X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Eleştiri oklarına hedef olan Dilek Hanif konuştu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Eleştiri oklarına hedef olan Dilek Hanif konuştu

  • Giriş Tarihi: 16.2.2013 10:55

Türk Hava Yolları için tasarladığı kıyafetler nedeniyle eleştiri oklarına hedef olan Dilek Hanif Tuluhan Tekelioğlu'na konuştu.

BANA YARGISIZ İNFAZ YAPILDI


-Türk Hava Yolları için 50 farklı tasarım yaptım. "Uzun da görelim" diye bir talepleri oldu. Bu benim seçimim değil. Müşterim alternatiflerin arasında bunu da görmek istedi, ben de yaptım. Giyilemez, rahat hareket edilemezdi. Somut olarak görünce olamayacağını anladılar ve seçeneklerden elendi. Hatta o gün toplantıda espiri konusu olmuştu. Ben "eğer bu tasarımı kabul etseydiniz altına imzamı atmazdım" dedim.

-"Baskı mı yaptılar " diyorlar. Hayır baskı yok. "Ben işimi bitirdim, altına Dilek Hanif olarak imzamı atıp bu tasarımın THY'ye uygun olduğunu düşünüyorum" diye teslim ettiğim gün, THY yönetim kurulu da "evet biz de bunu uygun görüp onaylıyoruz" dediği gün, onun üzerinde yorum yapmaya herkesin hakkı var. Bu şekilde bana yargısız infaz yaptılar.

-Bugüne kadar yaptığım işlere bakıp insanların o yorumları yapmadan bir düşünmesini beklerdim. Sizi bir anda ideolojik bir tartışmanın içinde yok edebiliyor, harcayabiliyorlar. Gayet güzel bir şeyi yapmaya çalışırken birisi geldi, ayağıma çelme taktı. işimi yapıp bitirmeme ve onu sunmama izin vermediler.

Dilek Hanif'le bu hafta konuşmak için sözleşmiştik. Kadın haklarıyla ilgili bir röportaj dizisi hazırlıyordum. Derken olay patladı. THY'nin yeni hostes kıyafetleri iddiasıyla twittera bir fotoğraf düştü. Kaftanlı, fesli hosteslerin kostümlerini Dilek Hanif çizmişti. Bir anda Dilek Hanif her çevrenin eleştiri oklarının hedefi oldu. Dindarlar bile kıyafetlerdeki ölçü aşımını yadırgarken, laikler Türkiye muhafazakalaşmada nereye doğru gidiyor tartışmasını onun üzerinden yürüttüler.. Dilek Hanif birkaç TV programına çıkıp sınırlı zamanda anlatmaya çalıştı ama ilk kez bu sayfada uzun uzun konuştu. İnanmak ve yargılamak, merak edip sormaktan daha kolay geliyor bazen...Sizin adınıza sordum;


-Acımasızca eleştirildiniz. Cevabınız nedir?

Bir fotoğraf gördüler. Bu fotoğraf basına öyle bir şekilde yer aldı ki, sanki Türk Hava Yolları'na böyle bir kıyafeti kasten tasarladım. THY onayladı ve bundan sonra bu kostümler giyilecek gibi. İnsanlar bunu bu şekilde görüp okuyunca şok oldular. Ben de şok oldum, THY'de şok oldu. Tamam halk bunu bir anda böyle gördü ve infiale geldi. Gördüğü üzerinden yorumlar yaptı. Bunu bir derece anlayabiliyorsun fakat basında bunu yazan insanlar biraz düşünür. Benim 23 yıllık bir geçmişim ve bugüne kadar yapmış olduğu işler var. Der ki; "bir dakika böyle bir şey görüyoruz ama bu nedir? Dilek Hanif böyle bir şey yapar mı? Akıl var mantık var bir sorayım ona" ve ondan sonra oturup yazar. Hiçbir köşe yazarı beni aramadı, Türk Hava Yolları'nı da aramadı. "Dilek Hanif mi yaptı, bunun altına imzasını attı?" Diye sormadılar. Ben basından bunu beklerdim. Köşe yazarlığının benim için anlamı budur. Sen onun söyleme haklarını elinden alıp hakkında başka bir şey yazıyorsun. Demokratik bir ülkeden ve demokrasiden bahsediyorlar. Bu mu demokrasi? Basının anlayıp dinlemeden, duyarsız saldırısına uğradım. 23 yıllık emeğimi, uluslararası başarılarımı hiçe sayarak parçalarcasına bana hücuma ettiler.

-Türk Hava Yolları mı size başvurdu? Nasıl başladı bu işbirliği?

