X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 12 saatte motosikletle İstanbul keyfi
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

12 saatte motosikletle İstanbul keyfi

  • Giriş Tarihi: 6.11.2016
12 saatte motosikletle İstanbul keyfi
12 saatte motosikletle İstanbul keyfi

İş yoğunluğu, üstüne kentin boğucu karmaşası arasında nefes almak için motosikletle mini İstanbul turu yaptım. Bu deneyimle sakinliğin, huzurun ve büyülü kentin tadına vardım

İstanbul'un trafiği ve karmaşası herkesin malumu artık. Bu durumda yoğun iş günlerinin ardından haftasonunu keyifli geçirmek istiyor insan. İstanbul'un trafik keşmekeşinin içine düşmemek için yedi yıldır ulaşım aracım motosiklet olunca, baharın son güneşli günlerinin tadını da bu yolla değerlendirmek istedim. Küçük bir İstanbul rotası hazırlayarak, motosikletle yedi tepeli kentin yollarına bıraktım kendimi. Motosikletle İstanbul keyfi çok özel bir deneyimdi.

İLK DURAĞIM BALIKÇI KÖYLERİ
Rotamın ilk durağı sakin bir balıkçı kasabası olan Rumeli Kavağı. Kahvaltı için tercih edilebilecek güzel yerlerden biri. Denizin, balıkçı teknelerinin ve martı seslerinin eşliğinde vakit geçirebiliyor, huzurun tadına varıyorsunuz. Bir sonraki noktaya giderken, size ağaçlar ve gökyüzü eşlik ediyor. İstanbul için çok nadir bir tablo. Bu esnada sessizliğin ve de ormanın enfes kokusu ile temiz havanın tadını çıkarmak da önemli bir ayrıcalık.

FOTOĞRAF ÇEKMEYE DOYAMAMAK
Rumeli Kavağı'ndan sonra motosikletin gidonunu diğer balıkçı köyü, Garipçe'ye çeviriyorum. Oldukça popüler bir nokta. İstanbulluların haftasonu uğrak yerlerinden olan Garipçe'de kahvaltı için yer bulmak zor. Bu yüzden öğle ya da akşam yemeği için balık restoranları tercih edilebilir. Keyifli ve lezzetli bir yemeğin ardından doğanın da tadını çıkarabiliyorsunuz. Köyde, organik ürünler de satılıyor. Çeşit çeşit reçeller, bal ve bölgeye has ürünleri köylerde bulabiliyorsunuz. Köylerden sonra istikametim Anadolu yakası oluyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nü kullanarak karşıya geçiyorum. Zaten hem Rumeli Kavağı, hem de Garipçe köyünde çektiğiniz her fotoğraf karesinde, boğazın üçüncü köprüsü de yer alıyor. Yavuz Sultan Selim Köprüsü'nden geçip Riva yoluna döndüğümde yol kenarındaki mısır ve çay satan Mukayyet Amca ve Nevin Teyze'nin tezgahına uğruyorum. Hele semaverde demledikleri çay yok mu? Nefisti. Size de bu öneririm. Uzun zamandır bu kadar güzel çay içmemiştim.

POYRAZKÖY'DE KÖY KAHVESİ
Poyrazköy, Anadolu yakasının balıkçı köyü. Üçüncü köprüyü tam karşısına alan sakin ve temiz kumsalında, öğle yemeği oldukça güzeldi. Burası, yaz sıcaklarında binlerce kişinin serinlemek için denize girdiği bir durak. Kumsalın üzerindeki köy kahvesi ise tüm orijinalliğiyle hâlâ varlığını sürdürüyor. Manzarası muhteşem. Sonraki durağım Beykoz'daki Yoros Kalesi. Doğu Roma döneminden kalma bu kale de görülmesi gereken mekanlar arasında.

KİMİLERİ YÜRÜYOR, KİMİLERİ DİNLENİYOR
Artık Avrupa yakasındayız. Motosiklet kullananlar bilirler, Boğaz'ın iki yakasını birbirine bağlayan köprülerden geçmek özel bir deneyimdir. Avrupa yakasındaki güzergahım Baltalimanı'ndan Sultanahmet'e uzanıyor. Baltalimanı sahilindeki kısa gezimin ardından sahil yolundan Bebek Parkı'ndayım. Burada bir kafede bir şeyler içip, etrafı seyrediyorum. Kimileri yürüyor, kimileri koşuyor, kimileri parkta çocuklarıyla eğleniyor. Bebek'ten sonra da soluğu Ortaköy'de alıyorum.

ORTAKÖY'DEN KARAKÖY'E
Ortaköy Meydanı'ndaki mekanlar yeme içme ve manzara açısından çok zengin. Bir de benim gibi meydanda fotoğraf sergisine denk gelirseniz, değmeyin keyfinize. Kısa bir zamanda birçok aktivitenin içinde buluyorsunuz kendinizi. Ortaköy'deki yarım saatlik molanın ardından soluğu son durağım Sultanahmet'te alıyorum. Ama son dönemin popüler semtlerinden Karaköy'e uğramadan edemezdim. Kahve molası için en iyi lokasyonlardan. Özellikle üçüncü nesil kahveciler ve farklı yeme içme deneyimleri için tercih edebileceğiniz oldukça hareketli noktalardan biri.

GALATA KÖPRÜSÜ'NDE GÜN BATIMI
Hava kararmak üzere. Gün batımını Galata Köprüsü'nde yaşıyorum. Bu saatlerde Galata Köprüsü'nde çekeceğiniz her fotoğraf, Instagram'da rekora koşabilir. Nihayet Sultanahmet'teyim. Akşam yemeğim tabii ki Sultanahmet Köftesi... Sultanahmet'in renkliliği ve canlılığına bir kez daha şahitlik ediyor, dar sokaklarında mini turlar atıyorum. Böylece turumun sonuna geliyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.