Türkiye'deki en son depremler!

Giriş Tarihi: 14.1.2016 11:02
Türkiye'deki en son depremler!

Türkiye'de son depremler nerede oldu? Diye merak eden vatandaşlar haberimizden faydalanabilirler. Son olarak kaydedilen depremlerin nerede olduğunu aşağıda verdiğimiz bağlantıdan öğrenebilirsiniz. En çok korkulan doğal afetlerden biri olan depremin, en son hangi ilde, saat kaçta ve kaç şiddetinde olduğunu haberimizde verdiğimiz linkten öğrenebilirsiniz. İşte Türkiye'de yaşanan son depremler listesi ve ayrıntılı bilgileri.

Doğu Akdeniz'in Çukurova Bölgesi illerinden olan Osmaniyede 3, Adanada ise 2 ayrı hafif şiddette deprem meydana geldi.

Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre ilk deprem saat 14.35te meydana geldi. Merkez üssü Sumbas İlçesinin Esenli Köyü olan ve yerin 5 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin büyüklüğü 3.1 olarak ölçüldü.

SON DEPREMLER LİSTESİ İÇİN TIKLAYINIZ...

İkinci deprem ise saat 17.43te meydana geldi. Merkez üssü yine Esenli Köyü olan ve yerin 5 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin büyüklüğü 3.2 olarak açıklandı.

Rasathane, Osmaniyedeki 3üncü depremin merkez üssünü ise ilk 2 depremin merkez üssü Esenli Köyüne 10 kilometre uzaklıktaki Çiçeklidere Köyü olarak açıkladı. Saat 21.29da yerin 9 kilometre derinliğinde meydana gelen depremin büyüklüğü ise 1.6 olarak ölçüldü.

Çukurovadaki 4üncü deprem, Çiçeklidere Köyüne 35 kilometre uzaklıktaki Adananın Kozan İlçesinin Çobanpınarı Mahallesinde meydana geldi. Yerin 7.7 kilometre derinliğinde saat 21.44te meydana gelen depremin büyüklüğü 2.4 olarak ölçülürken, 15 dakika sonra saat 21.59da Çobanpınarına 28 kilometre uzaklıkta olan Karabucak Mahallesinde 5inci deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi, 7.2 kilometre derinlikte meydana gelen depremin büyüklüğünü 1.8 olarak açıkladı.

6 AY ÖNCE 5.2 İLE SALLANMIŞTI

Hafif şiddette meydana gelen 5 depremde de can ve mal kaybı yaşanmazken, Çukurova 6 ay önce 5.2 büyüklüğünde bir depremle sallanmıştı. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü kayıtlarına göre 30 Temmuz 2015te saat 01.00'de Adana'nın sahil ilçesi Karataş'a 8 kilometre uzaklıktaki Tuzla mevkii açıklarında yerin 21.5 kilometre derinliğinde meydana gelen deprem yaklaşık 10 saniye sürmüş, halk paniğe kapılıp evlerinden sokaklara çıkmıştı.

Kış Mevsiminde Deprem Daha Tehlikeli

Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) Afet Yönetimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. İskender Dölek, özellikle kış mevsiminde meydana gelecek depremin daha tehlikeli olduğunu açıkladı.

Üniversitenin kampus yerleşkesinde düzenlenen seminerde, Lice, Bingöl, Karlıova, Varto, Bulanık ve Malazgirt'in güney kısımlarında yer kabuğunda gerilimin artmaya başladığını belirten Yrd. Doç. Dr. İskender Dölek, vatandaşların bilgilendirilmesinin önemli olduğunu söyledi.

Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesinin büyük bir bölümünün Türkiye Deprem Bölgeleri Haritası incelendiği zaman birinci derecede deprem bölgesi içerisinde yer aldığını ifade eden Dölek, "Bunun anlamı birinci derecede deprem bölgelerinde bir ve ikinci derecedeki alanların toplamı yüzde 66'dır. Bunun anlamı da Türkiye'de her an birinci ve ikinci derecede deprem bölgelerinin altıdan büyük bir depremin meydana geleceği anlamını taşır. Bunları, işte büyük bir depreme neden olabilecek beklentisi içerisine sokmak yerine bölgede her an altıdan büyük deprem olabilecek potansiyel söz konusu ise deprem için gerekli tedbirleri almak gerekiyor" dedi.

