X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Provence’ın dört güzel köyü
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Provence’ın dört güzel köyü

  • Giriş Tarihi: 27.3.2016
Provence’ın dört güzel köyü
Provence’ın dört güzel köyü

Arnavut kaldırımlı dar sokakları, tarih ve lavanta kokan köyleriyle birçok sanatçıya ilham olmuş birbirinden güzel dört köy. Neresi mi? Sizi tam anlamıyla içine çeken, Fransa’nın Paris’ten sonra en önemli turizm destinasyonu Provence bölgesi

Fransa'nın Paris kenti kadar önemli bir turizm destinasyonu da Provence bölgesi. Tarih ve lavanta kokan köyleriyle bölge, birçok sanatçıya da ilham kaynağı olmuş. Aix-en-Provence, Arles, Gordes ve Roussillon; bölgenin en güzel köyleri. Bahar ayları, çiçek kokularıyla belki de bu köylerin gezilebileceği en güzel dönemlerden biri. Her minik köy, birbirinden güzel ve hepsinin de kendisine has özellikleri var. Güney Fransa yolculuğuma Marsilya'dan başladım. Bir araba kiralayarak Provence bölgesi ile Fransız Rivierası olarak da bilinen Cote d'Azur sahillerini tek tek gezdim. Özellikle Provence bölgesi özenle korunması sonucu bozulmamışlığıyla beni çok etkiledi. Çok sevdiğim bu dört güzel köyü birlikte keşfetmeye ne dersiniz?

ÇEŞMELERİYLE ÜNLÜ
Provence'ı gezmeye Aix-en- Provence'dan başladım. Diğer köylere nazaran daha büyük ve şehirleşmiş olsa da pazarlarını görünce gönlümdeki yeri daha da büyüdü. Aix-en-Provence çeşmeleri ile meşhur. Bu nedenle her köşe başında harika bir çeşme görürseniz şaşırmayın. Cours Mirabeau, kedine adeta çınar ağaçlarından tavan yapmış olan kentin ana caddesi. Birçok mağaza ve restoran caddede sağlı sollu sıralanmış. Esas görülmesi gereken yer ise caddenin arka sokakları. Yani Aix'in eski şehri. Aix-en-Provence, bölgenin en sofistike ve en hareketli yeri. Çeşmeleri kadar pazarları ile de ünlü. Halen faal olan termal kaynaklarından dolayı Romalılar buraya Aquae Sextius adını vermiş. Kent, bağımsız Provence'ın başkenti olduğu için 12. ve 15. yüzyılları arasında bir kültür merkezi olarak önemli gelişme göstermiş. 19. yüzyılda ressam Paul Cezanne ile de ünü artmış. Ressam Cezanne'ın izinden Arnavut kaldırımlı yollardan yürüyerek pazara varıyorum. Tezgahlardaki taze meyve ve sebzeler inanılmaz çekici duruyorlar. Meyve pazarının hemen bitişiğindeki, çiçek pazarı ve giysi pazarı da meyve pazarı kadar tam bir renk cümbüşü. Pazar, fotoğrafçılar için bulunmaz bir nimet. Keyifli pazar gezisinden sonra sıra meydandaki katedralde. Katedral sonrası istikamet ise Vendome Dükü'nün aşığı için mimar Pavillion'a yaptırdığı aşk yuvası Pavillion de Vendome ve muhteşem bahçesi. Bu özel mekan ise, aşkın bir insana neler yaptırabildiğinin çok güzel bir kanıtı!

YEŞİLLİKTEN TÜNEL
Gelelim Aix-en-Provence'ta diğer görülecek yerlere: Cours Mirabeau, Aix'in 1650 yılında inşa edilen görkemli ana bulvarı. Çınar ağaçlarından oluşan bir yeşillik tüneli. Zarif malikaneler, çeşmeler ve kuzey tarafındaki cıvıl cıvıl kafelerle oldukça canlı bir bölge. Atelier Cezanne, yani 1901 yılından ölümüne kadar Cezanne'ın stüdyosu olan mekanda, sanatçının aletleri ve mobilyaları olduğu gibi korunmuş. Rue Gaston de Saporta, belediye binasından katedrale doğru uzanan cadde. Eski kentin ticaretle renk ve hayat bulan en hareketli caddesi. Quatier Mazarin'de ise Aix'li asillerin 17. ve 18. yüzyılda inşa ettikleri güzel malikaneler bulunuyor. Küçük sanat galerilerinin ve antikacıların bulunduğu sakin bölgede, aristokrasinin ağırbaşlı havasını hissedebiliyorsunuz.

