X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER ‘Durmadan yemek yiyor adeta intihar ediyordu’
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

‘Durmadan yemek yiyor adeta intihar ediyordu’

  • Giriş Tarihi: 16.11.2014 13:05 Güncelleme Tarihi: 16.11.2014 14:13
‘Durmadan yemek yiyor adeta intihar ediyordu’
‘Durmadan yemek yiyor adeta intihar ediyordu’

Ölümünün 14. yılında en yakın arkadaşı usta sanatçı Ahmet Kaya'yı anlattı

Bugün Ahmet Kaya'nın 14. ölüm yıldönümü. Magazin Gazetecileri Derneği'nin gecesinde yaşanan o meşum olaydan sonra ilk kimi aradı? DGM'de yargılanırken nasıl yaşadı? Yurtdışına nasıl çıktı? Öldüğünde 120 kilo olan Kaya çok yiyerek intihar mı etti? Kaya'nın "Köpek yalnızlığım" diye tarif ettiği günleri en yakın arkadaşı Cevat Korkmaz, ilk kez anlattı...

Cevat Korkmaz eski bir gazeteci. Şimdi işadamı... 1987 yılında Diyarbakır'da Ahmet Kaya'yla tanıştı. Dostlukları Ahmet Kaya'nın ölümüne kadar sürdü. En yakın arkadaşıydı. Ölümünün 14. yılında Ahmet Kaya'yı bir de Cevat Korkmaz anlatsın istedim.



Ahmet'in magazinciler gecesine gideceğini biliyor muydun?

Biliyordum.

Sen niye gitmedin onunla?

O gece benim erteleyemeyeceğim önemli bir işim vardı, gidemedim.

Diyorlar ki: "Ahmet kendisine ayrılan masanın yerini beğenmeyince o fevri konuşmayı yaptı." Bunun gerçeklik payı nedir?

Külliyen yalan. Ahmet öyle biri değildi. Ahmet o tür gecelerden sıkılan birisiydi. Çok heyecanlı biriydi ama bilinçli olarak hiçbir fevri davranışta bulunmazdı. O gece, o lafı söylemesi gerektiğini düşünmüş ve çıkıp söylemiş. Bence o lafın bedelinin bu kadar ağır olacağını hiç tahmin etmedi.

Belli ki bir şeylere tepki duymuştu...

Öyle. O gece okuyacağını söylediği o Kürtçe parça, Suriyeli bir Kürt'ün, Hekim Sefkan'ın bir bestesiydi. Daha önce üzerinde çalışmıştı. Hatta o gece orada görmüş olduğu ilgi, iltifatlar bile onu o lafı söylemeye teşvik etmiş olabilir.

Senin olan bitenlerden ne zaman haberin oldu?

Olaydan bir gece sonra... Ben bir yerde yemekteydim. Gece onu aradım, cep telefonu kapalıydı. Hayatım boyunca onun numarasını unutmayacağım, 0532 213... kapalıydı. Yemekteyken telefon geldi bana, ikimizin sık sık kaldığı Rumeli Kavağın'daki evde bekliyordu beni. Başına bir bela geldiğini o anda anladım. Cuma günüydü, hafta sonunu o evde geçirdik. Pazartesi günü arabamla onu DGM'ye götürdüm.



Mahkemede ne oldu?

Hâkim tutuklama kararı verdi. Onu cezaevine götüreceklerdi. İkimiz yalnız gitmiştik, ne eşi, ne çocukları... Ben yıkıldım. Onu orada bıraktım, tek başıma mahkemeden çıkıp gittim, perişandım. İşyerime gittim, akşama doğru telefonum çaldı. Arayan oydu. Dedi ki: "Beni Ümraniye Cezaevi'nde senin hemşerilerin, Diyarbakırlıların koğuşuna aldılar. Beni çok iyi karşıladılar. Gülten çamaşır falan hazırlamış, git onları evden al, cezaevine getir." Koşarak Etiler'deki evine gittim. Kapıyı çaldım, açtılar, bir de baktım ki mükellef bir sofra kurmuş, sofranın başında o, beni bekliyor. Meğerse tutukluluğuna itiraz edilmiş, itiraz kabul edilmiş, serbest bırakmışlar, bana sürpriz yapmış.

Ondan sonra ne oldu?

Bundan sonra yargılama süreci başladı. Etiler'deki evi terk etti, Levent'teki stüdyoya yerleşti. Stüdyoda da bir divan vardı. Demo'larını orada dolduruyor, orada yatıp orada kalkıyordu. İkimiz orada kalıyorduk. Divana o yatınca ben ayakta kalıyordum, ben yatınca o kalıyordu. Ben çekip gidiyordum, ben gitmeyeyim diye gidip bana şişme yatak aldı. Yatağı şişiriyorduk. O divanda, ben yatakta...

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.