'Büyük Elma'dan bir ısırık almaz mısınız?

Giriş Tarihi: 15.11.2015
'Büyük Elma'dan bir ısırık almaz mısınız?

Burası New York. Namı diğer Büyük Elma. Hiç uyumayan New York, Amerika Birleşik Devletleri'nin en kalabalık şehri. Doğayla da iç içe olan metropol keşif meraklılarına yıl boyunca sınırsız seçenek sunuyor

Her mevsim başka güzel New York. Kışın sadece Rockefeller Center'ın önündeki dev buz pisti ve rengarenk yılbaşı ağacı için bile gidilmeye değer. Yazın Brooklyn Bridge Park'ta kurulan açıkhava sinemasında film izlemenin keyfi başka hiçbir şeyde yok. İlkbaharda Central Park'ta çiçeklenen ağaçların seyrine doyum olmuyor. Fakat sonbaharda New York'un tadı bir başka. Sarı, kızıl yapraklar parkları kapladığında, restoranlar bal kabağıyla birbirinden lezzetli yemek ve tatlılar yapmaya başladığında, müzeler yepyeni sergiler için kapılarını açtığında New York'u keşfetmenin güzelliği ayrı...

Keşfi bekleyen vaha


New York Halk Kütüphanesi New York'u ziyaret eden sayısız turistin önünden çoğunlukla geçip gittiği bir bina. Oysa içerisinde sayısız güzellik barındırıyor. ABD'nin en büyük üçüncü halk kütüphanesi burası. Yapı çok etkileyici öncelikle. 1895 yılında eğitime hizmet etmek isteyen gönüllülerce kurulmuş. Yaklaşık 51 milyona ulaşan yakalanması zor bir arşive sahip olan bu zengin kütüphane, internet üzerinden verdiği hizmetlerle dünyanın başka yerlerinde bulunan araştırmacılara da yardımcı oluyor. Kütüphanede 4 milyon basılı kitap var. Kitaplar hemen yan taraftaki Bryant Park'ın altında duruyor. Mimari açıdan son derece etkileyici kütüphanenin en meşhur kısmı şüphesiz Rose Reading Room olarak isimlendirilen çalışma alanı. Tavanından bir parça düştüğü için bu alan birkaç senedir kapalı. Bu binayı ziyaret ettiğinizde dönüşünüzde sizden hediyeler bekleyen yakınlarınız için çoğunlukla kitap temalı hediyeliklerin satıldığı bir mağaza da kütüphanede sizleri bekliyor. Her gün ücretsiz tur yapılıyor. Turlar için girişte buluşuluyor.

Caz meraklılarına

Bu yıl 80. yaşını kutlayan efsanevi bir caz bar Village Vanguard. John Coltrane, Miles Davis, Cecile Taylor, Bill Evans gibi cazcıların sahne aldığı mekanda şahane müzikleri dinlemek gerçekten çok etkileyici. Greenwich Village'da bir bodrum katındaki mekan tuhaf bir geometrik yapıya sahip. Burası caz meraklılarının mutlaka uğraması gereken bir mekan. Barda her akşam sanatçılar iki set sahne alıyor. İlk set saat 20.30'da, ikinci set ise 22.30'da. Kişi başı 30 dolar ödeniyor, fiyata bir içki dahil.

Şehrin yanı başında doğayla baş başa


Sonbahar şehirde güzel ancak doğayla baş başa daha da güzel. New York yakınındaki Bear Mountain Ulusal Parkı sarı ve kızıl tonların tadını çıkartmak için ideal. Buraya ulaşmak için araç kiralamanız şart. Şehir içinden yaklaşık bir saat bir mesafedeki ormanda yürüyüş için farklı parkurlar bulunuyor. Teknoloji burada da hizmetinizde. İnternetten cep telefonunuza indirebileceğiniz haritalar sayesinde kaybolmanız neredeyse imkansız. Bear Mountain'da pırıl pırıl bir de göl var. İsterseniz göl çevresinde yürüyüş yapabilir ya da banklarda oturup evden getirdiğiniz malzemelerle piknik yapabilirsiniz. Sonbaharın son günlerinde burada yapılacak bir başka şey de buz pateni. Açık havada paten kaymak zevkli. Eğer buz pateni yapmaktan yorgun düşerseniz hemen yakında bir şeyler yiyip içeceğiniz bir dağ evi var. Hudson Nehri'nin kıyısındaki park fotoğrafçıların da uğrak yeri. Parkta bir kuş koruma bölgesi ve hayvanat bahçesi de var. Doğanın içinde şehrin koşuşturmacasından uzaklaşmak isteyenler için ideal.

Gastronomik keşifler

New York her gittiğinizde size yepyeni gastronomik keşifler sunan bir şehir. Kozmopolit kültürü mutfağa da yansıyor. Size günün her öğünü için farklı önerilerimiz var. Kahvaltı için tercih edebileceğiniz mekan farklı yumurtalarıyla ünlü. Adı Jack's Wife Freda. Soho'daki şirin restoranın yeri de yemekleri de güzel. Şanslıysanız dışarıdaki dört masadan birinde yer bulup oturabilirsiniz. Menünün öne çıkan lezzetleri ördek prosciutto'lu yumurtalı tost Madame Freda ve green shakshuka adını taşıyan yeşil sos içinde pişen yumurta. Burada bir şey ne kadar azsa o kadar kıymetli. Şehirde önünde metrelerce kuyruk olan mekanlar müşteri kaybetmiyor. Aksine tercih ediliyor. Size öğle yemeği için tavsiye edeceğim Pizza Loves Emily işte böyle bir yer. Sahibi pizzasever bir çift. Mekanın özelliği her gün sadece 24 hamburger servis etmesi. Hamburgerin eti özel, sosu özel, gravyer peyniri özel. Restoran malzemelerinde değişiklik yapılmasına izin vermiyor. Bu her şeyiyle "özel" hamburger 21 dolar. Akşam yemeği için önerim Casa Enrique. Burası Long Island City'de bulunan bir Meksika restoranı. Minik bir mekan ama yemekleri parmaklarınızı yedirtecek cinsten. Bu yıl bir Michelin yıldızı kazanan restoranda guacamole sos ve mısır cipsi muhakkak sipariş etmelisiniz. Rajas con crema fırınlanmış biber ve peynir. Yanında minik tortilla ekmekleriyle servis ediliyor. Yemeğe isterseniz taco'yla devam edin, isterseniz çikolata sos içinde servis edilen tavuk dürümlerle. Mekanın en çok tercih edilen içeceği şüphesiz margarita. Acılı olanı özellikle lezzetli. Akşam yemeği için kişi başı en fazla 60 dolar ödeyeceğiniz mekan rezervasyon gerektiriyor. Eğer yemek aralarında bir kahve içmek isterseniz size önerim Stumptown. Latte'si ve mocha'sı meşhur. Birkaç farklı yerde var. Ace Hotel şubesine özellikle uğramanız gerekiyor. Kahvenizi alın ve insanları görebileceğiniz bir koltuk seçin. Saatlerin nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız.

ARKADAŞINA GÖNDER
'Büyük Elma'dan bir ısırık almaz mısınız?
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz