YAZARA MAİL GÖNDER Kürtçü-Gülenci gerilimi

YAZARLAR

Üç kişilik BDP heyetinin Abdullah Öcalan ile yaptığı görüşme Milliyet gazetesi tarafından kamuoyuna duyuruldu.
Akıl almaz yorumlar duyuyoruz: Efendim, Milliyet bunu nasıl yaparmış? Tabii ki yapacak! İşi bu, mesleği bu...
Eğer o metnin gizlenmesi gerekiyorsa, bunu gazeteci değil 'sorumlusu' yapar: Hükümet, MİT, BDP; ilgilisi her kimse...
Asıl sızmaması tuhaf olurdu. Çünkü çok kişinin yer aldığı konuşmalar, genellikle medyaya yansır. Zeki ve tecrübeli bir siyasetçi olan Öcalan, bu durumu bilerek konuşuyor.
Mesela bir ara dili sürçüyor, "Tayyip'in hükümet mekaniği..." diyor. Ama sonra hemen üslubunu düzeltiyor: "Sayın Başbakan zekice bu mekaniği teşhis etmiş ve iyi kullanıyor..."
Bir daha da "Tayyip" demiyor.
Ayrıca AK Parti'yi kıyasıya eleştiriyor ama Başbakan Erdoğan'a toz kondurmuyor. Çünkü metnin Başbakan'ın önüne gideceğini biliyor.
Tartışılan metin resmi zabıtlar mı, yoksa heyetin aklında kalanların kâğıda dökülmesi mi? Ne fark eder? Belli ki böyle şeyler konuşulmuş işte...
Asıl önemli olan Öcalan'ın; BDP, Kandil ve Avrupa'ya gönderdiği 3 belge... Kendi tabiriyle, "10 maddelik Demokratik Barış Sürecine Felsefi Bakış... Yine 10 maddelik Demokratik Çözüm Planı... Ve toplam 19 maddeden oluşan, üç aşamalı Demokratik Barışın Eylem Planı..." Gerisi (çok zevkli) dedikodu!
Bir de "kim sızdırdı" tartışması oldu... Bence çok önemli değil ama bazı ipuçları BDP'yi gösteriyor. Örneğin metnin bir yerinde "xımıl" diye bir kelime geçiyor.
Bağlamdan da belli: Türkçedeki "hımbıl" işte... Kelimeyi "X" harfiyle yazsa yazsa bir Kürt yazar. Dün akşamüstü itibariyle "Altan Tan sızdırdı" deniliyordu ki makul bir iddia.
Ben hâlâ Oslo görüşmelerini, Hükümet'in sızdırdığına inanıyorum. Neticede Hükümetin işine yaradı.
İlk başta bunun da Hükümet tarafından sızdırıldığını düşündüm. Çünkü Başbakan Erdoğan milleti tartıştırdıktan sonra, en zorlu meseleleri bile kendi lehine çevirebiliyor. (Herhalde yine aynısını yapar.)
İmralı notlarına en büyük tepki, Gülen Cemaati'nden geldi. Çünkü Öcalan, Gülencileri, ABD'nin maşası olarak görüyor. MİT Başkanı Hakan Fidan'ı yargılama çabasının, aslından Başbakan'a yönelik darbe girişimi olduğunu iddia ediyor. Tabii bir de çok sayıda KCK'lının tutuklanması var.
Aslında bu tip değerlendirmeler yeni değil. Öcalan'dan önce, başkaları tarafından da yapıldı: Mesela Fidan meselesine "darbe" adını veren, eski MİT yöneticisi Cevat Öneş'ti...
Öcalan'ın, Gülencileri gündeme getirmesi, aralarındaki gerilimin artarak süreceğinin işareti...
Bir örnek... BDP'liler, Gülencilerin, Güneydoğu'daki faaliyetlerinden rahatsız. Kulaklarımla şahit olmuştum: "Çocuklarımızı asimile ediyorlar" deyip küfrü basıyorlar.
Barış sürecinin doğası gereği, AK Parti ile BDP arasında bir yakınlaşma olabilir... Bu da Gülencileri sıkıntılı günler bekliyor demektir.
Not: Birçok kuruma yayılmış olan Gülenciler, belki susacak ama sinmeyecektir. "Kemalistlerle işbirliği yaparlar mı acaba" diye sormayın. Ben nereden bileyim?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.