X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER 'Kalplere barış isteği düştü'
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

'Kalplere barış isteği düştü'

  • Giriş Tarihi: 1.3.2013

Edebiyat, müzik ve medyanın Türkiye'de önde gelen, farklı görüşlerinden isimleri "çözüm süreci"ni Aktüel için değerlendirdi; önerilerini, beklentilerini dile getirdi

CEYDA DÜVENCİ (OYUNCU)
'İnsanca yaşayacağımız bir dünya için'
Enerjimizi, canımızı, aklımızı artık savaşmak için değil birlikte üretmek, gelişmek, insanca yaşayacağımız bir dünya yaratmak için kullanacağımız günler gelmeli. Kaybedilen her evlat, her can kaybı bir ananın yürek acısı. Bu bağlamda artık dil, din, ırk gözetmeden barış taraftarı olunmalı. Olaya insan boyutunda bakılmalı. Diyalog kurulmasına yardım ederek, barış talebimizi yineleyerek, bu talebi gündemden düşürmeyerek katkıda bulunabiliriz.

HÜLYA KOÇYİĞİT (OYUNCU)
'Barışın dili empatidir'
Görüşmelerden olumlu neticeler alınmasını bekliyorum. Birlikte huzur içinde yaşamak hepimizin hakkıdır. Barışı istiyor ve bekliyorsak her iki taraf da birbiriyle empati kurarak konuşmalı. Barışın dili bu empatidir. Barışın önündeki engeller halk değil, savaştan maddi ve manevi fayda sağlayanlar.

HAKAN GÜNDAY (YAZAR)
'Kimse affetmezse savaş ertelenir'
Her ne kadar gerçekleşeceğine ilişkin hiçbir umudum olmasa da bu süreç, devletin Kürtlerden; PKK'nın da Türkiye'den açıkça özür dilemesiyle sonuçlanmalı. Ancak o zaman, bütün bu meselenin insana dair olduğu gerçeği öne çıkabilir. Aksi takdirde, kimsenin kimseyi affetmediği bir barış, ertelenmiş bir savaştan başka bir şey değildir.

AHMET ÜMİT (YAZAR)
'Umutlu olmak zorundayım'
Son derece olumlu buluyorum, hatta çok da geç kalınmış bir girişim olarak değerlendiriyorum. 30 yıldır süren bu kanlı çatışma artık miadını doldurmuştur. Ülkenin kaybettiği ekonomik değerler bir yana, bir tek insanımızın bile burnunun kanamasına artık göz yummamalıyız. Umutluyum, umutlu olmak zorundayım, sadece ben değil, herkes böyle düşünmek zorunda. Çünkü orada her kim ölürse ölsün aslında kanı akan bizleriz. O yüzden umutlu olmamız gerekiyor, daha doğrusu umudu gerçek haline getirmemiz gerekiyor.

NİLAY ERDÖNMEZ (OYUNCU)
'Umuttan ve merak'
Göze göz, dişe diş dediğimiz nereye kadar gider ki... Ancak ara boşlukları doldurmak güç, göze göz derken biz mi körleştik yoksa bilindik bir şeffaflık eksikliği mi acaba? Ben bu süreçte umuttan çok merak içindeyim. Esas ve mutlak olan halk(lar)ın sesidir. Çözüm demokratik zeminde aranıyorsa, gerçek demokrasi sırtını buna vermelidir.

PELİN BATU (OYUNCU-ŞAİR)
'İnsanların içine barış isteği düştü'
Sarp, engebeli bir süreç olacağı aşikâr. Ama bütün zorluklara rağmen sanki insanların içine barış isteği düştü ve bu istek düştükten sonra, gelmemesi için hiçbir engel olamaz. Burada tehlikeli olan, pek çok taraf olduğu için, kakofoni olma ihtimali var. Yani birbirlerini duymayabilir, dinlemeyebilirler. Müzakere sürecine bütün partilerin katılması, herkesin barış için çabalaması lazım. Buna muhalefet, İmralı, dağdakiler, yurt dışındakiler de dâhil.

EZEL AKAY (YÖNETMEN)
'Hepimiz el atalım'
Daha önce başarıya ulaşmamış barış süreçleri kamuoyu desteğine sahip değildi. Son olaylar gösteriyor ki, hassasiyet yön değiştirmeye başlamış. Provokasyonu "Türklerle Kürtler arasındaki uyuşmazlığın çatışması" olarak anlayıp barış arayışını düşmana zaman kazandırma hatası saymak yerine "barışı istemeyenlerin çabasını boşa çıkaralım" fikri öne çıkıyor. "Sakın ha, görüşme yapılmasın, bu vatanı satmaktır" diye kışkırtıcılık yapanlar her zaman olacaktır. Terörle çatışıyormuş gibi görünüp işbirliği yapanlar çıkabilir. Ama mesele çok büyük, ben onun karşısında çok küçük kalırım. Hepimiz el atalım.

AHMET ÇAKAR (SPOR YAZARI)
'50 bin insan kaybettik'
Bundan sonra kan dökülmeyecek, terör bitecek, teröre milyar dolarlar gitmeyecekse, bir T.C. vatandaşı olarak değil İmralı ile en azılı Türk düşmanıyla bile görüşülmesinden yanayım. Bu çatışmalar ben üniversitedeyken başladı, 50 yaşıma geldim değişen bir şey yok. 50 bin insanı kaybettik, 500 milyar dolar gitti ama biten hiçbir şey yok.

CEM DİNLENMİŞ (KARİKATÜRİST)
'Büyük harflerle barış'
Ben süreçten umutluyum. Önceki görüşmelere kıyasla kanıksama duygusu ülkeye daha fazla hâkim. Devlette ve toplumda her anlamda kabullenme, görmezden gelme hali var. Aslında bu kötü, ancak istikamet büyük harflerle "barış" olunca bu vaziyet ehvenişer, keyfe keder geliyor. Sürecin başarılı olması ve mutlak bir barış sağlanması için ne yapılması gerek dersek, mutlak barış diye bir gerçeklik var mı evrende emin değilim.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.