5 günlük hava durumu
25 Kasım 2009, Çarşamba

Vampirler aşka geldi

Vampirler aşka geldi
Haberi Dinle

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

İlişkili haberler
Vampirler aşka geldi
'Twilight' fırtınası gişede yerli filmleri sarstı
Yenilerek elde edilen sonsuz aşk!

Sinema dünyasının 'vampir' temalı senaryolarına 'bir haller' oldu. Gençleşen vampirler ölümlü dünyanın aşka dair ölümsüz değerlerini kıskanır hale geldi

19. yüzyıl İngiliz romanı, inanılmaz çeşitliliği içinde fantastik edebiyata da unutulmaz başyapıtlar armağan eder. En önemli üçü, kronolojik olarak şöyledir: Mary Shelley Frankenstein'da, organ nakli yaparak kusursuz insan yaratma peşindeki yarı çılgın bilim adamını ele alır. Robert Louis Stevenson Doktor Jekyll ve Bay Hyde'da, insanın içindeki İyi ve Kötü'nün çatışmasını işler. Bram Stoker ise Dracula'da en eski mitoslardan vampir efsanesini yeniler: Transilvanyalı kontun zaman-ötesi öyküsü. Görüldüğü gibi, bunların üçü de aslında fantastiğin ötesine geçip felsefenin alanına dalan konulardır. Ne var ki sinema daha ilk günden itibaren romanların ürkünç yanına ağırlık verir ve işin düşünsel yanı geriye itilir. Ancak işlenen temaların ilginçliği, bu hikayelerin günümüze dek süren uyarlanmalarını getirecektir.

Twilight: Alacakaranlık serisi vampirlere yeniden yaklaşırken, olayı tüm dünyada tam bir gençlik fenomeni haline getirmeyi başardı. Amerikalı (kadın) yazar Stephenie Meyer'in art arda çıkan dört romanı 18 milyon satışa ulaşırken, ilk ikisi sinemada da büyük hasılat yapacağa benziyor. Aslında bu 'vampiri gençleştirme' operasyonu daha önce de denenmiş ve başarı kazanmıştı. Kadın yazar Anne Rice'ın romanından çekilen Vampirle Görüşme'nin vampirlerine bakınız. Tom Cruise, Brad Pitt, Antonio Banderas ve Christian Slater. Tam bir yakışıklılar geçidi!...Coppola da kendi Dracula'sında vampire genç (Keanu Reeves) ve yaşlı (Gary Oldman) halleriyle çekicilik katar. Ürkünç yüzlü vampirler çağı geride kalmıştır.

Bu değişim aslında normaldir. Çünkü, klasik dönemde özellikle sansür korkusuyla, asıl romanlardaki temel bir öge olan erotizm hep bastırılmıştı. Stoker'in romanında, genelde sıradan halkın içinden gelen genç kızlar, kendilerini ürkünç yaşlı kontun eline bırakır ve bembeyaz gerdanlarını onun birden beliren sivri dişlerine teslim ederlerdi. Bu teslimiyeti seyirci için daha anlaşılır ve de çekici hale getirmek isteyen günümüzün yazarları, vampirleri genç ve yakışıklı olarak tasvir ederler. Günümüzün cinsellikle tanışması elbette geçen çağlardan çok ilerde olan genç kızları bile, artık vampire gerçekten aşık olabiliyor ve onun için en büyük özverileri kabulleniyor. Bu haftaki son film Yeni Ay'da, Bella'nın sevdiği genç tarafından ısırılıp vampirler dünyasına katılmayı Israrla istemesi ilginçtir. Çünkü öte yandan, vampirler de insana özenir, onu kıskanır, ölümsüzlüğünü yitirme pahasına sıradan insanlığı özler. Aşkın bir tüketim nesnesi haline geldiği, aşk edebiyatının alabildiğine ucuzladığı, bir gecelik ilişkilerin, medyatik gösterilerin veya ekranda yaşanan aşkların saçıp döküldüğü bir ortamda, hani o soylu, ölümsüz ve de fedakarlık gerektiren imkansız aşk? Evet, vampirlerin gençleşme çağındayız. Ve de artık türler arası, genler arası dağları aşmak gerekiyor. Büyük aşka büyük fedakarlık: ya genç kızımız vampir tarafında ısırılmayı kabul ederek o soğuk dünya içindeki yerini alacak. Ya da aşık genç vampir, ısırmak biryana ona dokunamayacak. Ne ikilem ama...

İşte gençleri etkileyen de bu. Kadınerkek ilişkilerinin iyice banalleştiği bu çağda, bu sonsuz özveri çeşitlemelerini, özel efektlerle izlemek, onların hoşuna gidiyor. Ayrıca yaşlıların yerini alan gençler, gecenin yerini alan gündüz, karanlığın yerini alan ışık, gotiğin yerini alan modern dekorlar, onları daha çok çekiyor. Ve özellikleerkek oyuncuların yakışıklılığı, genç kızlara ürpertiyle karışık bir baş dönmesi veriyor. Böylece tüm dünyada sinema salonları doluyor. Ve vampirlerin gençlik çağı başlıyor.
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
Fikirlere adanmış bir hayat (12.10.2009)
Hollywood'un yakışıklısıydı (28.09.2008)
Cannes'ın sürpriz konuğu: Maradona (21.05.2008)
'Susuz Yaz' 45 yıl sonra Cannes'da (20.05.2008)
'Kamçılı adam' 19 yıl sonra geri döndü (19.05.2008)
Cannes'da favori 'Üç Maymun' (18.05.2008)
Büyük Klasikler gecesi İstanbul'a çok yakıştı (30.09.2007)
Cannes'da En İyi Senaryo Fatih Akın'ın (28.05.2007)
Moore, Cannes'ı birbirine kattı (20.05.2007)
Atilla Dorsay o filmi izledi ve yazdı (15.02.2007)
ARŞİV

kalan karakter 1000

patron16 patron16 // İSTANBUL

Evet gerçekten de mükemmel bir film ve bizleri kendine çekmeyi çok iyi başarıyor serinin diğer filmlerini de heycanla bekliyoruz :)

Aynı Görüşte misiniz?
evet0
hayır0
cevapla 25.11.2009 19:19

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.