X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Koğuş bahçesinin masum çiçekleri
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Koğuş bahçesinin masum çiçekleri

  • Giriş Tarihi: 1.5.2013

Cezaevinde dünyaya gelen çocuklarla ve anneleriyle görüşen yönetmen Funda Tan Arman, Kültür Bakanlığı'nın desteğiyle "Koğuş Bahçesi" adlı bir belgesel hazırladı

Anneleri cezaevinde olduğu için gözlerini parmaklıklar ardında açıp koğuşlarda büyüyen 0-6 yaş arası çocukların dramı, "Koğuş Bahçesi" adlı belgesele konu oldu. Yönetmen Funda Tan Arman, Denizli Bozkurt Kadın Açık, Ankara Sincan Kadın Kapalı ve İstanbul Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'na girerek, mahkum anneler ve çocuklarıyla görüştü. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteklediği belgeselde, çocukların cezaevlerinde anneleriyle birlikte nelere maruz kaldığı, hangi koşullarda yaşadığı, iç dünyaları, hayalleri, dış dünyaya duyduğu özlemleri anlatılıyor. Koğuşta kalan her çocuğun ortak hayali ise içeriye sokulması yasak olan oyuncaklar ve oyun parkı. Kimi çocuk "Burası benim evim, çıkmak istemiyorum" derken kimi de "Allah'ım aç kapıları kurtar bizi buradan" diye dua ediyor. Anneleri ise vicdan azaplarını "Dünyanın en suçlu insanı gibi hissediyoruz. Yaşıtlarıyla oynamaları gerekirken bizim işlediğimiz suç yüzünden cezaevinde büyüyorlar" cümleleriyle dile getiriyor. Süresi 42 dakika olan belgeselde çeşitli sivil toplum kuruluşu yetkilileri ve konunun uzmanları, çocukların durumunu hukuki ve psikolojik yönden değerlendiriyor. Çekim öncesinde yüz kadın tutuklu ve hükümlüyle "kayıt dışı" görüştüğünü söyleyen Arman, "Bu görüşmeler ışığında sorunları belirleyip koğuşlara girdik. İnfaz koruma memurları, cezaevi psikologları, sosyal hizmet uzmanları ve diğer cezaevi çalışanlarıyla da görüşerek taraflara eşit mesafede durduk" diyor.

'DIŞ DÜNYAYA ALIŞAMIYORLAR'
Çocuğu olan annelerin özellikle bebek bezi, mama, ıslak mendil ve oyuncak sıkıntısı yaşadığını da söyleyen Arman, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Bence en büyük sıkıntı annelerin çocuklarına neden dışarı çıkamadıklarını, ailenin diğer fertleriyle beraber yaşamadıklarını anlatamaması. Bu konuda cezaevi psikologları yetersiz. Çünkü yüzlerce kadına bir psikolog düşüyor. Cezası bittikten sonra çocuğu dış dünyaya alıştırma konusunda da problem yaşıyorlar. Tahliye olan çocukların ilk kez bir eve girdiğinde halıya basamadığını, çamaşır ve bulaşık makinesinden korktuğunu duyduk. Tahliye ne demek, avukat, görüşme, mahkeme ne demek biliyorlar ama ev nedir bilmiyorlar. Annesizlik mi daha kötü, yaşamın bu kadar uzağında kalmak mı bilemedik."

'KREŞ İMKÂNI SUNULMALI'
Yaklaşık 450 annenin çocuklarıyla yaşadığını vurgulayan Arman, "Çocukların her tür fiziksel ve duygusal ihtiyaçları belli bir standarda bağlanmalı. Onlar her şeyden önce kendileri için inşa edilmemiş bir yapının içinde ve kurallarını bilmedikleri bir dünyanın yalıtılmış köşesinde yaşama başlıyor. Bu nedenle öncelikle ihtiyaçlarına göre düzenlenmiş fiziksel çevre kurulmalı. 3 yaşından sonra ise kreş imkanları ihmal edilmemeli. Çocuk bir yandan annesini yaşama bağlarken, öte yandan cezaevi şartlarını zorlaştıran, yaşanan pişmanlığı körükleyen bir faktör" diye konuşuyor.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.