THY bana ve benim gibi 8 ayrı tasarımcıya, biri de bir şirketti, Vakko'ydu, bir yarışma düzenledi ve bu yarışmada dendi ki, "biz THY formalarını değiştirmek istiyoruz. Size bir kısıtlama getirmiyoruz, nasıl düşünüyorsanız o tarzda çalışmalar yapın." Bizler de alternatifli çalışmalar yaptık, gönderdik. THY'de 15-20 kişi kadar geniş bir ekip var. Önce çizimleri istediler. Sonra dendi ki "bu çizimlerin hayata geçirilmiş hallerini görmek istiyoruz bunları prototip olarak hazırlayın ve bize sunun lütfen"..Bütün yarışmacılar bu prototipleri hazırladı. Gönderdik. Sosyal çevreden, önemli iş adamları, mimar, gazeteci gibi belli kişilerden olmuşmuş bir kurul da seçici kuruldaydı. Onlara profesyonel bir sunum daha yaptık. Bir müddet sonra telefon geldi. Sizinle çalışma kararı aldık dediler. Tabii mutlu oldum.

-O fotoğrafları görebilir miyiz hangi çalışma ile kazandınız?

O fotoğraflar var ama paylaşmam doğru olmayabilir. Ben bir profesyonelim THY benim müşterim. Düşünün ki siz bana müşteri olarak geliyorsunuz, sizin için özel tasarlıyorum ve daha sonra bunun devamında başka şeyler de tasarlıyorum. Sonra böyle bir durum başıma geliyor kedimi kurtarmak adına "ama bak ben bunları da yapmıştım" diye göstermek bana doğru gelmiyor. İş kadınları derneği yönetim kurulu üyesiyim, Giyim Sanayicileri Derneği'nde yönetim kurulu üyesiyim. Bu işlerin nasıl olması gerektiğinin bilincinde bir insanım. İnsanlara bazen cevaplarım yetersiz geliyorsa da bunun sebebi profesyonel olmam.

-Profesyonel olmak insanın vicdanını kısıtlayan bir şey mi?

Hayır vicdanımı kısıtlamıyor, özgürlüğümü kısıtlıyor. İstediğinizi istediğiniz gibi söyleyememe durumlarınız vardır, bazen bazı şeyleri yapamazsınız. Bu resimleri vermemem gerekiyor derken, belki kimse "bana niye bu resimleri verdin" demeyecek ama etik olarak doğru bulmuyorum.

-Söz konusu fotoğraftaki kıyafetleri siz mi tasarladınız? THY mi sizden talep etti?

Gizlilik esasına dayalı içimizde yaptığımız bir çalışmaydı bu. Türk Hava Yolları için 50 farklı tasarım yaptım. "Uzun da görelim" diye bir talepleri oldu. Bu benim seçimim değil. Müşterim alternatiflerin arasında bunu da görmek istedi, ben de yaptım. Giyilemez, rahat hareket edilemezdi. Somut olarak görünce olamayacağını anladılar ve seçeneklerden elendi. Hatta o gün toplantıda espiri konusu olmuştu. Ben "eğer bu tasarımı kabul etseydiniz altına imzamı atmazdım" dedim.

-Siz böyle tasarımı giyer miydiniz hostes olsaydınız?

Giymezdim. Zaten giyilemez ama konu bu değil. Somut olarak görmeden anlaşılmaz. Benden bir şeyi görmek istiyor. Benim çalışma tarzım budur. Prototipi hazırlarım, üzerinde görerek olamayacağını kendisi anlar.

-Sizin kafanızdaki THY kıyafeti nasıl?

Benim aklımdaki THY kıyafeti aslında hem çok çağdaş olsun, hem çok modern olsun ve aynı zamanda kültürümüzden motifleri de taşısın. Osmanlı kültürümüzden, bu bir Selçuk dönemi olabilir herhangi bizden olan bir şeyi kullanmaktan bahsediyorum. Dünyada 220 ülkeye uçan Türk hosteslerinin kıyafetlerini görüp, kadınların onlar gibi giyinmeyi isteyeceği kıyafetler yapmak istiyordum. Öyle bir kostüm olsun ki herkes bunu giymeyi arzu etsin Bugüne kadar yaptığım işlere bakıp insanların o yorumları yapmadan bir düşünmesini beklerdim. Sizi bir anda ideolojik bir tartışmanın içinde yok edebiliyor, harcayabiliyorlar. Gayet güzel bir şeyi yapmaya çalışırken birisi geldi, ayağıma çelme taktı. işimi yapıp bitirmeme ve onu sunmama izin vermediler.

-THY ile çalışmanızda hangi aşamadaydınız?

Bir kadın müşteriyle bile kendi içimizde yapılan prova çalışması dört aşamadan geçer. THY gibi dünyada belli bir yere oturmuş, binlerce çalışanı olan büyük bir kurumdan bahsediyoruz. Bu kadar geniş bir çalışma yapmak istemeleri normal. Ben içerideyken hiç böyle rahatsızlıklar yaşamadım. "Baskı mı yaptılar " diyorlar. Hayır baskı yok. Ben işimi bitirdim, altına Dilek Hanif olarak imzamı atıp bu tasarımın THY'ye uygun olduğunu düşünüyorum diye teslim ettiğim gün, THY yönetim kurulu da "evet biz de bunu uygun görüp onaylıyoruz" dediği gün, onun üzerinde yorum yapmaya herkesin hakkı var. Bu şekilde bana yargısız infaz yaptılar Hatta THY'nin şöyle bir programı vardı. Nihai yani finalize olmuş tasarımları önce 60 kişilik bir focus gruba giydirip hazırlayıp, hostesler içinde rahatlar mı diye bakacaklardı. Ondan sonra hayata geçirilecekti.