Doğu Anadolu Bölgesinde 4,5 şiddetindeki depremin hasara neden olabileceğini anlatan Dölek, şöyle konuştu:

"Şimdi böyle bir özellik var, depremleri sadece yer kabuğu olarak düşünmemek lazım. Sosyoekonomik koşulları da olan unsurlardır. Türkiye'de hasar yapıcı depremler 5,5 şiddetindeki depremdir. Doğu Anadolu Bölgesinde 4,5 şiddetindeki deprem hasar yapabilir. Bölgedeki yapı stokları vesaire şeyler düşünüldüğü zaman büyük bir deprem olmadan da daha küçük depremlerde hem yapılarda hasara hem de can kayıplarına neden olabilir. Özellikle kış mevsiminde meydana gelen deprem bu bakımdan daha tehlikelidir. İnsanların kapalı mekanlarda oldukları düşünüldüğü zaman hava ve iklim koşullarından dolayı korunaksız yıkılabilecek yapı stokuna sahip olan yerlerde barınan insan sayısı daha yüksektir. Bu da riski artıran unsurlardan biridir."

"Şimdi bu meydana gelen depremler bizim takip ettiğimiz, beklediğimiz depremlerdir" diyen Dölek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Bunlar Muş için neyi ifade ediyor? Tamamlanan proje kapsamında işte Bitlis Eren Üniversitesinden Alper ve Levent hocalarım çalıştı. Jeofizik uzmanı iki arkadaşımız çalıştı bu konuyu. Onların 2, 6, 10, 12, 14 kilometre derinliklere kadar olan faylarda gerilme analizleri yaptıkları zaman işte Lice, Bingöl, Karlıova, Varto, Bulanık, Malazgirt'in güney kısımlarında da yer kabuğunda gerilim artmaya başladı. İşte Van gölünün yine güney ve batı kesimlerinde yer kabuğunda gerilimin artmaya başladığı çizdikleri, oluşturdukları krom gerilim analizleri ile ortaya konuldu. O nedenle bu depremin meydana gelmesi bizim için çokta sürpriz değil. Zaten 2000 yılından itibaren bölgede artan bir deprem aktivitesi var. 2011 Van depremi zaten bölgenin her tarafını titretti. Bu bir çana bir tokmakla vurduğunuzda çanın yüzeyinin titremesi gibi bölgenin her tarafında sarsılmasına neden olur."

2000 yılından beri artan bir deprem aktivitesinin bölgede söz konusu olduğunu anlatan Dölek, şunları söyledi:

"Korkmak yerine depreme hazır hale gelecek dirençli bir toplum oluşturmak gerekiyor. Bu şehir merkezinden başlayarak kırsal alanlara kadar devam edecek. Verilecek hem deprem eğitimleriyle hem de bölgedeki yapı stokların elden geçirilmesiyle işte küçük şiddetteki depremlerle yıkılabilecek yapı stoklarının elden geçirilerek daha dirençli hale getirilmesi sağlanmalıdır."

Afet Uygulama ve Araştırma Merkezi olarak üniversite gençlerine bu depremle alakalı teorik bilgileri aktardıklarını vurgulayan Dölek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçen yıl milli eğitime bağlı ilköğretim okullarında ve liselerde bu bilgilendirme çalışmalarını yapmıştık. Geniş kitlelere ulaşarak afet bilincini,deprem bilincini oluşturarak depreme dirençli, depreme dayanıklı bir toplum oluşturmaya çalışıyoruz. Özellikle üniversite kapsamında lokal olarak söylersek, depreme dirençli bir üniversite, depreme dirençli bir toplum oluşturacak çekirdek yapılarda bir tanesi bu tür çalışmalarda üniversitede afet merkezi kapsamında devam edecek."

