum gibi kentlere alternatif bir yurtdışı tatil fırsatı sunan ülkenin başkenti Podgorica'ya vardığınızda ilk yapmanız gereken kiralık bir araç bulmak. Toplu ulaşımın çok az olduğu ülkede taksiler de biraz pahalı. Başkente 40 dakikalık bir yolculukla vardığınız zaman Budva, ilk durağınız olmalı. 600 bin nüfuslu ülkenin en ünlü şehri olan Budva, Türkiye'de Bodrum ile kıyaslansa da Karadağlılar burayı Fransa'nın tatil bölgeleri ile eş tutuyorlar. Eski Yugoslavya'nın izlerinin neredeyse tamamen yok olduğu şehri şimdilerde Avrupalı zenginler ve Rus oligarklar keşfetmiş durumda. Budva'nın eski şehir bölümünde tarihi yapılar, özellikle surlar çok iyi korunmuş. Şehrin olduğu kadar ülkenin de adeta simgesi haline gelen, İstanbul'un Kız Kulesi olarak gördüğüm Sveti Stefan Adası size 15'inci yüzyıldan kalma müthiş bir görüntü veriyor. Müstahkem bir köy olarak kurulan ve kente 5 kilometre mesafede bulunan, ince bir taş yol ile karaya bağlanan Sveti Stefan, bir dönem Marilyn Monroe, Sofia Loren, Orson Welles, Kirk Douglas, Liz Taylor ve Yuri Gagarin gibi ünlüleri ağırlamış. Ada şimdilerde Aman adlı dünyaca ünlü bir otel tarafından işletiliyor. Özel izinle girdiğimiz adada bizi Ortaçağ'ın o gizemli havası karşıladı. Kilisesi, şairler yolu büyüleyici. Birçok kişi Sveti Stefan'ı uzaktan da olsa görmeye gelirken, evlenmek üzere olan çiftlerin nikahı bu manzaraya eklenen güneşin batışıyla doyumsuz bir hal alıyor. 2 bin 500 yıllık geçmişiyle eski şehrin kafeleri ise doyumsuz bir manzara sunuyor. Karadağlıların Hawai olarak nitelediği Sveti Nikola Adası, Petrovac kasabası kesinlikle ziyaret edilmeli. Adriyatik kıyısında 12.5 kilometrelik bir kıyısı olan şehrin her noktasından plajlara ulaşabilirsiniz. Bunlar arasında önerilenler ise Jaz, Mogren, Slovenska, Guvance, Becici, Sanit Nikol, Kamenovo... Gece ise oldukça canlı bir hayat sizi bekliyor olacak. Kotor: Küçük bir Anadolu kenti büyüklüğündeki Kotor'da 13 bin 500 kişi yaşıyor. Demek o ki, sakin bir şehir. Zaten kente girince, bu sakinlik sizde 'işte huzurlu bir tatil fırsatı' hissi uyandırıyor. Kentin tamamını gezmek için bir gün yeter de artar. Şehri anlamak için ilk yapacağınız şey, Kotor'un 400- 450 metre yükseklikteki kalesine ulaşmanız olacak. Orada sizi karşılayacak olan müthiş manzara, ne istediğinizi de hatırlatmış olacak. Buraya çıkmadan fotoğraf makinenizin pil ömrünü kesinlikle kontrol edin. Şehrin içindeki Kotor Kalesi'ni ise tarihi yapının giriş kapısı olarak düşünebilirsiniz. 809 yılında yapılan Kale Kapısı, oldukça başarılı bir restorasyondan geçen kiliseleri, tarihi çarşısı, çarşı içindeki modern kafeleri ile oldukça ilgi çekici. Akşam yemeği için marina, doğru bir adres olacak. Bu konuda da önerim kesinlikle balık restoranları. Dev cruise gemilerinin yanaştığı limanda, çok fazla plaj seçeneği yok. Denizde kum bulmanız biraz zor. Denize girmek isterseniz, herhangi bir yerde karar kılabilirsiniz. Kotor'da gece hayatı neredeyse imkansız. Geceleri dalga sesinden başka bir sesi kulağınız duymayacak.

Karşıdaki ev

Kotor'un tam karşı kıyısında bulunan bir köyde gördüğüm ev, efsanevi bir aşk hikayesine ev sahipliği yapıyor. Üç bloktan oluşan bu evde üç kız kardeş yaşarmış. Yarım asır önce bu üç kız kardeş, bir sabah güneş doğarken pencerelerinden dışarı baktıklarında küçük bir balıkçı teknesinin kaptanının kendilerine el sallayarak ufukta kaybolduğunu görmüşler. Üç kardeş, o günden sonra her sabah güneş doğarken tekneyi beklemeye başlamış. Tekne hiç geçmemiş. Bu arada kız kardeşlerden biri ölünce diğerleri, penceresini taşlarla örmüş. 50 yıldır diğer iki kardeş, hâlâ kaptanı pencereye çıkarak bekliyor.