-Türkiye'de kadının bedeni üzerinden namus bekçiliği tartışması var. Dilek Hanif burada nerede duruyor?

Bugüne kadar duruşum ve yerim belli. Her kadının giyim tarzına saygı duyarım. Yeter ki bunu kendi özgür iradesi ile kabul etmiş olsun. Bir baskı ile, zorlama ile dayatılan her şeyin her zaman karşısında durdum. Bunu kabul edemem.

-Dilek Hanif para için yaptı bunu diyenlere ne söylersiniz?

- O kadar başka yerlere çektiler ki...Şaşırdım, kırıldım. Üzüldüm. Her yaptığım defilenin aşağı yukarı bütçesi bellidir. Bu işin bütçesi orada yaptığım bir defile bütçesinin yarı parası. O kadar komik bir rakam...İnsanlar şunu da düşünmüyorlar. THY çok büyük bir marka, Kevin Kostner, Kobe Bryant, Messi gibi markalarla yaratıcı reklamlara imza atmış. Bu kadar bilinçli, profesyonel bir ekipten öyle bir fotoğrafın, bir sunumun çıkabileceğini düşünmeleri gerçekten akıl dışı. Ben bir durup düşünmeden kimseyi yargılamam. Herkesi kendim gibi zannediyormuşum.

BU YUMRUK BENİ DAHA GÜÇLENDİRDİ

-Buradan alacağınız ders ne sizce?

Olaylara karşı iyi tarafından bakmayı doğru bulurum. Burada gördüm ki aslında dünya öyle bir yer değil. İnsanların bu yorumları yapmadan önce bu güne kadar yapmış olduğum işleri ve kişiliğimi göz önünde bulundurabileceklerini düşünebilirdim ama demek ki yokmuş. Sizin bir öneminiz yok. Bir anda bir tartışmanın içinde yok edebiliyorlar, harcayabiliyorlar . Gerçekten dünyanın ne derece acımasız olabildiğini görebildim. Bundan böyle bir çalışma yapıyor olsam, gizlilik anlaşmaları yapardım. Şirket olarak dönüp baktığımda hatalı buldum kendimi. Bir çalışma yapıyordum bu esnada bu resimler çekilmemeliydi ama hiç düşünemedim, normal gördüm. Bu resimler benim elimde bile yok. Bir de şunu gördüm. Ne kadar çok daha kadın daha iyi yerlerde olursa, ne kadar fazla köşe yazarı kadın olursa, üst düzey kadın olursa, bence orduların da kadından olması lazım ki savaşlar olmasın, dünya o kadar sağduyulu olur. Kadınların tepkisi daha sağ duyuluydu. Çünkü benim çizgimi biliyorlar. İtham etmeden önce anlamaya çalışıyorlar. Ama erkekler böyle parçalamak üzereler sanki. O hırs, kin var ya herşeyi bir anda yok edip bitiriyor, bir buldozer gibi üstümden geçtiler. Hayat çok acımasız. Bana bir yumruk attılar. Bu beni daha da güçlendirip ayağa kaldırdı.

-Tamam mı devam mı THY ile?

Devam. Yaptığım işin arkasındayım bu işin de çok iyi sonuçlanacağına yüzde yüz eminim. Bu süreçte daha kumaş numuneleri bekliyorduk, desen çalışmaları bitmemişti. Orijinal desen çalıştırıyorduk onlar gelmedi henüz.

-Herkesin gözü bitmiş tasarımlarda olacak. Üzerinizde şu an bşir baskı hissediyor musunuz?

Türkiye için bir şey yapıyorum heyecanı vardı. O bağ ve heyecan beni aldı nereye götürdü ama hayat böyleymiş. İnsanlar eminim yine bir şeyler söyleyecekler. Ben o cesareti kendimde görmeseydim böyle bir şeylin altına girmezdim. Gayet güzel bir şeyi yapmaya çalışırken birisi geldi ayağıma çelme taktı düştüm. İşimi yapıp bitirmeme ve onu sunmama izin vermediler. Tekrar kalkacağım ve işime devam edeceğim.

-Pişman mısınız o tasarımları çizdiğinize?

Hayır pişman değilim. Benim müşterimle çalışma tarzım budur. Ne isterse çizerim ama neye imza atmayacağımı da söylerim. Dilek Hanif bir terzi atölyesi gibi yönetilen bir yer değil. Bir kurum. Çok ciddi bir tasarım ekibi ile çalışıyorum.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.