X İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
ARKADAŞINA GÖNDER Gözyaşları sel oldu
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz

Gözyaşları sel oldu

Gözyaşları sel oldu
Gözyaşları sel oldu

Türkiye'yi yasa boğan, 301 işçinin can verdiği, Soma maden faciası davasında tutuklu sanıklar ile madenci yakınları ilk kez yüz yüze geldi. Şehit madenci yakınları "432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor" diyerek feryat etti

Manisa'daki Soma maden faciasında hayatını kaybeden 301 işçinin ölümünde kusurları bulunduğu için haklarında dava açılan 8'i tutuklu 45 sanık, bir günlük aranın ardından, 1.5 milyon lira harcanarak özel olarak hazırlanan kültür merkezinde hâkim karşısına çıktı. Geçen duruşmada, SEGBİS (Ses ve görüntü bilişim sistemi) ile ifade verecek olmaları tepki çeken ve getirilmelerine karar verilen tutuklu sanıklar, Soma Kömür İşletmeleri A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan, Genel Müdürü Ramazan Doğru, İşletme Müdürü Akın Çelik, İşletme Müdür Yardımcısı İsmail Adalı, maden mühendisleri Yasin Kurnaz, Hilmi Kazık ve Ertan Ersoy ile emniyet teknikeri Mehmet Ali Günay Çelik de salonda hazır bulundu. Mahkeme Başkanı'nın duruşma salonuna ayakta kimseyi istememesi nedeniyle içeri alınmayan bazı madenci yakınları ile polisler arasında sert tartışmalar yaşandı. Bazı vatandaşlar sinir krizi geçirdi. Salona getirilen sanıkların etrafına 25 kişilik jandarma timi etten duvar ördü. Duruşmada müdahil avukatların ardından madende hayatını kaybeden 301 işçinin yakınları kendini tanıttı. Bazıları kaybettiği yakınlarının ismini söyleyince gözyaşlarını tutamadı. Hıçkırıklar ve ağlama sesleri birbirine karıştı. Bunun üzerine hâkim, "Sadece isminizi söylemeniz yeterli. Yakınınızın ismini söylemenize gerek yok" dedi. Fenalık geçiren madenci yakını bir kadın, hazır bekletilen ambulansla götürüldü.

KARA TOPRAĞA SARILIYORLAR

Bir madenci yakını "Bebeğim daha 3 günlüktü" diye bağırırken, madenci yakını İsmail Çolak ise "Bunun hesabını bizim huzurumuzda da veremezsiniz. Yaradanın huzurunda da veremezsiniz" diye bağırdı. Yakınlardan Naciye Kayan da "Siz bizi nasıl yaktıysanız, Allah da sizi öyle yaksın" diye feryat etti. Şehit madenci Uğur Çolak'ın annesi Gülsüm Çolak, sanıklara dönerek, "Biri 26 aylık, diğeri 14 aylık iki torunum var. Onlar da çocuklarının yüzünü bu hayatta göremesinler" dedi. Şehit madenci İsmail Coşkun'un eşi Hüsniye Coşkun ise "Onlar kefen yerine naylon ile toprağa gömülsün. Benim 10 aylık ve 2 yaşında çocuğum var" deyip sinir krizi geçirdi. Şehit madenci eşi Gülten Kavas da "Hepsi birbirini suçluyor. En son utanmasalar eşlerimizi suçlu çıkaracaklar" dedi. Şehit madenci Bayram Erol'un eşi Selda Erol ise "432 çocuk baba diye kara toprağa sarılıyor. Adalet istiyoruz" diye haykırdı.

PATRONUN GELİRİ YOK!

Sanıkların kimlik, kişisel ve ekonomik durumlarının tespiti sırasında ise salondaki gerginlik tırmandı. İlk olarak dinlenen madenin sahibi sanık Can Gürkan, aylık geliri sorulduğunda "Şu anda yok" yanıtını verdi. Bunun üzerine madenci yakınları "Var" diye karşı çıktı. Bazı madenci yakınları ise "Yandı paralar" dedi. Gürkan'dan sonra kimlik ve ekonomik durum tespiti için konuşan şirketin genel müdürü Ramazan Doğru ise aylık gelirinin 37 bin lira olduğunu söyleyince madenci yakınları yuhaladı. Doğru'ya "şerefsiz" diyen biri ise salondan çıkarıldı. İşletme müdürü Akın Çelik de gelirinin 12 bin lira olduğunu söyleyince tepki çekti.

SÖZLÜ SAVUNMALAR BUGÜN ALINACAK
Duruşmada kimlik tespitinin ardından 238 sayfalık iddianamenin okunmasına geçildi. 104'üncü sayfada 1 saatlik ara verilip yeniden başlandı. İddianamede yer alan, soruşturma sırasında alınan, sanıklara ait ifadeler madenci yakınlarının tepkisini çekti. İddianamenin 163 sayfadan oluşan ilk 8 bölümünün okunmasının ardından duruşma ertelendi. Duruşmaya, olayla ilgili savcılık değerlendirmesinin yapıldığı 9'uncu bölümle bu sabah devam edilecek. Can Gürkan savcılıktaki ifadesinde, "Bu işe girerken ben ve babam bütün sermayemizi verdik, emeğimizi ortaya koyduk. 6 bin 400 kişiye ekmek kapısı açtık. Kazada en çok biz mağdur olduk" demişti. Ramazan Doğru ise "Ölenlerin çoğunu tanıyorum. Keşke bu kazada ben ölseydim. Bu olaydan dolayı vicdani olarak bana gelebilecek her türlü cezaya razıyım" şeklinde ifade vermişti.