Bölgede meydana gelen depremle ilgili verilen bilgilerin önemli olduğunu kaydeden üniversite öğrencisi Bahar Alkan ise, "Bingöllüyüm. Yaşamış olduğumuz bölgede çok deprem olmaktadır. Bu bölgede yaşayan herkes depremi hissetmiştir. Depremden korkmak yerine önlem almak daha mantıklıdır" dedi.,

Peribacalarının depremden etkilenme riski az

Nevşehir'deki eşi benzeri bulunmayan doğal oluşumlu peribacalarının volkanik yapılarının, dalgaları söndürücü etkisi olduğu için depremde yıkılma riskinin az olduğu belirtildi.

Jeofizik Mühendisleri Odası Nevşehir Bölge Temsilciliği Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Burak Dolgun, Nevşehire bilinen en yakın fay hattı olan Salanda hattı, Gülşehirin Gümüşkent beldesinden geçmektedir. Bunun dışında Kayseri tarafında Ecemiş hattı, Seyhan depreminin tetiklediği faylar ve Kırşehirdedepremin yaşandığı mevcut lokal faylardan da Nevşehir etkileniyor. Nevşehirle ilgili olarak tarihi kayıtlarda rastlanan deprem yok. Jeofizik Mühendisliği hesaplarına göre, çevresindeki 100 kilometre yarı çapa göre deprem etkisi alınır. 100 kilometre yarı çapında olan depremler olan Kırşehir, Kayseri ve Seyhan depremlerinden şehrimiz etkilenmiştir. Tarihsel dönemde aletsel olarak ölçülen 6.6 büyüklüğünde bir deprem oldu. Bu Nevşehir merkeze kuş uçuşu 80 kilometre uzaklıktaki bir fay hattında oldu. Bölgemize etkisi az oldu. Bilimsel olarak daha ayrıntılı araştırılması gerekir ama volkanik malzemenindeprem dalgalarını söndürücü etkisi olduğu için zemin büyütmesi dediğimiz olay, Nevşehirde etkili değildir. Düşük seviyelerdedir. Bu yüzden de depremleri aktif olarak hissetmiyoruz. Depremlerde can, mal kaybı ile peribacalarında deformasyon yaşamıyoruz. Büyük çaplı depremlerde peribacalarının üzerindeki şapka kısmı düşme tehlikesi geçirebilir. Ya da aşınması daha kolay olabilir. Eğer arasında çatlaklar oluşturursa bunların arasına girecek su ve rüzgar nedeniyle deformasyon oluşturabilir dedi.

Kapadokyada peribacalarının tarihsel süreçte üç ayrı volkanizmanın etkisinde oluştuğunu kaydeden Dolgun, Erciyes, Güllü ve Hasan dağlarının patlamasından sonra yağmur, rüzgar gibi çevresel etkilerle günümüze kadar şekilleri oluşmuş, hala da oluşmaya devam ediyor. Bölgemizde mevcut olanlar içerisinde ömrünü tamamlayan peribacaları yıkılıyor, buna sıkça rastlıyoruz. Yeni peribacaları oluşumları da devam etmektedir. Erciyes Dağı bundan 8 milyon yıl önce patladı. 6 milyon yıl önce ise Hasan Dağında patlama gerçekleşti. Bu kadar uzun yıllara dayanan oluşum hala devam ediyor diye konuştu. Bölgedeki peribacalarının genelde bakımsızlık yüzünden yıkıldığını kaydeden Dolgun, bunun da kışın sızan suların don olayı sonrasında genleşme etkisiyle birbirini itmesi sonucu olduğunu ifade etti.

Son depremlerin nerede olduğunu haberimizden öğrenebilirsiniz. Vatandaşların en büyük korkularından olan depremin en son hangi ilde ve bölgede olduğunu sizlerle paylaşıyoruz. Türkiye'nin deprem bölgesinde yer almasından dolayı bir çok kez deprem meydana gelebiliyor. Peki son depremler nerede kaydedildi? İşte Türkiye'deki son depremler ve büyüklükleri.
ARKADAŞINA GÖNDER
Türkiye'deki en son depremler!
* Birden fazla kişiye göndermek için, mail adresleri arasına “ ; ” koyunuz