BİR TİYATRO ŞEHRİ ARLES
Bölgedeki eski kentlerin en büyüleyicilerinden biri olan Arles, Yunanlı tüccarlar tarafından kurulduysa da, çok geçmeden Ceasar'ın ve diğerlerinin beğenisi kazanıp Roma İmparatorluğu'nun ana kentlerinden biri olarak gelişmiş. Dönemin birçok kenti gibi burası da küçük bir Roma modeli olarak inşa edilmiş. Yitik bir imparatorluğun kutsal emanetleri, 4. yüzyıl tarihli imparatorluk sarayından kalanlar, bir Roma meydanının kalıntıları ve gladyatör dövüşlerine sahne olan bir arenayla beraber dar sokaklara dağılmış. Benim gittiğim dönemde tiyatro festivaline denk gelmem dolayısıyla, görüntüler bana gerçekten tam bir Orta Çağ köyünde olduğumu hissettirdi. Girişte hemen sizi karşılayan tığ işi ile kaplanmış ağaçlar da ne kadar güzel bir yere geldiğinizin sanki habercisi. Gelelim tarihi kent Arles'de görülecek yerlere; Les Arenes, Provence'ta en heybetli Roma dönemi kalıntılarından biri olan arena. Giriş ücreti 6 euro olan arena, geçmişin izlerini görmek için ziyarete değer. Les Alyscamps ise, mermer lahitlerle süslenmiş bir bulvar. Burası, kentin yüksek mevki sahibi sakinlerinin gömüldüğü Roma mezarlığının yerini belirtiyormuş. Efsanelerden birine göre, Hz. İsa burada görünmüş. Sırada Mısır Dikilitaşı var. Dört yanında oyma yüzler olan bu dikilitaş, İmparator Augustus döneminde Mısır'ı işgal eden Roma'nın ganimetlerinden biriymiş. Abbaye de Montmajour ise, Benedikten keşişleri tarafından 10. yüzyılda kurulmuş bir manastır. Bulunduğu tepe, Ararat Dağı olarak tanımlanıyor. Musee de la Lavande (Le Coustellet) ise lavantanın tarladan damıtma tesislerine kadar uzanan öyküsünü anlatıyor.

TAM BOZULMAMIŞLIK GORDES
Şunu içtenlikle söylemem gerekir ki, Provence köyleri arasında beni en çok etkileyenlerden biri de Gordes oldu. Köye yaklaştığımda uzaktan gördüğüm manzara, Coulon Vadisi üzerine asılmış, birbirinin üzerine yığılmış gibi görünen bir dolu taş ev oldu. Adeta dağın tepesinden kürekle bu evleri aşağıya doğru akıtıvermişler gibi. Köyün içine girdiğimizde ise başka bir aşk başladı. Kendimi tamamen Orta Çağ'da bir film karesinin içinde hissettim.

YERLEŞİM TEPELERDE
Arnavut kaldırımı döşeli yolları, aynı renkteki şatoları ve evleriyle kulağınıza efsaneler fısıldıyor bu şehir. Tarih boyunca hep önemli olan Gordes de saldırılardan korunmak için diğer köyler gibi tepelere yerleşmiş. Burası Cavallon Vadisi'ne geçişte kontrolü sağladığı için tüm çağlarda oldukça stratejik bir konuma sahip olmuş. Meydandaki dev kale ise bugün bir sanat müzesi olarak kullanılmakta. Tüm sanatçılar gibi, beni de kendine hayran bırakan bu büyülü köyü, Rosillion köyüne gitmek üzere istemeyerek terk ettim. Ama aklımdaki plan, meydandaki heykelin olduğu yerde, A Good Year filminde Marion Cotillard'ın garsonluk yaptığı kafede, yeşil sonsuz manzaraya bakan bir balkonda keyif yapmak ve bir daha gelişimizde en azından bir gece burada kalıp, sabah bu masalın içinde uyanmak oldu.

KIZIL KAYALI ROUSSILLON
Dönüşte yolumu biraz uzatmak pahasına, bir köyü daha görüp öyle dönelim istedim. Çünkü araştırmalarım sırasında aklımda kalan bir köy daha vardı. Adeta Arizona gibi görünen kızıl kayaların üstüne kurulmuş bir köy, Roussillon! Luberon Dağı'nın eteklerine kurulmuş, belki de buranın en güzel tabiatına sahip Roussillon. Tüm dolambaçlı yollarına rağmen gidip görmeye değer. Belki de Fransa'nın en etkileyici köylerinden biri burası. Dünyanın en büyük hardal ocaklarının bulunduğu bu köyde toprak, kırmızı, sarı ve kahverenginin tüm tonlarıyla, ortaya adeta bir sanatçının paletinden çıkmış büyülü bir yağlıboya tablo gibi. Evlerin rengarenk cepheleri ve renkli panjurlar da bu tablonun birer parçası. Sokaklarda kaybolmak burada çok keyifli. Aniden karşınıza çıkan bir balkondan, birçok sanat galerisini, muhteşem restoranları ya da tüllü şapkasıyla Fransız edasıyla yürüyen şirin bir kız çocuğunu görebilirsiniz.

ARLES'NİN TABLO KAFELERİ
Provence'ın en büyük Roma anıtı olan Les Arenes ziyaret edilebilir. En üst noktasından tarihi merkez ve Rhone Nehri'ni izleyebilirsiniz. Van Gogh'un ünlü resmindeki Cafe la Nuit'e benzeyen tablodaki gibi boyanmış kafeleri ise Place du Forum'da bulabiliyorsunuz.

AİX-EN-PROVENCE İÇİN BİRKAÇ ÖNERİ
Geziye Place General de Gaulle'deki Rotonde Çeşmesi'nin karşısındaki Office de Tourisme'den başlanabilir. Yeni bir şehre indiğimde ilk yaptığım turizm ofisine gidip harita ve bilgi almaktır. Siz de bir broşür edinip Cezanne'ın izlerini takip edilebilirsiniz. Cours Mirabeau'dan (eskiden Cezanne'ın büyükbabasının şapkacı dükkanı. Şimdi ise banka) 55 numaraya doğru yürüyüp, küçük Passage Agard'dan eski kente girebilirsiniz. Cezanne'ın diğer sanatçılarla buluştuğu 53 numaradaki Cafe des Deux Garcons'da bir şeyler içebilirsiniz. Eğer biraz da alışveriş diyorsanız, Quartier Mazarin'de şık mağazalara uğrayabilirsiniz. Badem şekeri ile yapılan calisson tatlısını ise kesinlikle öneriyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.