ŞEHİT MADENCİLER ANITI BİTMEK ÜZERE
Faciada hayatını kaybeden madencilerden 39'unun defnedildiği Soma Mezarlığı'nda şehitlik projesi hızla ilerliyor. Yeni düzenleme ile şehit madencilerin mezarlarını mermerle kaplayan işçiler, peyzaj ve anıt için de gece gündüz çalışıyor. İsimlerin yazılı olduğu anıtla birlikte şehitliğin ortasında içinden ateş çıkan kömür teması da yapılıyor. Anıtın haziran ayında bitirilmesi planlanıyor. Şehit madencilerden 2 çocuk babası Uğur Çolak'ın amcasının akrostiş yöntemiyle kaleme alıp mezara koydurduğu şiir yürek burktu.

301 KEZ 'OLASI KASTLA ÖLDÜRMEKTEN' YARGILANIYORLAR
13 Mayıs 2014'te, Soma Holding'in işlettiği Eynez maden ocağında çıkan yangın sonucu yaşları 18 ila 53 arası değişen 301 işçi hayatını kaybetmişti. 162 kişi yaralı kurtulmuştu.
Davada 45 kişi yargılanıyor. Sanıklardan, Can Gürkan'ın yanı sıra, Ramazan Doğru ve Akın Çelik dahil sekizi tutuklu. Yönetim Kurulu Başkanı Alp Gürkan ve devlete bağlı Ege Linyit İşletmeleri Genel Müdür Yardımcısı Ali Ulu ile ilgili "kovuşturmaya yer olmadığı" kararı verilmişti.
İddianamede tutuklu 8 sanık 301 kez "Olası kastla öldürme" ve 161 kez "neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama", 5'i iş güvenliği vardiya mühendisi olan 8 tutksuz sanık "Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmakla", 29 kişi ise "taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmakla" suçlanıyor.
Bilirkişi incelemesine göre facia şöyle gerçekleşti: "Topuk olarak bırakılan kömürün kontrolsüz şekilde kendiliğinden yanmasıyla oluşan karbonmonoksit gazı temiz hava ile temas edince tam yanmaya dönüştü. Yangın 3 numaralı kömür nakil bandının bulunduğu yoldaki bant, ahşap tahkimat, PVC borular ve elektrik kabloların tutuşturdu. Su ile soğutma sırasında açığa çıkan zehirleyici ve boğucu gazlar işçileri etkiledi."
Bilirkişi raporunda 20 başlıkta asli veya tali kusur tespit edildi: "Sensörlerden gelen oksijen ve karbonmonoksit seviyelerindeki farklılık dikkate alınmadı", "Havalandırma sistemi ocağa uygun yapılmadı", "Ahşap kamalar, PVC borular, bantlar ve elektrik kabloları yangına karşı dayanıklı değildi", "Planlanandan fazla üretim yapıldı. "Maskeler çalışmadı. Çoğunluğu kullanım ömrünü doldurmuş.
Tanık Serkan Turhan, "H panosunda sürekli metan gazı olurdu. Orada çalıştığımızda baş dönmemiz olurdu. Birkaç defa gaz yüksekliğinden sistem durdu. Ama üretime devam ettik" dedi.

AKHİSAR'DA ÜST DÜZEY ÖNLEM
Davanın görüldüğü, Manisa'nın Akhisar ilçesinde hareketlilik gece saatlerinde başladı. Gece yarısı 8 tutuklu sanık İzmir Şakran'daki cezaevinden yüksek güvenlik önlemleri altında Akhisar'a doğru yola çıkarıldı. Saldırı ihtimaline karşın farklı güzergahlardan getirilen sanıklar Akhisar'da nezarethaneye konuldu. Sabah saat 07.00'de duruşmanın yapılacağı kültür merkezi bahçesine getirilen sanıklar, duruşmanın başlayacağı saate kadar askerlerin çevresinde önlem aldığı cezaevi ring aracının içinde bekledi.
Mahkeme Başkanı Aytaç Ballı'nın aldığı karar uyarınca güvenlik önlemleri artırıldı. Jandarma sanıkların etrafında etten duvar ördü. Yaklaşık 40 çevik kuvvet polisi de izleyicilerin içinde oturarak güvenlik önlemi aldı.
Dışarıdaki bazı madenci yakınlarının içeri alınmasını isteyen bir avukata hakim, "O zaman 20 avukat dışarı çıksın dışarıdakileri içeri alalım" diye çıkıştı. Avukat, "Salondaki memurlar bariyerin diğer tarafına geçerse sorun çözülür" dedi ama duruşmaya devam edildi.
Mahkeme salonu girişinde yapılan üst aramasıyla cep telefonları, çakmaklar, bozuk paralar, elektronik cihazlar ve su şişeleri alındı. Sanıklara fırlatılma ihtimali göz önünde bulundurularak bu maddeler içeri sokulmadı.
Ölen madencilerle soyadı tutmayanlar içeriye alınmadı. Sadece 1. derece yakınlar mahkemeye alındı.
CHP'li milletvekilleri Akhisar'a çıkarma yaptı, bazı gruplar salon önünde protesto gösterileri yaptı.

kalan karakter 1000

ÖNEMLİ NOT: Bu sayfalarda yayınlanan okur yorumları okuyucuların kendilerine ait görüşlerdir. Yazılan yorumlardan SABAH veya sabah.com.tr hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.